ABD'de Trump yönetiminin çocukluk çağı aşı programlarını gözden geçirme ve önerilen aşı sayısını azaltma planı, ülkedeki pediatri ve halk sağlığı uzmanlarının ciddi tepkisine yol açtı. Yönetim, yeni düzenlemelerin "altın standart" bir koruma sağlayacağını iddia etse de, doktorlar bu adımın kızamık, kabakulak ve boğmaca gibi önlenebilir hastalıkların yeniden yayılmasına zemin hazırlayabileceği konusunda uyarıyor.
Yönetimin planı ve iddiaları
Trump yönetiminin sağlık bürokrasisi, Ulusal Aşı Danışma Komitesi'nin (ACIP) mevcut aşı takvimini yeniden değerlendirerek yalnızca "en kritik" aşıların zorunlu tutulmasını öngörüyor. Yönetim yetkilileri, bu değişikliğin ebeveynlere daha fazla seçenek sunacağını ve aşı programlarının maliyetini düşüreceğini savunuyor. Ancak uzmanlar, bu yaklaşımın bilimsel temelden yoksun olduğunu ve aşı takviminin yıllar süren araştırmalar ve salgın verileriyle oluşturulduğunu hatırlatıyor.
Doktorlar, aşı takvimindeki her bir aşının, hastalıkların yayılma hızı, komplikasyon riskleri ve toplumsal bağışıklık açısından kapsamlı analizler sonucunda belirlendiğini vurguluyor. Özellikle iki yaş altı çocuklar için önerilen aşıların, bağışıklık sisteminin henüz tam gelişmediği bu dönemde hayati önem taşıdığı belirtiliyor. Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) ve Amerikan Tıp Birliği (AMA) gibi kuruluşlar, yönetimin planına karşı çıkarak bilimsel verilere dayanılması çağrısında bulundu.
Bilim insanlarından uyarılar
Uzmanlar, aşı takviminin kısaltılmasının toplumsal bağışıklığı zayıflatacağını ve "sürü bağışıklığı" olarak bilinen koruma mekanizmasının çökmesine yol açabileceğini ifade ediyor. Örneğin, kızamık aşısının ertelenmesi veya çıkarılması durumunda, bu yüksek bulaşıcı hastalığın yeniden salgınlara neden olabileceği belirtiliyor. 2019'da New York'ta yaşanan ve 900'den fazla kişiyi etkileyen kızamık salgını, aşı karşıtlığının pratikte ne kadar tehlikeli olabileceğini göstermişti.
Doktorlar ayrıca, aşı takvimindeki değişikliklerin ebeveynler arasında kafa karışıklığına ve aşı tereddütünün artmasına neden olabileceğine dikkat çekiyor. Aşıların etkinliğine dair yıllardır süren toplumsal güvenin, politik müdahalelerle erozyona uğramasından endişe ediliyor. Halk sağlığı uzmanları, aşı karşıtlığının küresel bir tehdit haline geldiği bir dönemde, ABD'nin bu adımının diğer ülkelere de olumsuz örnek olabileceğini söylüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye dahil tüm ülkeleri yakından ilgilendiriyor. Türkiye, kızamık ve diğer önlenebilir hastalıklarla mücadelede son yıllarda önemli ilerleme kaydetmiş ve aşılama oranlarını yüksek seviyelerde tutmuştur. Ancak ABD gibi bir süper gücün aşı politikalarını gevşetmesi, küresel sağlık kuruluşlarının aşı programlarına yönelik güveni sarsabilir ve Türkiye'ye olası göç ve seyahat yoluyla hastalık bulaşma riskini artırabilir. Türkiye'nin, kendi aşı takvimini bilimsel verilere dayanarak sürdürmesi ve halk sağlığını korumak için uluslararası işbirliklerini güçlendirmesi kritik önem taşıyor. Ayrıca, aşı karşıtlığıyla mücadelede etkin politikalar geliştirmesi, bu tür yanlış bilgilendirmelerin ülkeye sıçramasını önleyecektir.