ABD Adalet Bakanlığı (DOJ), önümüzdeki yaz aylarında yapılacak ön seçimlerde olası usulsüzlükleri engellemek amacıyla altı eyaletteki 15 farklı bölgeye seçim denetçileri göndereceğini duyurdu. DOJ Sivil Haklar Dairesi bünyesindeki denetçiler, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde kritik bir test niteliği taşıyan bu hamleyle, seçim sürecinin federal yasalara uygun işlemesini sağlayacak. Gözlemciler, bu adımın Trump yönetiminin seçim güvenliğine verdiği önemi yansıttığı yorumunda bulunuyor.
Hangi eyaletlerde denetim yapılacak?
DOJ tarafından yapılan resmî açıklamaya göre, denetçilerin gönderileceği eyaletler arasında Pensilvanya, Georgia, Arizona, Michigan, Wisconsin ve Teksas yer alıyor. Bu eyaletlerin seçilmesinin ardında, 2020 başkanlık seçimlerinde yoğun tartışmaların yaşandığı ve seçim sonuçlarının mahkemelere taşındığı bölgeler olması yatıyor. Özellikle Georgia ve Arizona, Trump'ın yenilgiyi kabul etmediği ve hile iddialarının en yoğun dile getirildiği eyaletler arasında bulunuyor.
Denetçilerin görevleri arasında oy verme işlemlerinin yasalara uygun yürütülmesini denetlemek, oy verme merkezlerinde ayrımcılık veya yıldırma girişimlerini belgelemek ve seçimle ilgili şikâyetleri doğrudan DOJ'a iletmek bulunuyor. Federal denetçiler, genellikle sivil haklar ihlallerini tespit etmek için seçim günü saha çalışmaları yapıyor ve bu yıl ilk kez yaz ön seçimlerinde de benzer bir uygulama başlatılıyor. Pensilvanya ve Michigan'da erken oy verme süreçleri de dahil olmak üzere geniş bir yelpazede denetim gerçekleştirilecek.
Seçim güvenliği tartışmaları yeniden alevleniyor
Bu gelişme, ABD'de seçim güvenliği konusundaki tartışmaları da yeniden alevlendirdi. Demokrat Parti temsilcileri, federal denetçilerin varlığının seçmen korkusunu artırabileceğini ve özellikle azınlık topluluklarının oy kullanma hakkını kısıtlayabileceğini öne sürüyor. Öte yandan Cumhuriyetçi kanat, denetçilerin seçim bütünlüğünü koruyacağını ve halkın seçimlere olan güvenini tazeleyeceğini savunuyor. Uzmanlar, bu hamlenin 2024 başkanlık seçimleri için bir tür deneme tahtası olduğunu ve iki parti arasındaki derin siyasi kutuplaşmayı da gözler önüne serdiğini belirtiyor.
Küresel anlamda, ABD'nin seçim denetimine ilişkin bu adımı, diğer ülkeler için de bir model olabilir. Özellikle demokratik standartların zayıfladığından şikâyet edilen bölgelerde, bağımsız denetçilerin seçim süreçlerine dahil edilmesi fikri daha fazla tartışılmaya başlandı. Ancak ABD'deki uygulamanın tarafsızlığı ve etkinliği, partizan eleştirilerin odağında kalmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki seçim denetimleri, Türkiye'nin de yakından takip ettiği bir süreçtir. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde seçim dönemlerinde yaşanan siyasi gerilimlerin iki ülke arasındaki diplomatik normalleşmeyi etkileyebileceğini deneyimlemiştir. Bu denetimler, Türk dış politikası açısından ABD'nin iç siyasetindeki istikrarın ve seçim güvenilirliğinin önemini göstermektedir. Ayrıca, ABD'de seçim güvenliğine yönelik bu tür önlemlerin, Türkiye'nin kendi seçim sistemleri ve denetim mekanizmaları konusunda uluslararası normlarla uyum çabalarına da dolaylı bir referans oluşturabileceği değerlendirilmektedir.