ABD Erkek Milli Futbol Takımı'nın (USMNT) 2022 Dünya Kupası'na veda etmesi, eski Başkan Donald Trump'ın spor müsabakalarındaki varlığının takımlara şanssızlık getirdiği yönündeki söylemleri yeniden gündeme taşıdı. Trump'ın takımı desteklediği ya da bizzat izlemeye gittiği karşılaşmalarda, ABD'li sporcuların neredeyse her defasında mağlubiyetle ayrılması dikkat çekiyor. USMNT'nin 3 Aralık'ta Hollanda'ya 3-1 yenilerek turnuvadan elenmesi, bu 'lanet'in en son halkası olarak kayıtlara geçti. Trump'ın Katar'a gitmesi ve maçı izlemesi, takımın elenmesiyle birleşince, sosyal medyada 'Trump'ın laneti' akımı yeniden canlandı. Bu durum, eski başkanın spor dünyasındaki etkisine dair tartışmaları da beraberinde getirdi.
Gelişmenin arka planı
Donald Trump'ın spor müsabakalarındaki talihsizlikleri, aslında yeni bir olgu değil. 2016 başkanlık seçimlerinden bu yana, Trump'ın desteklediği ya da bizzat katıldığı spor etkinliklerinde Amerikan takımlarının kaybettiği gözlemleniyor. 2018'de ABD'li golfçülerin katıldığı bir turnuvada, Trump'ın sahibi olduğu golf kulübünde düzenlenen etkinlikte ev sahibi takımın yenilmesi, bu 'lanet'in ilk işaretlerinden biriydi. 2019'da Trump'ın Beyaz Saray'da ağırladığı üniversite şampiyonu takımın, sonraki maçında kaybetmesi de sıkça anılan örnekler arasında. En çarpıcı örneklerden biri ise 2020'de, Trump'ın katıldığı bir NASCAR yarışında, desteklediği sürücünün son turda kaza yapması oldu. Bu mağlubiyetler, Trump'ın siyasi kariyeri boyunca spor dünyasında yarattığı tartışmaların bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
USMNT'nin Dünya Kupası macerası, takımın son yıllardaki yükselişini göstermesi açısından önemliydi. Ancak Hollanda karşısında alınan mağlubiyet, ABD'de büyük hayal kırıklığı yarattı. Trump'ın Katar'dan yaptığı paylaşımlarda takımı övmesi, ancak maçın ardından sessiz kalması, eleştirileri artırdı. Spor yorumcuları, Trump'ın varlığının takım üzerinde psikolojik bir baskı yarattığını ya da en azından tesadüflerin bu kadar sık tekrarlanmasının düşündürücü olduğunu belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Trump'ın spor müsabakalarındaki bu 'laneti', sadece bir tesadüf serisi olarak değil, aynı zamanda siyasetin spora müdahalesinin bir göstergesi olarak da okunabilir. Trump'ın başkanlığı döneminde spor dünyasıyla ilişkileri, özellikle NFL'deki protestolar ve Olimpiyat Oyunları'na yönelik eleştirileri nedeniyle gergindi. Sporun siyasetten ayrılamayacağı bir dönemde, Trump gibi tartışmalı bir figürün takımlara verdiği desteğin, performansı etkileyip etkilemediği tartışılıyor. Öte yandan, bu durum uluslararası alanda da yankı buldu. Dünya Kupası'nı kazanan Arjantin'in, final öncesi Trump'ın ülkeye gelişiyle ilgili yaptığı esprili yorumlar, konunun küresel boyutta nasıl algılandığını gösteriyor.
ABD'de Trump'ın spor üzerindeki etkisi, aynı zamanda ülkedeki siyasi kutuplaşmanın bir yansıması. Trump destekçileri, bu 'lanet'i bir komplo teorisi olarak görürken, muhalifleri ise bunu Trump'ın başarısız politikalarının bir metaforu olarak yorumluyor. Spor gazetecileri ise bu olayın, başkanların spor dünyasındaki etkisine dair daha geniş bir tartışmanın parçası olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu tartışma, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, spor ve siyaset arasındaki hassas ilişkiye dair önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'de de spor müsabakalarına siyasi figürlerin katılımı ve bunun sonuçları sıkça tartışılıyor. Trump'ın 'laneti', aslında sporun siyasallaşmasının potansiyel risklerini gözler önüne seriyor. Türkiye'nin uluslararası spor organizasyonlarındaki performansı, siyasi desteğin yanı sıra altyapı ve yönetim gibi faktörlere bağlıyken, bu tür söylemlerin kamuoyunda yaratabileceği algıya dikkat çekiyor. Özellikle büyük turnuvalarda siyasi figürlerin varlığının takım üzerindeki etkisi, Türk spor otoriteleri tarafından da göz önünde bulundurulması gereken bir husus.