ABD ekonomisinde tüketici harcamalarına dair çarpıcı uyarılar gelmeye devam ediyor. CreditSights Küresel Kredi Stratejisi Başkanı Winnie Cisar, Bloomberg Real Yield programında yaptığı açıklamada Amerikan tüketicilerinin önümüzdeki dönemde ‘ellerinde daha az nakitle’ kalacağını belirtti. Invesco Kuzey Amerika Yatırım Dereceli Kredi Başkanı Matt Brill ile birlikte katıldığı programda Cisar, artan borç yükü, eriyen pandemi dönemi tasarrufları ve yüksek faiz ortamının tüketim üzerinde ciddi bir baskı yarattığını vurguladı. Uzmanlar, kredi kartı bakiyelerindeki rekor artışa ve bireysel iflas başvurularındaki yükselişe dikkat çekerek, ABD ekonomisinin lokomotifi olan tüketici harcamalarında belirgin bir yavaşlama sinyali aldıklarını ifade ediyor.
Kredi Piyasalarında Sıkışma Sinyalleri
CreditSights verilerine göre, ABD’de hanehalkı borç/ gelir oranı pandemi öncesi seviyelerin üzerine çıkmış durumda. Özellikle düşük ve orta gelir gruplarında kredi kartı borçları tarihi zirvelere ulaşırken, ödeme gecikmeleri de hızla artıyor. Winnie Cisar, bu durumun sadece tüketici harcamalarını değil, aynı zamanda bankaların kredi verme iştahını da olumsuz etkileyeceğini söylüyor. ‘Tüketiciler daha az harcayacak, daha çok borç ödeyecek. Bu da ekonominin can damarı olan perakende satışlar ve hizmet sektörü için soğuk duş etkisi yaratacak’ dedi. Invesco’dan Matt Brill ise yatırım dereceli tahvil piyasasında şimdiden bir sıkışma yaşandığını, şirketlerin borçlanma maliyetlerinin arttığını ve bunun yatırım kararlarını ertelemeye yol açtığını ekledi. Bu durum, işe alımların yavaşlaması ve ekonomik büyümenin ivme kaybetmesi riskini beraberinde getiriyor.
Fed’in faiz indirimi beklentileri ertelenirken, yüksek faiz ortamı tüketici kredileri, otomobil kredileri ve mortgage piyasasında da daralmaya neden oluyor. Konut piyasasında satışlar düşerken, yeni ev kredisi başvuruları yıllık bazda %20’nin üzerinde geriledi. Otomobil kredilerinde ise gecikme oranları 2008 krizinden bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Tüm bu göstergeler, Amerikan tüketicisinin mali durumunun giderek kırılganlaştığına işaret ediyor.
Küresel Etkiler ve Piyasa Beklentileri
ABD ekonomisinin yavaşlaması, küresel talep üzerinde doğrudan etkili olacak. Dünyanın en büyük ithalatçısı olan ABD’de tüketici harcamalarındaki daralma, başta Çin, Almanya ve gelişmekte olan ülkeler olmak üzere birçok ülkenin ihracatını olumsuz etkileyebilir. Küresel tedarik zincirleri halen normalleşmeye çalışırken, talep yavaşlaması emtia fiyatlarını da baskılayabilir. Petrol başta olmak üzere endüstriyel metallerde fiyat düşüşü yaşanması, enflasyonla mücadele eden merkez bankaları için olumlu olabilir; ancak ihracat gelirine bağımlı ekonomiler için ek bir risk oluşturur. Uluslararası Para Fonu (IMF) geçtiğimiz hafta yayımladığı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda, ABD’deki yavaşlamanın küresel büyüme üzerinde aşağı yönlü risk yarattığı uyarısında bulunmuştu. Piyasalar şimdi önümüzdeki hafta açıklanacak ABD perakende satış verilerine ve tüketici güven endekslerine odaklanmış durumda. Analistler, bu verilerin tüketimdeki yavaşlamanın boyutunu netleştireceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye ekonomisi için dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. ABD tüketici harcamalarındaki yavaşlama, Türkiye’nin en büyük ihracat pazarlarından olan AB ve diğer gelişmiş ekonomilere olan talebi düşürebilir. Türkiye’nin ihracatının yaklaşık %60’ının AB ülkelerine gittiği düşünüldüğünde, küresel tüketimdeki daralma Türk ihracatçıları için zorlayıcı olabilir. Öte yandan, ABD faizlerinin yüksek kalması TL üzerinde baskıyı sürdürebilir ve Türkiye’nin dış finansman maliyetlerini artırabilir. Ancak, emtia fiyatlarındaki olası düşüş, Türkiye gibi enerji ve ham madde ithalatçısı ülkeler için cari açığı azaltıcı bir etki yaratabilir. Bu nedenle gelişmeler yakından takip edilmelidir.