Tunus, Cumhurbaşkanı Kays Said'in parlamentoyu feshedip yetkileri tek elde topladığı olağanüstü tedbirlerin beşinci yıl dönümünü kutlarken, ülke bir haftayı aşkın süredir devam eden elektrik kesintileri ve benzeri görülmemiş sıcak hava dalgasının pençesinde. Yerel kaynaklara göre, aşırı sıcakların etkisiyle kesintilerin yol açtığı sağlık sorunları nedeniyle 150 ila 200 kişi hayatını kaybetti. Yetkililer, ölü sayısını doğrulamış değil; ancak hastanelerdeki yoğunluk ve sosyal medyaya yansıyan görüntüler durumun vahametini gözler önüne seriyor. Kuzey Afrika ülkesi, son yılların en derin siyasi ve ekonomik krizlerinden birini yaşarken, halk hem siyasi belirsizlik hem de temel ihtiyaçlara erişimdeki güçlükle boğuşuyor.
Beş Yıllık Olağanüstü Yönetim: Kurumların Çöküşü
25 Temmuz 2021'de Cumhurbaşkanı Kays Said, anayasayı askıya alarak Meclis'i feshetmiş, yürütme yetkilerini tek başına üstlenmiş ve olağanüstü kararnamelerle ülkeyi yönetmeye başlamıştı. O dönemde Said, bu adımı 'yolsuzlukla mücadele' ve 'siyasi felci sona erdirme' gerekçesiyle savunmuş; ancak muhalefet, bu hamleyi 'darbe' olarak nitelendirmişti. Beş yıl içinde Said, anayasayı değiştirerek başkanlık sistemini güçlendiren yeni bir anayasa referandumu düzenledi, yargıyı ve düzenleyici kurumları kendi kontrolü altına aldı. Siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin etkisi neredeyse tamamen ortadan kalktı. Bu süreçte ülke, uluslararası toplumdan ve özellikle Avrupa Birliği'nden gelen eleştirilere maruz kaldı; ancak Said, 'iç işlerine karışılmaması' uyarısında bulunarak yoluna devam etti.
Ekonomik cephede ise durum giderek kötüleşti. Tunus, 2021'den bu yana art arda kredi notu düşüşleri yaşadı ve Uluslararası Para Fonu (IMF) ile anlaşma sağlayamadı. Sübvansiyonların kaldırılması, temel gıda ve enerji fiyatlarında ciddi artışlara yol açtı. Elektrik üretiminin büyük bölümünü doğal gazla sağlayan ülke, gaz ithalatını finanse etmekte zorlanıyor; bu nedenle son haftalarda yaşanan kesintiler, özellikle yazın en sıcak günlerinde halkı adeta karanlığa mahkum etti. Klima ve soğutma sistemlerinin çalışmaması, aşırı sıcakların etkisini katlayarak özellikle yaşlılar ve kronik hastalar arasında ölümlere neden oldu.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Tunus'taki kriz, yalnızca ülke sınırlarıyla sınırlı kalmıyor. Akdeniz'in güneyinde yer alan Tunus, düzensiz göçün önemli bir geçiş noktası olması nedeniyle Avrupa için kilit öneme sahip. Avrupa Birliği, 2023'te Tunus ile imzaladığı göç anlaşması çerçevesinde ülkeye mali destek sağlarken, devam eden istikrarsızlık Avrupa'ya yönelik göç baskısını artırabilir. Aynı zamanda Tunus, Libya ve Cezayir ile olan sınırları dolayısıyla bölgesel güvenlik açısından kritik bir konumda. Ülkenin iç karışıklıklara sürüklenmesi, sınır ötesi silah kaçakçılığı ve terör örgütlerinin hareketlenmesi riskini doğurabilir. Küresel ölçekte ise Tunus'un yaşadığı bu kriz, birçok gelişmekte olan ülkede görülen enerji yoksulluğu ve iklim değişikliğinin yarattığı aşırı hava olaylarının, kırılgan siyasi yapılarla birleştiğinde nasıl insani felaketlere yol açabileceğinin çarpıcı bir örneği olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tunus'taki kriz, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve göç politikaları açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, Müslüman Kardeşler karşıtı Said yönetimiyle ideolojik olarak mesafeli bir ilişki sürdürmekle birlikte, son yıllarda ekonomik işbirliğini artırma çabasında. Ancak Tunus'ta olası bir toplumsal patlama, Akdeniz'de yeni bir kriz alanı yaratabilir ve bu durum Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel denklemi üzerinde olumsuz etkiler doğurabilir. Ayrıca, Avrupa'ya yönelik göç akışlarının artması, Türkiye'nin elini güçlendirebileceği gibi, yeni bir mülteci krizinin kapısını da aralayabilir. Ankara'nın, Tunus'taki gelişmeleri yakından izlemesi ve olası insani yardım ve diplomatik girişimler için hazırlıklı olması gerekiyor.