Bir federal temyiz mahkemesi, ABD Ulusal Park Servisi'nin (NPS) Trump yönetimi döneminde kaldırılan tabela ve sergileri yeniden yerleştirme zorunluluğunu durdurdu. Salı günü verilen karar, alt mahkemenin NPS'ye bu objeleri eski haline getirmesi yönündeki emrini askıya aldı. Trump yönetimi, 2017'de göreve geldikten sonra çeşitli milli parklarda iklim değişikliği ve yerli halkların tarihine dair içerikleri kaldırmış, bu hamle çevreciler ve tarihçiler tarafından sert eleştirilmişti. Temyiz mahkemesinin kararı, dava süreci devam ederken NPS'nin mevcut durumu korumasına olanak tanıyor.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, 2017'de başlattığı bir politika ile federal kurumların iklim değişikliği konusundaki iletişimini sınırlandırmıştı. Bu kapsamda NPS, birçok milli parkta bulunan iklim değişikliğiyle ilgili bilgilendirme tabelalarını ve sergilerini kaldırdı. Özellikle Alaska'daki buzul alanları ve Kaliforniya'daki kuraklık bölgelerinde bu değişiklikler dikkat çekti. Ayrıca, yerli Amerikan tarihine odaklanan bazı sergiler de kaldırıldı. Çevre örgütleri ve bazı eyaletler, bu hamlelerin bilimsel gerçekleri gizlemek ve tarihi çarpıtmak olduğunu savunarak dava açtı.
Alt mahkeme, geçen yıl NPS'ye kaldırılan tüm tabela ve sergileri 30 gün içinde yeniden yerleştirmesi emrini verdi. Ancak Trump yönetimi, bu kararın idari külfet yarattığını ve kurumun özerkliğine müdahale olduğunu belirterek temyize başvurdu. Temyiz mahkemesi, alt mahkemenin kararını oybirliğiyle durdurarak NPS'nin kendi politikalarını uygulama hakkını korudu. Mahkeme, kararında “Alt mahkemenin emri, NPS'nin takdir yetkisine aşırı müdahale niteliğindedir” ifadelerine yer verdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Karar, sadece ABD içinde değil, uluslararası alanda da yankı buldu. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi yetkilileri, bilimsel verilerin kamuya açık şekilde sunulmasının önemini vurguladı. Avrupa Birliği'nin çevre komiseri, konuyla ilgili yaptığı açıklamada “İklim değişikliği inkarcılığının kurumsal bir boyut kazanması endişe verici” dedi. Karar, ayrıca ABD'deki kültürel savaşın bir parçası olarak görülüyor; muhafazakar gruplar kararı savunurken, liberal gruplar bunu tarihin sansürlenmesi olarak nitelendiriyor. NPS'nin bu kararla birlikte yeni bir politika belirlemesi bekleniyor, ancak 2024 başkanlık seçimleri öncesinde konunun siyasi bir tartışma konusu olmaya devam edeceği öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için doğrudan bir yansıma olmasa da, ABD'nin çevre politikalarındaki bu tür değişiklikler küresel iklim müzakerelerinde dengeleri etkileyebilir. Türkiye, Paris İklim Anlaşması'nı onaylamış bir ülke olarak, ABD'nin bilimsel verilere erişimi kısıtlayan uygulamalarının iklim değişikliğiyle mücadeleyi zayıflatabileceğini göz önünde bulundurmalıdır. Ayrıca, kültürel mirasın korunması konusundaki uluslararası normlar, Türkiye'nin kendi tarihi alanlarında benzer tartışmalar yaşaması halinde emsal teşkil edebilir.