ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 5 Mart 2026 Çarşamba günü Temsilciler Meclisi'nde düzenlenen bir oturumda Grönland'ın “şimdilik” Danimarka'nın bir parçası olarak kaldığını ifade etti. Bu açıklama, Başkan Donald Trump'ın Grönland ve Kanada'yı ABD topraklarına katma yönündeki tartışmalı söyleminin yeniden alevlenmesine neden oldu. Rubio'nun sözleri, Trump yönetiminin bu bölgelere yönelik niyetlerinin halen canlı olduğunu gösterirken, özellikle NATO müttefikleri arasında gerilimi artırdı.
Gelişmenin arka planı: Trump'ın Grönland ve Kanada vizyonu
Trump, 2019 yılında ilk kez Grönland'ı satın almak istediğini duyurduğunda uluslararası kamuoyunda şaşkınlık yaratmıştı. Danimarka ve Grönland yönetimlerinin kesin reddiyle karşılaşan Trump, bu fikirden vazgeçmemiş ve 2025'te yeniden başkan seçilmesinin ardından konuyu tekrar gündeme getirmişti. Son olarak Ocak 2026'da yayınlanan bir Axios haberinde, Trump'ın Grönland'ı satın almak için Danimarka'ya resmi bir teklif götürmeyi planladığı iddia edilmişti. Rubio'nun son açıklaması, bu planların halen masada olduğunu teyit eder nitelikte.
Kanada söz konusu olduğunda ise Trump, daha önce Kanada'yı ABD'nin 51. eyaleti yapma fikrini dile getirmiş ve özellikle ticaret savaşları sırasında bu söylemi sıkça kullanmıştı. 2026 yılı itibarıyla, Trump'a yakın bazı siyasetçiler ve danışmanlar, “Kuzey Amerika Birleşik Devletleri” kavramını yeniden canlandırarak Kanada'nın ABD'ye katılmasının her iki ülke için de ekonomik ve stratejik faydalar sağlayacağını savunuyor. Bu söylem, özellikle Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve diğer Kanadalı liderler tarafından sert bir dille reddediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: NATO ve Arktik stratejisi
Grönland, sahip olduğu devasa nadir toprak elementleri rezervleri ve Arktik bölgesindeki stratejik konumu nedeniyle ABD için büyük önem taşıyor. Ayrıca, küresel ısınmayla birlikte Kuzey Buz Denizi'nde yeni ticaret yollarının açılması, Grönland'ı jeopolitik açıdan daha da kritik hale getiriyor. ABD, Grönland'daki hava üssünü (Thule Hava Üssü) uzun yıllardır kullanıyor; ancak adanın tamamen ABD kontrolüne geçmesi, özellikle Rusya ve Çin'in Arktik'teki artan faaliyetleri karşısında Washington'a önemli bir avantaj sağlayabilir.
Kanada'nın ABD'ye katılması ise fiilen iki ülke arasındaki 9.000 km'lik sınırı ortadan kaldıracak ve Kuzey Amerika'yı tek bir dev haline getirecek. Ancak bu fikir, Kanada'nın bağımsızlığına büyük önem veren Kanadalılar tarafından geniş çapta reddediliyor. Ayrıca, böyle bir birleşme NATO'nun yapısını da temelden değiştireceği için ittifak içinde tartışmalara yol açıyor. Rubio'nun Grönland konusundaki “şimdilik” vurgusu, Trump yönetiminin bu hedeflerinden vazgeçmediğini ancak diplomatik bir dille ilerlemeyi tercih ettiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO'nun önemli bir üyesi olarak, ABD'nin müttefik topraklarına yönelik bu tür girişimlerini yakından izlemektedir. Grönland'ın statüsü, NATO'nun kuzey kanadının güvenliği ve Arktik bölgesindeki dengeler açısından kritik öneme sahiptir. Türkiye, Arktik Konseyi'nde gözlemci statüsünde olmasa da, bölgedeki gelişmeler küresel ticaret yolları ve enerji güvenliği üzerinde etkili olabileceğinden, Ankara'nın bu konuyu dış politika öncelikleri arasında tutması muhtemeldir. Ayrıca, Kanada ile Türkiye arasında savunma sanayii alanında yaşanan gerginlikler (örneğin, İHA motorları ve silah satışı) göz önüne alındığında, Trump'ın Kanada'yı ilhak söyleminin bu ilişkileri dolaylı olarak etkileyebileceği değerlendirilebilir. Ancak şu aşamada, bu söylemlerin somut bir adıma dönüşmesi beklenmemektedir.