Massachusetts Eyalet Yüksek Mahkemesi yargıcı, ABD Başkanı Donald Trump'ın federal seçimlerde oy kullanmak isteyenlerden vatandaşlık belgesi talep edilmesini öngören kararını anayasaya aykırı bularak iptal etti. Yargıç William G. Young, 19 Haziran 2025 tarihli kararında, başkanın seçim sürecine bu şekilde müdahale etme yetkisinin bulunmadığını vurguladı. Karar, Beyaz Saray'ın seçmen kaydına ilişkin yeni kurallarının uygulanmasını derhal durdurdu. Bu gelişme, Kasım 2024 başkanlık seçimlerinin ardından Trump'ın seçim güvenliği konusunda attığı adımlara karşı açılan davalardan birinde önemli bir zafer olarak değerlendiriliyor.
Kararın Arka Planı ve Hukuki Süreç
Trump yönetimi, Şubat 2025'te yayımladığı bir başkanlık kararnamesiyle, federal seçimlerde oy kullanmak isteyenlerin kayıt sırasında ABD vatandaşı olduklarına dair pasaport, doğum belgesi veya vatandaşlık sertifikası gibi belgeler sunmasını zorunlu kılmıştı. Beyaz Saray, bu adımı seçim güvenliğini artırmak ve yabancıların oy kullanmasını engellemek için gerekli gördüğünü açıklamıştı. Ancak sivil toplum örgütleri ve Demokrat Parti yetkilileri, kararın özellikle azınlık grupları ve düşük gelirli vatandaşlar için oy kullanmayı zorlaştırdığını ve seçmen haklarını ihlal ettiğini savunarak dava açtı.
Massachusetts'te görülen davada Yargıç Young, başkanlık kararnamesinin federal seçim yasalarını ihlal ettiğine ve eyaletlerin seçim yönetimi konusundaki anayasal yetkilerine müdahale anlamına geldiğine hükmetti. Young, kararında şu ifadelere yer verdi: 'Başkan, seçmen kaydı prosedürlerini belirleme konusunda sınırsız bir yetkiye sahip değildir. Anayasa, seçimlerin zamanı, yeri ve şeklinin belirlenmesini eyaletlere bırakmıştır.'
Beyaz Saray Sözcüsü karara tepki göstererek, 'Bu karar, seçim güvenliğini sağlamaya yönelik meşru çabalarımıza darbe vurmaktadır. Temyiz edeceğiz,' dedi. Hukuk uzmanları, davanın Yüksek Mahkeme'ye kadar gitmesinin beklendiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, ABD'de seçim güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Trump'ın 2024 seçimlerinde 'seçim hileleri' iddialarını gündeme getirmesinin ardından, Cumhuriyetçi Parti'nin birçok eyalette seçmen kimliği yasalarını sıkılaştırmasına karşılık Demokratlar bu tür düzenlemelerin ayrımcı olduğunu savunuyor. Massachusetts kararı, eyaletlerin seçim yönetiminde merkezi hükümete karşı direnişinin bir örneği olarak görülüyor. Küresel ölçekte ise, ABD'deki bu hukuki mücadele, demokrasi ve seçim güvenliği arasındaki hassas dengeyi gözler önüne seriyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, seçimlere müdahale ve dezenformasyonla mücadele konusunda benzer yasaları tartışırken, bu dava uluslararası hukuk çevrelerinde yakından takip ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu hukuki gelişme, Türkiye'nin seçim güvenliği ve demokratik standartlar konusundaki tartışmalarına ışık tutabilir. Türkiye'de de seçmen kaydı ve kimlik doğrulama prosedürleri zaman zaman gündeme gelmektedir. Bu karar, seçim yasalarının belirlenmesinde yürütme erkinin sınırlarını hatırlatması açısından önemlidir. Ayrıca ABD'deki bu davanın sonucu, Türkiye'nin uluslararası alanda demokrasi ve insan hakları konusundaki pozisyonunu etkileyebilecek bir emsal teşkil edebilir. Türk diplomatlar, ABD'deki seçim güvenliği tartışmalarını yakından izlemekte ve olası yansımalarını değerlendirmektedir.