ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran'ı çevrelemeye yönelik bölgesel bir çabayı ve İsrail ile komşuları arasındaki ilişkilerin normalleşmesini genişletmeyi hedefleyen savaş sonrası bir strateji üzerinde çalışıyor. Konuya yakın iki ABD'li yetkili ve iki kaynağa göre, plan henüz taslak aşamasında ve doğrudan Gazze'deki ateşkes sonrası döneme odaklanıyor.
Gelişmenin arka planı
Habere göre, stratejinin merkezinde İran'a karşı bölgesel bir caydırıcılık ağı kurmak yer alıyor. Bu kapsamda, İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki normalleşme sürecinin (Abraham Accords) genişletilmesi, özellikle Suudi Arabistan ile ilişkilerin tesisi öncelikli hedefler arasında. Kaynaklar, planın henüz erken aşamada olduğunu ve ayrıntıların netleşmediğini belirtiyor. Ancak Trump yönetiminin, önceki döneminde olduğu gibi, İsrail yanlısı ve İran karşıtı bir çizgi izleyeceği öngörülüyor.
ABD'li yetkililer, savaş sonrası Gazze'nin yeniden inşası ve yönetimi konusunda da fikir alışverişinde bulunuyor. Ancak bu konuda henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Trump, seçim kampanyası sırasında Orta Doğu'da barış getireceğini vaat etmişti. Göreve geldikten sonra da bu yönde adımlar atması bekleniyor.
Bölgesel aktörlerin tutumu ise belirsizliğini koruyor. Suudi Arabistan, BAE, Mısır ve Ürdün gibi ülkelerin olası bir normalleşme anlaşmasına sıcak bakıp bakmayacağı, Filistin meselesindeki gelişmelere bağlı. İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonları ve yerleşim faaliyetleri, Arap kamuoyunda tepki çekmeye devam ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump yönetiminin hazırladığı plan, Orta Doğu'da güç dengelerini yeniden şekillendirebilir. İran'a yönelik baskı politikası, Tahran'ın nükleer programını hızlandırmasına ve bölgesel milislerle işbirliğini artırmasına yol açabilir. Bu durum, Körfez ülkeleri ve İsrail için güvenlik riskleri oluştururken, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını da etkileyebilir.
Öte yandan, İsrail ile Suudi Arabistan arasında kurulacak bir ittifak, bölgesel istikrar açısından önemli bir adım olarak görülüyor. Ancak Filistin sorununa adil bir çözüm bulunmadan kalıcı barışın sağlanamayacağı uluslararası kamuoyunda sıkça dile getiriliyor. Trump yönetiminin bu denklemi nasıl yöneteceği merak konusu.
Avrupa Birliği ve diğer küresel aktörler ise temkinli bir yaklaşım sergiliyor. ABD'nin tek taraflı adımlarının bölgede yeni gerilimlere yol açabileceği endişesi var. Rusya ve Çin'in de Orta Doğu'daki etkisini artırma çabaları, ABD'nin planlarını zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin savaş sonrası Orta Doğu planı, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını doğrudan etkiliyor. İran'a karşı oluşturulacak bir ittifakta Türkiye'nin rolü belirsiz. Ankara, İran ile karmaşık bir ilişki ağına sahip; ekonomik işbirliği ve enerji bağımlılığı var. Öte yandan, İsrail ile normalleşme süreci Türkiye'nin de dahil olduğu bir denklemde ilerlerse, Ankara'nın Filistin konusundaki hassasiyeti göz önüne alındığında nasıl konumlanacağı kritik. Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması için Filistin meselesinin adil çözümünü şart koşuyor. ABD'nin planı bu hassasiyeti ne kadar dikkate alacak, belirsiz.