ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Nesli Tükenmekte Olan Türler Yasası (Endangered Species Act - ESA) kapsamında yaban hayatı ve bitki korumalarını daha da azaltan bir genelge yayımladı. Beyaz Saray'ın Çevre Kalitesi Konseyi tarafından hazırlanan ve federal kurumlara gönderilen muhtıra, ESA'nın uygulanmasında ekonomik çıkarların daha fazla öne çıkarılmasını öngörüyor. Karar, çevre kuruluşları ve bilim insanları tarafından sert eleştirilerle karşılandı.
Genelgenin ayrıntıları ve arka planı
Söz konusu genelge, federal kurumların türleri koruma altına alırken veya kritik habitat alanlarını belirlerken ekonomik etkileri daha fazla dikkate almasını talep ediyor. Ayrıca, yeni türlerin listelenmesi sürecini zorlaştırıyor ve halihazırda koruma altındaki türler için getirilen kısıtlamaların gözden geçirilmesini hızlandırıyor. Muhtıra, özellikle enerji ve altyapı projelerinin önünü açmayı hedefliyor; zira Trump yönetimi, görev süresi boyunca çevre düzenlemelerini gevşeterek ekonomik büyümeyi hızlandırma politikası güdüyor.
ESA, 1973 yılında yürürlüğe giren ve ABD'deki nesli tükenme tehlikesi altındaki türleri korumayı amaçlayan federal bir yasa. Yasa kapsamında, listelenen türlerin yaşam alanları koruma altına alınıyor ve federal kurumların bu türlerin varlığını tehdit edecek eylemlerde bulunması yasaklanıyor. Ancak Trump yönetimi, ilk döneminde de ESA'yı zayıflatmaya yönelik adımlar atmıştı. Örneğin, 2019'da yapılan düzenlemelerle, türlerin listelenmesinde ekonomik faktörlerin dikkate alınması ve kritik habitat tanımının daraltılması sağlanmıştı. Bu son genelge, o dönemdeki değişikliklerin devamı niteliğinde.
Çevre örgütleri, genelgenin bilimsel verileri hiçe saydığını ve yaban hayatını koruma çabalarını baltalayacağını belirtiyor. Center for Biological Diversity gibi kuruluşlar, kararın mahkemeye taşınacağını açıkladı. Bilim insanları ise, iklim değişikliği ve habitat kaybı nedeniyle zaten baskı altında olan türlerin daha da savunmasız hale geleceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, sanayi grupları ve muhafazakar çevreler, ESA'nın aşırı kısıtlayıcı olduğunu ve ekonomik kalkınmayı engellediğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin çevre politikalarındaki bu geri adım, küresel iklim ve biyoçeşitlilik hedefleri açısından da önem taşıyor. Paris İklim Anlaşması'ndan çekilme ve çevre düzenlemelerini gevşetme gibi adımlarla Trump yönetimi, uluslararası alanda çevre liderliğinden uzaklaşmış durumda. Bu genelge, ülke içinde olduğu kadar uluslararası kamuoyunda da yankı uyandırabilir; zira birçok ülke, biyoçeşitlilik kaybını durdurmak için 2030 hedefleri doğrultusunda çaba sarf ediyor. ABD'nin bu tutumu, diğer ülkelerin çevre politikalarını da olumsuz etkileyebilir ve küresel koruma çabalarına gölge düşürebilir.
Uzmanlar, ESA'nın zayıflatılmasının sadece ekosistemleri değil, aynı zamanda tarım, balıkçılık ve turizm gibi sektörleri de uzun vadede olumsuz etkileyebileceğini vurguluyor. Sağlıklı ekosistemler, doğal kaynakların sürdürülebilirliği ve insan refahı için kritik öneme sahip. Ancak kısa vadeli ekonomik kazançlar uğruna bu değerlerin göz ardı edilmesi, telafisi zor sonuçlar doğurabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Nesli Tükenmekte Olan Türler Yasası'nda yaptığı bu değişiklik, doğrudan Türkiye'yi etkilememekle birlikte, küresel çevre politikaları ve biyoçeşitlilik üzerindeki etkileri nedeniyle dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, kendi biyoçeşitliliğini korumak için çeşitli uluslararası anlaşmalara taraf; ancak ABD gibi büyük bir aktörün çevre düzenlemelerini gevşetmesi, küresel iklim mücadelesini zayıflatabilir ve Türkiye'nin çevre diplomasisindeki konumunu etkileyebilir. Ayrıca, ABD ile yürütülen ticari ilişkilerde çevre standartları konusu gündeme gelebilir. Türkiye'nin yeşil mutabakat ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda, bu tür gelişmeleri yakından takip etmesi ve uluslararası platformlarda aktif rol alması önem taşıyor.