Turba bataklıkları, gezegenin en kritik karbon yutaklarından biri olarak kabul ediliyor. Dünyadaki tüm ormanların depoladığı karbonun iki katından fazlasını bünyesinde barındıran bu ekosistemler, iklim değişikliğiyle mücadelede hayati bir rol oynuyor. Ancak Birleşik Krallık'ta turbalıkların yüzde 80'i bozulmuş durumda ve çıkarılan turbaların büyük kısmı bahçecilik sektöründe kullanılıyor. Uzmanlar, bu durumun giderek kötüleştiği konusunda uyarıyor.
Turba çıkarımının çevresel bedeli
Turba, binlerce yıl boyunca çürümemiş bitki kalıntılarının su altında birikmesiyle oluşan organik bir maddedir. Bu süreç, karbonun atmosfere salınmasını engelleyerek doğal bir karbon deposu işlevi görür. Ancak turba çıkarıldığında, bu karbon havaya karışarak sera gazı emisyonlarını artırır. İngiltere'de her yıl bahçecilik için yaklaşık 2 milyon metreküp turba çıkarılıyor. Bu, yılda yaklaşık 500.000 ton karbondioksit emisyonuna eşdeğer. Campaign to Protect Rural England (CPRE) gibi çevre örgütleri, turba kullanımının tamamen yasaklanması için hükümete baskı yapıyor. 2021'de İngiltere, 2024'e kadar turba satışını sonlandırma hedefi koymuştu ancak bu hedef ertelendi ve şu an 2027 yılı konuşuluyor.
Bahçıvanların bir kısmı, turbanın su tutma kapasitesi ve düşük pH değeri sayesinde özellikle orman gülleri, açelyalar ve yaban mersini gibi asidik toprak seven bitkiler için ideal olduğunu savunuyor. Ancak alternatifler de mevcut: Hindistan cevizi lifi, kompostlanmış ağaç kabuğu ve solucan gübresi gibi malzemeler turbanın yerini alabilir. Royal Horticultural Society (RHS), 2025 itibarıyla tüm gösteri bahçelerinde turba kullanımını durdurmayı planlıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Turba sorunu yalnızca İngiltere'ye özgü değil. İrlanda, Finlandiya ve Baltık ülkelerinde de geniş turba alanları bulunuyor. İrlanda, enerji üretiminde turbaya uzun süre bağımlı kalmış ve bu durum ülkenin karbon emisyonlarını artırmıştı. Ancak İrlanda, 2020'lerin başında turba kaynaklı elektrik üretimini sonlandırdı. Finlandiya ise turba çıkarımını yavaş yavaş azaltıyor. Küresel ölçekte, turba bataklıklarının korunması, Paris İklim Anlaşması hedeflerine ulaşmak için kritik. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), turba alanlarının yılda 2 milyar ton karbondioksit tuttuğunu tahmin ediyor. Bu miktar, küresel fosil yakıt emisyonlarının yaklaşık yüzde 5'ine denk geliyor.
Türkiye'de turba bataklıkları yaygın olmamakla birlikte, ülkenin kuzeyindeki yüksek rakımlı alanlarda ve sazlık bölgelerde benzer ekosistemler bulunuyor. Ancak asıl tehlike, iklim değişikliğinin turba alanlarını tehdit etmesi ve bunun karbon döngüsünü olumsuz etkilemesi. Ayrıca Türkiye, tarım ve bahçecilikte kullanılan turbayı ithal ediyor. Bu da dışa bağımlılığı artırıyor ve karbon ayak izini büyütüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Turba bataklıklarının korunması ve turba kullanımının azaltılması, küresel iklim hedefleri açısından kritik olsa da Türkiye'ye doğrudan etkisi sınırlı görünüyor. Ancak Türkiye'nin tarım ve bahçecilik sektörlerinde turba ithalatına bağımlı olması, bu alandaki küresel düzenlemelerden etkilenebileceği anlamına geliyor. AB'nin turba kullanımını kademeli olarak yasaklaması, Türkiye'ye yapılan ihracatı da etkileyebilir ve alternatif malzeme arayışını hızlandırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin karbon emisyonlarını azaltma taahhütleri kapsamında, yerel ekosistemlerin korunması ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının teşvik edilmesi önem kazanıyor. Bu haber, Türkiye'deki çevre politikalarının ve ithalat stratejilerinin gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor.