ABD'de Trump yönetimi, ülkenin en üst düzey kimyasal güvenlik danışma kuruluna sanayi lobisinin sözcüleri olarak nitelendirilen kişileri atamakla suçlanıyor. Halk sağlığı savunucuları, bu atamaların çıkar çatışması yarattığı ve kurulun, çevre düzenlemelerinde önemli geri adımları meşrulaştırmak için kullanılacağı uyarısında bulunuyor. EPA'ya bağlı Kimyasal Danışma Komitesi'nin (SACC) yeni üyelerinin, kimyasal güvenlik standartlarını zayıflatma potansiyeli taşıdığı belirtiliyor.
Gelişmenin arka planı
Merkezi Washington'da bulunan EPA'nın Bilim Danışma Komitesi Kimyasallar Alt Komitesi (SACC), son yıllarda endüstriyel kimyasalların insan sağlığı ve çevre üzerindeki etkilerini inceleyerek EPA'ya tavsiyelerde bulunuyor. Ancak Trump yönetiminin atamalarıyla birlikte komitenin bağımsızlığını yitirdiği, yerine sanayi odaklı bir yaklaşımın benimsendiği iddia ediliyor.
Komiteye atanan yedi yeni üyeden dördünün doğrudan kimya, petrokimya ve tarım ilacı şirketlerinde çalıştığı ya da bu şirketler adına lobi faaliyeti yürüttüğü ortaya çıktı. Bu durum, komitenin daha önceki yapısından belirgin bir farklılık gösteriyor. Önceki yıllarda komitede akademisyenler, bağımsız araştırmacılar ve halk sağlığı uzmanları ağırlıklıyken, şimdi sanayi temsilcilerinin sayısı belirgin şekilde arttı.
Halk sağlığı örgütleri, bu atamaların EPA'nın kimyasal düzenlemeleri gevşetme çabalarının bir parçası olduğunu savunuyor. Özellikle, kansere neden olan maddeler ve hormon bozucu kimyasallar gibi hassas konularda komitenin vereceği tavsiyelerin, sanayi çıkarları doğrultusunda şekillenmesinden endişe ediliyor. Bir kamu yararı kuruluşu olan Halk Sağlığı Savunucuları Ağı'nın direktörü Susan Johnson, "Bu atamalar, bilimsel sürecin endüstri tarafından ele geçirilmesi anlamına geliyor. Bu kişiler, kimyasalların güvenliğinden çok şirket kârlılığını önemsiyor" dedi.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme sadece ABD içinde değil, küresel ölçekte de yankı uyandırıyor. ABD, birçok kimyasal düzenlemede diğer ülkeler için referans alınan bir ülke konumunda. ABD'nin çevre ve halk sağlığı standartlarını zayıflatması, özellikle gelişmekte olan ülkelerde benzer uygulamaların önünü açabilir. Ayrıca, ABD'nin iklim değişikliği ve çevre politikalarında geri adım atması, uluslararası anlaşmaların etkinliğini zedeleyebilir.
Avrupa Birliği ve diğer gelişmiş ülkeler, kimyasal güvenlik konusunda daha sıkı düzenlemeler benimserken, ABD'nin bu alandaki geri adımları, küresel ticarette de dengesizliklere yol açabilir. ABD'de üretilen kimyasalların daha düşük standartlarla piyasaya sürülmesi, Avrupa pazarında da tartışmalara neden olmuştu. Ayrıca, bu durum, ABD'nin çevre konusundaki uluslararası taahhütlerine olan güveni sarsıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kimyasal güvenlik düzenlemelerini AB mevzuatına uyum çerçevesinde şekillendiriyor. ABD'deki bu tür bir zayıflama, Türkiye'nin AB'ye uyum sürecini olumsuz etkilemez; ancak ABD'den ithal edilen kimyasalların güvenlik standartlarının düşmesi, Türkiye'nin bu ürünleri denetleme yükünü artırabilir. Ayrıca, Türk sanayisinin küresel rekabet gücü açısından, daha düşük standartlı ABD ürünleri karşısında dezavantaj yaşamaması için yerli düzenlemelerin sıkı tutulması önemlidir. Dolaylı olarak, bu gelişme küresel çevre politikalarındaki erozyonun bir parçası olarak Türkiye'nin iklim ve çevre hedeflerini de etkileyebilir.