Trump yönetimi, dünyanın en büyük müze kompleksi olan Smithsonian Enstitüsü'nü 'ideolojik aktivizm kültürünü' teşvik etmekle suçlayarak, federal kurumların bu kurumla işbirliğini durdurma tehdidinde bulundu. Yönetim, Smithsonian liderlerini hedef alarak, sergilerde ve programlarda belirli bir ideolojik gündemin dayatıldığını öne sürüyor. Bu hamle, uzun süredir devam eden bir anlaşmazlığın son halkası olarak dikkat çekiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Smithsonian Enstitüsü, 1846'da kurulmuş ve ABD'nin başkenti Washington DC'de 21 müze, 9 araştırma merkezi ve bir hayvanat bahçesini bünyesinde barındıran devasa bir kuruluştur. Yılda yaklaşık 30 milyon ziyaretçi ağırlayan kurum, federal bütçeden önemli ölçüde destek almaktadır. Trump yönetimi, özellikle son yıllarda Smithsonian'ın bazı sergilerinde ve eğitim programlarında ırk, toplumsal cinsiyet ve sömürgecilik gibi konuların 'tek taraflı' işlendiğini savunuyor. Yönetim sözcüleri, kurumun 'Amerikan değerlerini' yansıtmadığını ve 'uyandırılmış' (woke) bir gündemi benimsediğini iddia ediyor.
Bu suçlamalar, muhafazakâr çevrelerin uzun süredir dile getirdiği eleştirilerin bir uzantısı. Özellikle 2020'deki ırk eşitliği protestolarının ardından birçok müze, sömürgecilik ve kölelik tarihine daha fazla yer vermeye başlamıştı. Smithsonian da bu dönemde 'Amerikan Tarihi' sergilerini gözden geçirmiş ve bazı panelleri güncellemişti. Trump yönetimi ise bu değişiklikleri 'tarihin yeniden yazılması' olarak nitelendiriyor.
Federal kurumların Smithsonian ile işbirliği, yalnızca mali destekle sınırlı değil; birçok devlet dairesi, araştırma projeleri, sergi sponsorlukları ve personel değişimi gibi alanlarda kurumla ortak çalışıyor. Yönetimin tehdidi, bu geniş çaplı ilişkileri hedef alıyor. Eğer hayata geçerse, Smithsonian'ın araştırma kapasitesi ve sergi çeşitliliği önemli ölçüde zarar görebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'de müzeler ve kültürel kurumlar üzerindeki siyasi baskı, son yıllarda artan bir trend. Trump yönetimi, daha önce de Ulusal Beşeri Bilimler Vakfı ve Ulusal Sanat Vakfı gibi kurumların bütçelerini kısma girişiminde bulunmuştu. Bu tür hamleler, kültürel alanda bir 'kültür savaşı' (culture war) yürütüldüğü yorumlarına yol açıyor. Smithsonian gibi prestijli bir kurumun hedef alınması, diğer müze ve arşivler üzerinde de caydırıcı bir etki yaratabilir.
Küresel ölçekte bakıldığında, bu gelişme, otoriter eğilimlerin kültürel kurumları nasıl etkileyebileceğine dair bir örnek olarak görülüyor. Avrupa'da da benzer tartışmalar yaşanıyor; örneğin Macaristan ve Polonya'da hükümetler, müzelerin içeriğine müdahale etmekle eleştiriliyor. ABD'deki bu son hamle, demokrasilerde kültürel özerklik ile siyasi kontrol arasındaki gerilimi gözler önüne seriyor.
Smithsonian, uluslararası alanda da saygın bir kurum. Yabancı müze ve araştırma kuruluşlarıyla işbirlikleri bulunuyor. Federal desteğin kesilmesi, bu uluslararası ortaklıkları da olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin yumuşak gücünün bir parçası olan kültürel diplomasi faaliyetleri zarar görebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump yönetiminin Smithsonian'a yönelik tehdidi, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel kültürel politikalar ve akademik özgürlük açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye'de de müzeler ve kültürel kurumlar zaman zaman siyasi tartışmaların odağında. ABD'de yaşanan bu gelişme, kültürel alanın siyasallaşmasının demokrasilerde ne kadar ileri gidebileceğini gösteriyor. Ayrıca, Türkiye-ABD ilişkilerinde kültürel işbirlikleri ve eğitim programları önemli bir yer tutuyor; Smithsonian gibi kurumlarla yürütülen ortak projeler, bu gerilimden etkilenebilir. Türkiye, benzer şekilde kendi kültürel mirasını koruma ve tanıtma çabalarında bağımsız bir çizgi izlemeye çalışsa da, küresel ölçekte artan ideolojik müdahaleler, kültürel diplomasi alanında yeni zorluklar yaratabilir.