ABD'nin başkenti Washington DC'deki John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi'nde (Kennedy Center) bulunan ünlü heykeltıraş Joel Shapiro'a ait anıtsal eser, Başkan Donald Trump'ın kurum üzerindeki kontrolünü artırmasının ardından sökülmeye başlandı. Yetkililer, sanatçının 1984 tarihli çelik heykelinin kaldırılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü doğruladı. Shapiro'nun eseri, Trump yönetiminin merkezin yerleşkesinde 'uygunsuz' bulduğu eserleri temizleme girişiminin son hedefi olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin arka planı
Kennedy Center, uzun süredir Amerikan kültürünün ve sanatının sembolü olarak kabul ediliyor. Ancak Başkan Trump, Şubat ayında merkezin yönetim kurulunu feshederek yerine kendi destekçilerini atadı ve kurumun adının değiştirileceğini duyurdu. Trump, merkezi 'çok solcu' olmakla suçlayarak, sahne sanatları politikasını yeniden şekillendirmek istiyor. Bu kapsamda, merkezin binasında sergilenen çeşitli sanat eserlerinin 'Amerikan değerlerine uymadığı' gerekçesiyle kaldırılmasına hız verildi. Joel Shapiro'un 6 metre yüksekliğindeki soyut çelik heykeli, bu politikanın son kurbanı oldu. İşçiler, heykelin vinçle sökülmesine başlarken, eserin ne zaman tamamen kaldırılacağı henüz netlik kazanmadı.
Sanat camiası ve kültür çevreleri, bu gelişmeye sert tepki gösterdi. Amerikan Üniversiteleri Sanat Müzeleri Birliği (AAM) ve çok sayıda sanatçı, yapılan uygulamayı 'sansür' ve 'kültürel vandalizm' olarak nitelendirdi. Sanat tarihçileri, Shapiro'nun eserinin 20. yüzyıl Amerikan soyut sanatının önemli bir örneği olduğunu vurguluyor. Kudüs doğumlu olan Shapiro, özellikle 1980'lerden itibaren minimalist ve dışavurumcu tarzıyla uluslararası üne kavuşmuş, eserleri dünyanın birçok önemli müzesinde sergileniyor. Kennedy Center'daki heykel, sanatçının 1984 yılında yaptığı ve merkezin ana girişine yerleştirilen büyük boyutlu bir çalışmasıydı.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu olay, Trump yönetiminin kurumlara yönelik ideolojik müdahalelerinin yalnızca bir örneği. Beyaz Saray, son dönemde federal binalarda bulunan sanat eserlerini gözden geçirerek, 'milli kimliği zayıflattığı' düşünülen işleri kaldırma talimatı vermişti. Smithsonian Enstitüsü ve diğer ulusal kültür kurumlarında da benzer süreçler yaşanıyor. Uzmanlar, bu durumun ABD'de kültür savaşlarının daha da derinleşmesine yol açacağı görüşünde. Öte yandan, sanat dünyasından yükselen itirazlar, küresel çapta kamuoyu oluşturmaya başladı. Avrupa'daki bazı müzeler ve sanat kuruluşları, Shapiro'nun eserinin kaldırılmasını kınayan açıklamalar yaptı. Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği (AICA), konuya ilişkin bir bildiri yayınlayarak, sanatın siyasi baskılardan bağımsız olması gerektiğini vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD'deki kültürel ve siyasi kutuplaşmanın bir yansıması olsa da Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir boyutu bulunmuyor. Ancak, küresel ölçekte sanat özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların artması, Türkiye'deki sanatçılar ve kültür kurumları için de yakından izlenmesi gereken bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, son yıllarda kültürel diplomasiye ağırlık verirken, ABD'de yaşanan bu tür tartışmalar, sanatın siyasi çekişmelere alet edilmesinin uluslararası kamuoyunda nasıl karşılandığına dair önemli bir veri sunuyor. Türkiye'nin sanat ve ifade özgürlüğü konusundaki tutumunu netleştirmesi ve uluslararası platformlarda kültürel çeşitliliğin korunması yönünde aktif bir rol üstlenmesi, bu tür gelişmelere karşı duyarlılığın artmasına katkı sağlayabilir.