Sırbistan'ın kuzeyindeki Tuna Nehri'nde su seviyesi, son ölçümlerin başladığı 1914 yılından bu yana en düşük seviyeye inerek bölgede kum adalarının ortaya çıkmasına, marinaların kurumasına ve çok sayıda yük gemisinin nehir yatağında mahsur kalmasına neden oldu. Yetkililer, su seviyesinin mevsim normallerinin oldukça altında seyrettiğini ve durumun özellikle nehir taşımacılığı yapan şirketler için ciddi ekonomik kayıplara yol açtığını belirtiyor.
Tuna'nın çekilmesi: Sırbistan'da su seviyesi rekor kırıyor
Sırbistan Hidrometeoroloji Kurumu verilerine göre, Tuna Nehri'nin başkent Belgrad yakınlarındaki su seviyesi, sezonun en düşük seviyesi olarak kaydedilen 114 santimetreye kadar düştü. Bu seviye, nehrin normal yaz dönemi ortalamasının (yaklaşık 250-300 cm) çok altında ve 2022'deki kuraklık döneminde ölçülen 117 santimetrelik önceki rekoru da geride bıraktı. Uzmanlar, bu düşüşün nedenleri arasında bölgedeki uzun süreli kuraklık, kar erimesinin azalması ve nehrin yukarı kesimlerindeki barajlarda su tutulmasını gösteriyor.
Su seviyesindeki bu dramatik düşüş, özellikle Sırbistan'ın kuzeyindeki Apatin, Novi Sad ve Zemun gibi şehirlerde belirgin şekilde hissediliyor. Nehir yatağında oluşan kum adaları, bazı bölgelerde kıyıdan yürüyerek ulaşılabilecek kadar büyük alanlar oluşturdu. Marinalarda tekneler çamurun içinde kaldı, iskeleler kullanılamaz hale geldi. Tuna üzerindeki birçok feribot seferi iptal edilirken, bazı turistik gezi tekneleri de seferlerini durdurmak zorunda kaldı.
Nehir taşımacılığı yapan şirketler ise en büyük kaybı yaşayanlar arasında. Sırbistan'ın yanı sıra Macaristan, Hırvatistan ve Romanya'ya mal taşıyan yük gemileri, su seviyesinin düşmesiyle birlikte karaya oturdu. Bazı gemiler günlerce nehirde mahsur kalırken, bazıları da yüklerini başka taşıma araçlarına aktarmak zorunda kaldı. Sırbistan İç Su Taşımacılığı Birliği Başkanı Aleksandar Radovanović, durumun 'felaket' boyutunda olduğunu ve sektörün milyonlarca avro kaybettiğini ifade etti. Radovanović, 'Tuna, Avrupa'nın en önemli ulaşım koridorlarından biri. Bu durum sadece Sırbistan'ı değil, bölgedeki tüm ticareti olumsuz etkiliyor' dedi.
İklim değişikliği ve bölgesel etkiler
Tuna Nehri'ndeki bu rekor düşük su seviyesi, sadece Sırbistan'ı değil, nehrin geçtiği diğer ülkeleri de etkiliyor. Macaristan'da da benzer şekilde su seviyeleri düşerken, Romanya'nın Karadeniz'e dökülen Tuna Deltası'nda bile su akışının azaldığı gözlemleniyor. Uzmanlar, bu durumun iklim değişikliğinin etkileriyle bağlantılı olduğunu, bölgede yağış rejimlerinin değiştiğini ve kuraklık olaylarının daha sık ve şiddetli hale geldiğini vurguluyor.
Avrupa Komisyonu, bu tür aşırı hava olaylarına karşı üye ülkelerin ve aday ülkelerin daha hazırlıklı olması gerektiğini belirterek, nehir yönetimi ve su tasarrufu konusunda uyarılarda bulunuyor. Ancak kısa vadede, Sırbistan'daki yetkililerin acil önlemler alması gerekiyor. Su seviyesinin daha da düşmesi durumunda, elektrik üretimi için kullanılan hidroelektrik santrallerinin kapasitesinin azalabileceği ve içme suyu temininin bile tehlikeye girebileceği belirtiliyor. Sırbistan hükümeti, durumu yakından takip ettiğini ve gerekli önlemleri alacağını açıkladı.
Tuna, tarih boyunca bölgenin can damarı olmuştur. Ancak bugün, iklim değişikliği bu nehrin geleceğini tehdit ediyor. Uzmanlar, bu tür aşırı düşük su seviyelerinin önümüzdeki yıllarda daha sık yaşanabileceğini, bu nedenle uzun vadeli su yönetimi politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Tuna Nehri'ne kıyısı olan ülkelerle (Romanya, Bulgaristan) Karadeniz üzerinden ticari bağlantılara sahiptir. Tuna'nın taşımacılık açısından önemi, Türkiye'nin Avrupa ile ticaretinde dolaylı bir etki yaratabilir. Su seviyesindeki düşüş, nehir taşımacılığını aksatarak bölgesel tedarik zincirlerinde gecikmelere yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Doğu Avrupa ve Balkanlar bölgesinde iklim değişikliğinin etkileri, tarım ve enerji sektörleri başta olmak üzere çeşitli alanlarda ortak sorunlar oluşturmaktadır. Türkiye, bu tür kuraklık ve su kıtlığı sorunlarıyla mücadelede bölgesel işbirliğinin önemini vurgulamakta ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunda deneyimlerini paylaşmaktadır.