ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'ye yönelik sert bir açıklama yaparak, “Nasıl yapıldığı umurumda değil” ifadesiyle barış anlaşması için baskıyı artırdı. Trump'ın bu sözleri, iki lider arasındaki ilişkilerin giderek gerginleştiği bir dönemde geldi. ABD yönetimi, Ukrayna'ya yönelik askeri ve mali yardımları sorgularken, Kiev cephesinde endişe hakim.
Gerilimin arka planı: İlişkilerde kopuş noktası
Trump ile Zelenskiy arasındaki gerilim, 2019'daki telefon görüşmesiyle başladı. O dönemde Trump'ın, Zelenskiy'den siyasi rakibi Joe Biden'ın oğlu hakkında soruşturma başlatmasını istediği iddia edilmiş ve bu olay Trump'ın ilk görevden alma sürecine yol açmıştı. Ancak asıl kopuş, Trump'ın 2024 seçim kampanyası sırasında Ukrayna'ya verilen yardımları eleştirmesiyle derinleşti. Trump, sık sık “Bu savaş asla olmamalıydı” diyerek, Ukrayna'yı barış masasına oturmaya çağırıyor. Son açıklaması, bu baskının dozunu artırdığını gösteriyor.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre Trump, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü koruyacak bir barış anlaşmasının mümkün olduğunu ancak bunun için Zelenskiy'nin esnek olması gerektiğini belirtti. Trump, “Nasıl yapıldığı umurumda değil” derken, yöntem konusunda net bir çerçeve çizmedi. Bu ifade, diplomatik çevrelerde, ABD'nin Rusya ile doğrudan müzakere edebileceği ve Ukrayna'nın sürece dahil edilmeyebileceği yönünde yorumlandı. Zelenskiy ise yaptığı açıklamada, “Ukrayna'nın onayı olmadan hiçbir anlaşma kabul edilemez” diyerek kararlılığını korudu.
Uzmanlar, Trump'ın bu çıkışının iç politikaya da yönelik olduğunu belirtiyor. ABD'de 2024 seçimlerinin ardından Kongre'de Ukrayna yardımlarına yönelik şüpheler artmış durumda. Trump, seçmen tabanına “savaşları bitiren lider” imajı vermek istiyor. Ancak bu durum, Avrupa başkentlerinde tedirginlik yaratıyor.
Küresel boyut: NATO ve Avrupa'nın endişeleri
Trump'ın açıklamaları, NATO içinde de yankı buldu. Avrupalı müttefikler, ABD'nin Ukrayna'ya verdiği desteğin azalmasından endişe ediyor. Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, “Ukrayna'nın kendi geleceğini belirleme hakkı vardır” diyerek Trump'a dolaylı eleştiri yöneltti. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise “Barış, ancak Ukrayna'nın katılımıyla sağlanabilir” ifadesini kullandı. Bu gelişmeler, Batı ittifakında Ukrayna politikası konusunda bir bölünme yaşandığını gösteriyor.
Rusya cephesinden ise henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Trump'ın barış çağrılarını olumlu karşılıyoruz” demişti. Moskova, uzun süredir Ukrayna'nın tarafsızlığını ve Kırım'ın Rusya'ya bağlanmasını içeren bir anlaşma istiyor. Trump'ın “nasıl yapıldığı umurumda değil” sözü, Rusya'nın elini güçlendirebilir.
Uzmanlar, Trump'ın bu stratejisinin Ukrayna'da savaşın seyrini değiştirebileceğini belirtiyor. ABD'nin askeri yardımı azaltması halinde Ukrayna'nın savunma kapasitesinin zayıflayacağı ve Rusya'nın daha fazla toprak kazanabileceği ifade ediliyor. Ancak Trump yönetimi, Avrupa'nın daha fazla sorumluluk alması gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna krizinde denge politikası izleyerek hem Kiev hem de Moskova ile diyaloğunu sürdürüyor. Trump'ın barış baskısı, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü güçlendirebilir. Ankara, tahıl koridoru anlaşması ve esir takasları gibi somut adımlarla diplomatik etkisini kanıtladı. ABD'nin tutum değişikliği, Türkiye'nin Avrupa güvenliğinde daha fazla inisiyatif almasına zemin hazırlayabilir. Ancak olası bir barış anlaşmasının Kırım ve Doğu Ukrayna'daki statükoyu değiştirmesi, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Ankara, Karadeniz'deki dengeleri ve Kırım Tatarlarının haklarını korumak için süreci dikkatle izlemeli.