Kudüs – ABD eski Başkanı Donald Trump, Gazze savaşını sona erdirmek için hazırladığı yeni planın ayrıntılarını kamuoyuyla paylaştı. Plana göre, Hamas'ın silahlarını bırakması karşılığında İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesi öngörülüyor. Filistinli silahlı grup Hamas, bu koşulları kabul ettiğini açıklarken; İsrail yönetimi, silahsızlanma tamamlanana kadar birliklerini geri çekmeyeceğini belirterek planı reddetti.
Planın İçeriği ve Tarafların Tutumu
Trump'ın planı, 2023 sonlarında başlayan ve binlerce kişinin ölümüne yol açan çatışmaları sona erdirmeyi hedefliyor. İddialara göre plan, üç aşamalı bir yol haritası içeriyor: İlk aşamada Hamas'ın ağır silahlarını teslim etmesi, ardından İsrail'in Gazze'nin kuzeyinden çekilmesi ve son olarak da tüm İsrail güçlerinin bölgeden ayrılması öngörülüyor. Bu süreçte uluslararası bir gözlemci heyetinin ateşkesi denetlemesi ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması planlanıyor.
Hamas sözcüleri, silah bırakmanın ancak İsrail işgalinin sona ermesi ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla mümkün olabileceğini savunuyor. Örgüt, planı 'olumlu bir adım' olarak nitelendirse de, kalıcı bir çözüm için İsrail'in Batı Şeria'dan da çekilmesi gerektiğini vurguluyor. Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas'ın tamamen etkisiz hale getirilmeden ateşkesi kabul etmeyeceklerini yineleyerek, 'Silahlı grupların varlığı devam ettiği sürece güvenliğimiz tehlikede' ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, taraflar arasındaki temel güven sorununun çözümün önündeki en büyük engel olduğunu belirtiyor. İsrail, Hamas'ın silahlarını teslim ettikten sonra yeniden yapılanarak saldırılarına devam etmesinden endişe ederken; Hamas, İsrail'in çekilme sözünü tutmaması durumunda savunmasız kalacaklarını öne sürüyor. Bu nedenle planın uygulanabilmesi için uluslararası toplumun etkin bir garantörlük mekanizması kurması gerektiği ifade ediliyor.
Mısır ve Katar'ın Arabuluculuk Çabaları
Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen dolaylı müzakereler, Trump'ın planını masaya yatırmış durumda. Her iki ülke de tarafları uzlaştırmak için yoğun çaba harcıyor. Kahire yönetimi, Gazze'nin yeniden imarı ve yönetim yapısının kurulması için uluslararası bir konferans düzenlenmesini öneriyor. Katar ise Hamas'ın silahsızlandırılması karşılığında Gazze'ye kapsamlı bir ekonomik destek paketi sunmayı planlıyor. Ancak İsrail, bu önerilere soğuk yaklaşıyor ve Hamas'ın siyasi kanadının da tasfiye edilmesini şart koşuyor.
Bölgede artan tansiyon, komşu ülkeleri de tedirgin ediyor. Ürdün ve Lübnan, çatışmaların yayılması halinde ciddi güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalacaklarını dile getiriyor. Özellikle Gazze'ye insani yardım ulaştırılabilmesi için sınır kapılarının açık tutulması kritik önem taşıyor. Mısır'ın Refah Sınır Kapısı, şu anda bölgeye giriş-çıkış için tek nokta konumunda. BM ve uluslararası yardım kuruluşları, Gazze'deki insani durumun 'felaket boyutlarına' ulaştığı uyarısında bulunuyor.
Trump'ın planı, seçim öncesi dış politika başarısı olarak öne çıkarmak istediği bir dosya olarak görülüyor. Eski başkan, Orta Doğu'da barışı sağlama hedefini sık sık dile getiriyor ve bu planın, İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki normalleşme sürecini de hızlandırabileceğini ima ediyor. Ancak analistler, mevcut koşullarda planın uygulanabilirliğinin düşük olduğunu, çünkü Netanyahu hükümetinin koalisyon ortaklarının radikal tutumunun her türlü geri adımı engelleyebileceğini belirtiyor.
Uygulama takvimi konusunda da belirsizlik sürüyor. Plana göre ilk etabın 90 gün içinde tamamlanması öngörülüyor; ancak taraflar arasındaki müzakerelerin ne zaman yeniden başlayacağı bilinmiyor. Hem İsrail'in hem de Hamas'ın iç siyasi dengeleri, karar alma süreçlerini olumsuz etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle biliniyor ve Gazze'de kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını öncelikli hedef olarak görüyor. Trump'ın planı, İsrail'in tam çekilmesini öngörmesi bakımından Ankara'nın uzun süredir savunduğu iki devletli çözüm vizyonuyla örtüşüyor. Ancak Türkiye, planın uygulanabilirliği konusunda şüpheci; özellikle İsrail'in güvenlik kaygılarını bahane ederek çekilmeyi sürekli erteleme riskine dikkat çekiyor. Bölgesel istikrar açısından, planın başarısızlığı yeni bir göç dalgasına ve insani krize yol açabilir; bu da Türkiye'nin güney sınırında güvenlik risklerini artırabilir. Ankara'nın, süreci yakından takip ederek hem Filistinli gruplarla hem de İsrail'le diyaloğunu sürdürmesi bekleniyor.