ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, zorla çalıştırma iddialarına dayanarak yeni bir gümrük vergisi paketi hazırlıyor. Salı günü Ticaret Bakanlığı tarafından duyurulan teklif, mevcut bir vergi düzenlemesinin süresinin dolmasıyla eş zamanlı olarak yürürlüğe girecek şekilde planlandı. Bu hamle, özellikle Çin ve Güneydoğu Asya'dan yapılan ithalata yönelik ticari baskıyı artırmayı hedefliyor.
Gelişmenin arka planı
Yeni teklif, 1930 tarihli Tarife Yasası'nın 307. maddesi uyarınca, "zorla çalıştırma" yoluyla üretildiği tespit edilen ürünlerin ithalatını yasaklayan düzenlemeye dayanıyor. Ticaret Bakanlığı, bu kapsamda sektörel bazda yeni vergi oranları belirlemek için çalışmalara başladı. Uzmanlar, uygulamanın özellikle tekstil, elektronik ve otomotiv yan sanayisini etkileyebileceğini belirtiyor.
Mevcut düzenleme kapsamında, Trump döneminde Çin'e uygulanan Bölüm 301 vergileri kademeli olarak azaltılmıştı. Yeni paket, bu vergilerin sona ermesiyle boşalan alanı doldurmayı amaçlıyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "Zorla çalıştırmayla mücadele bu yönetimin öncelikleri arasında yer alıyor" ifadeleri kullanıldı.
Detaylar netleşmemekle birlikte, Ticaret Bakanlığı'nın 60 günlük bir kamuoyu görüşü süreci başlatacağı belirtildi. Bu sürecin ardından nihai düzenleme Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girecek.
Bölgesel veya küresel boyut
Yeni düzenleme, ABD-Çin ticaret savaşının yeniden alevlenmesi olarak yorumlanıyor. Pekin yönetimi, daha önce benzer gerekçelerle uygulanan kısıtlamaları "ticari korumacılık" olarak nitelendirmişti. Uzmanlar, uygulamanın diğer Asya ülkelerine de sirayet edebileceğini, Vietnam ve Bangladeş gibi tekstil ihracatçılarının da hedef alınabileceğini belirtiyor.
Küresel tedarik zincirlerinde karmaşaya yol açması beklenen bu adım, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde de tartışma konusu olabilir. DTÖ kuralları, zorla çalıştırma gerekçesiyle ticari kısıtlama getirilmesine belirli koşullarda izin verse de, ABD'nin uygulaması "ayrımcı" bulunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin yeni gümrük vergileri Türkiye'yi doğrudan hedef almasa da, küresel ticarette korumacılığın artması ihracatçılar için risk oluşturuyor. Özellikle tekstil ve hazır giyim sektöründe ABD pazarına yönelik satışlar etkilenebilir. Türkiye'nin zorla çalıştırma iddialarından arındırılmış üretim sertifikasyonu gibi alternatif ticaret kanallarına yönelmesi gerekebilir. Ayrıca ABD ile yakınlaşan ticari ilişkilerde bu tür düzenlemelerin genişlemesi halinde Ankara'nın DTÖ nezdinde itiraz mekanizmalarını hazır tutması önem taşıyor.