ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran destekli Hizbullah'ın İsrail'e yönelik saldırılarına tepki olarak Tahran'a karşı askeri müdahale tehditlerini yinelemesi, küresel piyasalarda dalgalanmaya yol açtı. Trump'ın sözleri petrol fiyatlarını yukarı çekerken, enflasyon riskinin yeniden fiyatlanmasına neden olarak ABD Hazinesi tahvillerinde düşüşe (getirilerde yükselişe) sebep oldu. Yatırımcılar, jeopolitik gerilimin tırmanması halinde enerji maliyetlerinin daha da artacağı ve bunun merkez bankalarının faiz indirim beklentilerini zayıflatacağı endişesiyle güvenli liman varlıklardan çıkış yaptı.
Trump’ın İran Tehditleri ve Piyasa Tepkisi
Başkan Trump, Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyine düzenlediği roket saldırılarının ardından yaptığı açıklamada, İran'ı bu saldırılardan sorumlu tutarak 'çok sert bir askeri yanıt' sinyali verdi. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, 'İran ve vekillerinin saldırganlığına müsamaha gösterilmeyeceği' vurgulandı. Bu söylemler, özellikle Orta Doğu'daki gerilimin tırmanması halinde küresel petrol arzının kesintiye uğrayabileceği endişesini yeniden canlandırdı. Petrol fiyatları, ham varil başına 79 dolar sınırına dayanarak son dört ayın en yüksek seviyesine çıktı.
ABD Hazinesi'nin 10 yıllık tahvil faizi, bu gelişmelerin ardından 7 baz puan artışla %4,62'ye yükseldi. Bu durum, yatırımcıların enflasyon beklentilerini yeniden yukarı yönlü revize ettiğini gösteriyor. St. Louis Fed Başkanı James Bullard, piyasalardaki bu hareketlenmeyi değerlendirirken, 'Enerji fiyatlarındaki yükseliş, enflasyonun yapışkan kalmasına neden olabilir ve Fed'in faiz indirim döngüsünün başlamasını geciktirebilir' dedi.
Goldman Sachs analistleri, İran-İsrail hattındaki gerilimin bir adım daha tırmanması halinde petrolün varil başına 85-90 dolar bandına çıkabileceğini ve bunun da küresel enflasyonu kalıcı olarak yukarı çekebileceğini belirtti. Bu senaryoda, gelişmekte olan ülke para birimlerinin daha fazla baskı görmesi bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın İran'a yönelik tehditleri, ABD-İran arasındaki gerilimin yeniden tırmanmasına işaret ediyor. İki ülke arasındaki son kriz, 2020 yılında ABD'nin İranlı general Kasım Süleymani'yi öldürmesinin ardından yaşanan en ciddi gerginlik olarak nitelendiriliyor. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Trump'ın sözlerine sert bir yanıt vererek, 'Dilimize dikkat etmeliyiz, çünkü bölge bir barut fıçısı gibi' ifadelerini kullandı.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Orta Doğu'daki bu tür jeopolitik risklerin küresel enerji güvenliği açısından en büyük tehditlerden biri olduğunu vurguluyor. Özellikle Süveyş Kanalı ve Hürmüz Boğazı gibi stratejik geçiş noktalarında yaşanacak bir tıkanma, küresel tedarik zincirlerini altüst edebilir. Avrupa Birliği ise, enerji fiyatlarındaki yükselişin AB ekonomisindeki toparlanmayı sekteye uğratmasından endişe duyuyor.
Piyasalardaki satış dalgası, Asya borsalarında da hissedildi. Japonya'nın Nikkei endeksi %1,2, Çin'in Şanghay bileşik endeksi ise %0,8 değer kaybetti. Analistler, yatırımcıların kısa vadede risk iştahının düşük kalacağını ve jeopolitik gelişmelerin yakından izleneceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem enerji ithalatçısı bir ülke olması hem de bölgesel istikrara doğrudan bağımlılığı nedeniyle bu gelişmelerden çift yönlü etkileniyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye'nin cari açığını artıracak ve enflasyonist baskıları tetikleyecektir. Ayrıca, ABD-İran arasındaki gerilim, daha önceki krizlerde olduğu gibi sığınmacı akışını hızlandırabilir ve Türkiye'nin güney sınırında güvenlik risklerini artırabilir. Öte yandan, Türkiye'nin enerji koridoru olma hedefi, istikrarlı bir Orta Doğu'ya bağlı olduğundan, bu tür gerginlikler uzun vadeli projelerini olumsuz etkileyebilir. Kısacası, Trump'ın tehditleri Ankara'nın hem ekonomik hem de güvenlik hesaplarını karıştıracak niteliktedir.