Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından, iki taraf arasındaki serbest ticaret anlaşması (STA) müzakerelerinde "önemli bir uzlaşma" sağlandığını açıkladı. Ancak görüşmeye yakın kaynaklar, anlaşmanın nihai metni üzerinde çalışmaların henüz tamamlanmadığını ve müzakere heyetlerinin bir dizi teknik başlıkta çalışmayı sürdürdüğünü belirtiyor. Von der Leyen, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Filipinler ile ticaret ilişkilerimizi güçlendirecek önemli bir adım attık" ifadelerini kullandı.
Anlaşmanın Arka Planı ve Kapsamı
Avrupa Birliği ile Filipinler arasındaki serbest ticaret anlaşması müzakereleri, 2015 yılında resmen başlatılmıştı. Ancak görüşmeler, 2017 yılında Filipinler'deki insan hakları ihlalleri ve uyuşturucuyla mücadele kampanyası sırasında yaşanan yargısız infazlar nedeniyle askıya alınmıştı. İlişkilerin normalleşmesi ve yeni bir ivme kazanması, 2022 yılında Ferdinand Marcos Jr.'ın devlet başkanı seçilmesinin ardından gerçekleşti. AB, bu süreçte Filipinler ile ticari ve siyasi diyaloğu yeniden canlandırma çabası içinde oldu.
Müzakerelerin yeniden başlamasıyla birlikte taraflar, mal ve hizmet ticareti, yatırımlar, fikri mülkiyet hakları, kamu alımları ve sürdürülebilir kalkınma gibi geniş bir yelpazede anlaşma sağlamayı hedefliyor. AB'nin Filipinler ile ticaret hacmi 2022 yılında yaklaşık 16 milyar Euro'ya ulaştı. AB, Filipinler'in en büyük dördüncü ticaret ortağı konumunda. Filipinler ise AB'nin Güneydoğu Asya'daki en büyük altıncı ticaret ortağı. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi halinde, karşılıklı tarifelerin büyük ölçüde kaldırılması ve ticaret hacminin önümüzdeki on yıl içinde iki katına çıkması bekleniyor.
Von der Leyen'in açıklaması, AB'nin Hint-Pasifik bölgesine yönelik artan ilgisinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. AB, 2021 yılında yayımladığı Hint-Pasifik stratejisi ile bölgede ekonomik ve stratejik varlığını güçlendirmeyi amaçlıyor. Çin'in bölgedeki artan etkisine karşı, AB'nin ticari ortaklıklar yoluyla denge kurma çabası dikkat çekiyor. Filipinler ise Güneydoğu Asya'da stratejik konumu nedeniyle AB için önemli bir ortak.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Filipinler, Güneydoğu Asya'da Çin ile Güney Çin Denizi'nde yaşadığı egemenlik anlaşmazlıkları nedeniyle son yıllarda Batılı ülkelerle ilişkilerini derinleştirme arayışında. Marcos yönetimi, özellikle ABD ve Japonya ile savunma ve ekonomik işbirliğini güçlendirdi. AB ile imzalanacak kapsamlı bir ticaret anlaşması, Filipinler'in ekonomik çeşitlendirme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Öte yandan AB, ASEAN (Güneydoğu Asya Uluslar Birliği) ile bölgesel ticaret anlaşmaları konusunda temkinli ilerliyor; ancak ikili anlaşmalar yoluyla bölgede etkinliğini artırıyor. AB'nin Singapur, Vietnam ve Endonezya ile imzaladığı anlaşmalar bu stratejinin örnekleri.
Uzmanlar, anlaşmanın sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir mesaj içerdiğini belirtiyor: AB, Hint-Pasifik'te kurala dayalı ticaret düzenini desteklediğini göstermek istiyor. Ancak müzakerelerde insan hakları ve çevre standartları gibi hassas konuların hâlâ çözüme kavuşturulması gerekiyor. Filipinler'in orman ürünleri ve balıkçılık sektöründe sürdürülebilirlik kriterlerine uyum sağlaması, AB pazarına erişim için kritik önemde. Ayrıca, AB'nin karbon sınır düzenlemesi (CBAM) gibi yeni politikaları, Filipinler'in ihracatını etkileyebilir. Müzakerelerin 2024 yılı içinde tamamlanması hedefleniyor, ancak onay süreci her iki tarafta da zaman alabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Filipinler ile ticaret anlaşması, doğrudan Türkiye'yi bağlamasa da, AB'nin ticaret politikası ve Hint-Pasifik stratejisi açısından dolaylı etkiler taşıyor. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği'ne sahip bir ülke olarak, AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı STA'lardan olumsuz etkilenebiliyor. Zira AB, STA imzaladığı ülkelere Türkiye'ye tanımadığı tavizler verebiliyor ve bu durum Türk ihracatçılarını dezavantajlı konuma düşürebiliyor. Filipinler ile yapılacak anlaşma da benzer bir riski beraberinde getiriyor. Ayrıca AB'nin Hint-Pasifik'te artan ekonomik varlığı, Türkiye'nin bölgeye yönelik ticaret ve yatırım stratejilerini gözden geçirmesini gerektirebilir. Türkiye'nin Asya-Pasifik ülkeleriyle ilişkilerini derinleştirmesi, bu tür gelişmeler ışığında daha da önem kazanıyor.