ABD Başkanı Donald Trump'ın sağlık kurumlarına yönelik yeni adayları, Senato'da sert bir sorgulamayla karşılaştı. Özellikle Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) başkanlığına aday gösterilen isim, aşı politikaları konusunda kurumun bağımsızlığını koruyup koruyamayacağına dair sorulara yanıt vermek zorunda kaldı. Çarşamba günü yapılan oturumda, Demokrat senatörlerin yanı sıra bazı Cumhuriyetçi üyeler de adayların Trump yönetiminin bilim dışı baskılarına boyun eğme konusundaki isteksizliklerini sorguladı.
Adayların Duruşu ve Senato'daki Sorgulama
Eski bir sağlık görevlisi olan Erica Schwartz, CDC başkanlığı için aday gösterilen isimler arasında yer alıyor. Schwartz'ın başkanlık döneminde aşı zorunluluğu ve salgın yönetimi konularında bağımsız kararlar alıp alamayacağı merak ediliyor. Senato Sağlık, Eğitim, Çalışma ve Emeklilik Komitesi'nde yapılan oturumda, Demokrat senatörler adaylara, geçmişte Trump yönetiminin hidroksiklorokin gibi bilimsel olarak kanıtlanmamış tedavileri destekleme baskısına direnip direnmeyeceklerini sordu. Cumhuriyetçi senatörler ise aşı zorunluluklarının eyalet haklarına müdahale anlamına geldiğini savundu.
Oturumda öne çıkan bir diğer isim ise Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) başkanlığına aday gösterilen Dr. Stephen Hahn'dı. Hahn, ilaç onay süreçlerinde siyasi müdahalelere izin vermeyeceğini belirtmesine rağmen, özellikle aşıların hızlandırılmış onayı konusunda endişeler devam ediyor. Senatör Elizabeth Warren, adaylara doğrudan, 'Başkan size bir aşıyı bilimsel verilere aykırı olarak onaylamanızı söylerse ne yaparsınız?' sorusunu yöneltti. Adaylar, bilimsel süreçlere bağlı kalacaklarını ancak doğrudan bir baskı durumunda nasıl davranacaklarına dair net bir yanıt vermekten kaçındı.
Küresel ve Bölgesel Boyut
ABD sağlık kurumlarının bağımsızlığı, sadece ülke içi değil küresel sağlık politikaları açısından da kritik öneme sahip. CDC ve FDA, dünya genelinde salgın yönetimi, aşı dağıtımı ve ilaç onay süreçlerinde referans alınan kurumlar arasında. Bu kurumların siyasi baskı altında kalması, uluslararası iş birliğini ve küresel sağlık güvenliğini tehlikeye atabilir. Özellikle Covid-19 pandemisi sırasında ABD'nin Dünya Sağlık Örgütü'nden (WHO) çekilme kararı ve aşı milliyetçiliği, ülkenin küresel sağlık alanındaki güvenilirliğini zedelemişti. Senato'daki bu oturum, ABD'nin bilimsel kurumlarının yeniden güven kazanması için atılması gereken adımların bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan, Avrupa Birliği ve diğer ülkeler, ABD'nin sağlık politikalarındaki istikrarsızlığın küresel tedarik zincirlerine ve aşı dağıtımına etkisini yakından izliyor. Trump döneminde başlatılan 'Operasyon Hız' projesi ile aşı geliştirme süreci hızlandırılmış olsa da, bilimsel kurumların bağımsızlığının korunması konusu uluslararası kamuoyunda endişe yaratmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD sağlık kurumlarının bağımsızlığı, Türkiye'nin aşı ve ilaç tedariki ile sağlık diplomasisi açısından önemli. Türkiye, kendi aşı geliştirme çalışmalarının yanı sıra uluslararası iş birliklerine de ihtiyaç duyuyor. ABD'deki bilimsel kurumların siyasi baskı altında kalması, küresel aşı dağıtımında adaletsizliği artırabilir ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin aşıya erişimini zorlaştırabilir. Ayrıca, ABD'nin düzenleyici kurumlarındaki belirsizlik, Türk ilaç ve aşı firmalarının ABD pazarına giriş stratejilerini de etkileyebilir. Türkiye, sağlık alanında bağımsız ve bilimsel temelli kararlar alan bir ABD'nin küresel sağlık güvenliğine katkısını desteklerken, kendi sağlık politikalarında bu tür dış risklere karşı esnekliği artırmalıdır.