Tunus'un başkenti Tunus'ta, Cumhurbaşkanı Kays Said'in yönetimine yönelik artan ekonomik ve siyasi hoşnutsuzluk, Perşembe günü muhalefet ve aktivistleri sokaklara döktü. Göstericiler, Said'in istifasını ve demokrasinin yeniden tesisi için çağrıda bulundu. Ülke genelinde yükselen işsizlik, enflasyon ve pandemi kaynaklı ekonomik sıkıntılar, hükümete karşı öfkeyi körüklerken, göstericiler özgürlük ve adalet taleplerini dile getirdi.
Gelişmenin arka planı
Tunus'taki protestolar, Cumhurbaşkanı Kays Said'in 2021'de anayasayı askıya alıp parlamentoyu feshetmesi sonrasında tek yetkili olmasının ardından gelen süreçte toplumsal patlamanın en son örneğini oluşturuyor. Said, olağanüstü yetkilerle ülkeyi yönetiyor ve bu durum, siyasi partiler ile sivil toplum kuruluşlarının yoğun eleştirilerine neden oluyor.
Göstericiler, başkentteki Habib Burgiba Caddesi'nde toplanarak, 'Devrim tehlikede', 'Kays istifa' sloganları attı. Polis, göstericileri dağıtmak için biber gazı kullandı ve en az 12 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Muhalefet partileri, gösteriye katılımın yüksek olduğunu ve halkın artık ekonomik krizden sorumlu tuttuğu hükümetten kurtulmak istediğini belirtti.
Ülkede işsizlik oranının %18'i aştığı, genç nüfusta bu oranın %40'lara ulaştığı ve temel gıda maddelerindeki fiyat artışlarının halkı zor durumda bıraktığı ifade ediliyor. Dünya Bankası verilerine göre, Tunus ekonomisi 2020'de %8,8 daraldı ve 2021'de toparlanma beklentileri pandemi ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle zayıf kaldı.
Muhalefet, Said'in politikalarının ülkeyi otoriterleşmeye götürdüğünü ve ekonomik felaketin sorumlusu olarak yönetimi suçluyor. Yapılması planlanan anayasa referandumu ve parlamento seçimlerinin, kriz ortamında şeffaflık ve özgürlüklerden yoksun olacağı eleştirileri dile getiriliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Tunus, Arap Baharı'nın doğduğu ülke olarak, bölgede demokrasi ve istikrar açısından sembolik bir öneme sahip. Yaşanan son gelişmeler, Kuzey Afrika'da siyasi istikrarsızlık ve otoriterleşme eğilimlerinin arttığı bir döneme denk geliyor. Uluslararası toplum, Tunus'taki demokratik kazanımların kaybedilmesinden endişe ediyor.
ABD ve Avrupa Birliği, Said'in tek taraflı adımlarını eleştirirken, bölgesel aktörlerden Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin Said yönetimiyle yakın olduğu biliniyor. Bu durum, bölgesel güç mücadeleleri ve demokrasi ile otoriterlik arasındaki çekişmeyi yansıtıyor.
Ekonomik boyutta ise uluslararası kredi kuruluşları, Tunus'un mali krizini aşmak için acil reformlar yapması gerektiğini vurguluyor, fakat siyasi kriz reform sürecini felç ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tunus'taki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin Kuzey Afrika'daki stratejik çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, bölgede demokratik meşruiyetin korunması ve halk iradesinin yansıması açısından Tunus'taki gelişmeleri dikkatle izliyor. Tunus'un istikrara kavuşması, Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği ve göç hareketleri üzerinde doğrudan etkili olabilir. Ayrıca, iki ülke arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 1 milyar dolar seviyesinde ve bu ekonomik ilişkilerin sürdürülebilmesi için siyasi istikrar önem taşıyor. Türkiye, Tunus'un demokratik sürecine verdiği desteği vurgulayarak, diyalog ve uzlaşının sağlanması çağrısında bulunabilir. Bölgedeki otoriterleşme dalgası, Türkiye'nin demokrasi ve insan hakları vurgusuyla çelişebileceğinden, Ankara'nın tutumu dikkatle takip edilecek.