ABD Başkanı Donald Trump, Kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından muhtemelen hayatının son genel oy sınavını vermiş olacak. Seçim sonuçlarına nasıl tepki verirse versin, 2020 başkanlık seçimlerinde oy kullanma hakkına sahip olmayacak. Trump'ın sonuçları tanımama veya itiraz etme ihtimali, Amerikan demokratik kurumlarına olan kamu güvenini daha da zedeleyecek, ancak kurumların kendileri ayakta kalacak.
Seçimlerin Arka Planı ve Trump'ın Durumu
ABD'de her iki yılda bir yapılan ara seçimlerde Temsilciler Meclisi'nin tamamı ve Senato'nun üçte biri için oy kullanılıyor. Bu yılki seçimler, Trump'ın başkanlığının ilk dönemindeki son ulusal genel oy olma özelliği taşıyor. Zira ABD Anayasası, bir kişinin başkanlık görevini en fazla iki dönem üstlenmesine izin veriyor ve Trump, 2020'de ikinci dönem için yarışacak. Ancak bu seçimler, Trump'ın siyasi geleceği açısından bir referandum niteliği taşıyor.
Anketler, Demokratların Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu kazanma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor. Senato yarışı ise daha çekişmeli geçiyor. Trump'ın seçim kampanyalarında sık sık göçmen karşıtlığı ve ticaret savaşları gibi kutuplaştırıcı söylemler kullanması, seçimlerin sonucunu doğrudan etkileyebilir. Öte yandan, Trump'ın seçim sonuçlarına müdahale etme veya sonuçları kabul etmeme ihtimali, ülkede siyasi krize yol açabilir.
Uzmanlar, Trump'ın seçim yenilgisini kabul etmekte zorlanabileceğini ve bunun demokratik süreçlere olan güveni daha da aşındırabileceğini belirtiyor. Ancak Amerikan demokrasisinin güçlü kurumları, bu tür bir krizi atlatacak esnekliğe sahip. Yargı bağımsızlığı, federal yapı ve sivil toplum örgütleri, demokrasinin teminatı olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki ara seçimler, sadece ülke içinde değil, tüm dünyada yakından takip ediliyor. Çünkü ABD'nin dış politikası, başkanın partisinin Kongre'deki gücüne göre şekilleniyor. Eğer Demokratlar Kongre'nin en az bir kanadında çoğunluğu kazanırsa, Trump'ın dış politika kararlarını denetleme ve engelleme yolları artacak. Bu durum, özellikle İran nükleer anlaşması, Kuzey Kore ile müzakereler ve ticaret savaşları gibi konularda önemli sonuçlar doğurabilir.
Öte yandan, Trump'ın seçim sonuçlarına itiraz etmesi halinde, bu durumun müttefik ülkelerde endişe yaratması bekleniyor. Avrupa Birliği ve NATO gibi kurumlar, ABD'nin demokratik normlara bağlılığını sürdürmesini bekliyor. Birçok ülke, ABD'deki siyasi istikrarın küresel düzenin devamı için hayati olduğunu düşünüyor. Bu nedenle, seçim sonrası süreçte yaşanabilecek kaos, uluslararası piyasaları da olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ara seçimler, Türk dış politikası ve güvenliği açısından kritik bir önem taşıyor. Seçimlerin ardından Kongre'deki güç dengesi, Türkiye-ABD ilişkilerinde belirleyici olabilir. Özellikle Demokratların Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu kazanması halinde, Türkiye'ye yönelik yaptırımlar ve özellikle S-400 konusundaki baskıların artması beklenebilir. Ayrıca, PKK/PYD'ye verilen desteğin devam edip etmeyeceği, seçim sonuçlarına bağlı olarak yeniden değerlendirilebilir. Ankara, seçim sonrası süreçte ABD ile ilişkilerde yeni bir sayfa açmayı umarken, Kongre'de oluşacak tablo bu umutları etkileyebilir. Türkiye'nin, ABD'deki siyasi gelişmeleri yakından izleyerek, olası senaryolara karşı hazırlıklı olması gerekiyor.