Trump yönetimi, Orta Afrika'da Ebola salgınıyla mücadele eden sağlık çalışanlarına yönelik mali desteği kesmesinin ardından, salgının yayılmasıyla ilgili sorumluluğu başka kurum ve kişilere yüklemeye çalışıyor. The Intercept'in haberine göre, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) bütçesinde yapılan kesintiler, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve komşu ülkelerdeki sağlık ekiplerinin çalışmalarını ciddi şekilde sekteye uğrattı. Beyaz Saray, salgınla mücadelede yetersiz kaldığı gerekçesiyle Dünya Sağlık Örgütü'nü (WHO) suçlarken, uzmanlar asıl sorunun Washington'un taahhütlerini yerine getirmemesi olduğunu belirtiyor.
Kesintilerin arka planı ve etkileri
Trump yönetimi, 2019 yılında Afrika'da Ebola ile mücadele için ayrılan fonlarda önemli kesintilere gitmişti. Özellikle USAID bünyesindeki Acil Sağlık Müdahale Ekibi'ne sağlanan bütçe yüzde 30 oranında azaltıldı. Bu ekip, salgın bölgelerinde sağlık çalışanlarının eğitimi, koruyucu ekipman temini ve temas takibi gibi kritik görevleri üstleniyordu. Kesintilerin ardından, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde 2018'de başlayan ve halen devam eden Ebola salgınında vaka sayısı 3 binin üzerine çıktı; ölü sayısı 2 bini aştı.
Uzmanlar, ABD'nin yardım kesintilerinin salgının kontrol altına alınmasını geciktirdiğini ve virüsün komşu ülkelere sıçramasına yol açtığını vurguluyor. Rwanda, Uganda ve Güney Sudan gibi ülkelerde de Ebola vakaları görülmeye başlandı. Trump yönetimi ise bu durumu WHO'nun yetersiz müdahalesine bağlayarak kendi sorumluluğunu reddediyor. Oysa WHO, ABD'nin finansman kesintileri nedeniyle sahadaki operasyonlarını daraltmak zorunda kaldığını açıkladı.
Küresel sağlık güvenliği açısından sonuçlar
Bu gelişme, ABD'nin küresel sağlık alanındaki liderlik rolünü sorgulatıyor. Pandemi Hazırlık ve Müdahale Paneli tarafından yayınlanan bir rapora göre, ABD'nin Afrika'daki sağlık programlarına yönelik kesintileri, sadece Ebola ile mücadeleyi değil, aynı zamanda sıtma, tüberküloz ve HIV/AIDS gibi diğer hastalıklarla mücadeleyi de olumsuz etkiledi. Uzmanlar, salgınların sınır tanımadığını ve ABD'nin bu tür kesintilerinin uzun vadede kendi ulusal güvenliğini de tehdit edebileceğini belirtiyor.
Öte yandan, Çin ve Rusya'nın Afrika'da sağlık alanında artan etkinliği, ABD'nin geri çekildiği bölgelerde yeni güç dengeleri oluşturuyor. Çin, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ne Ebola ile mücadele için 10 milyon dolar yardım yaparken, Rusya da sağlık ekipleri gönderdi. Bu durum, küresel sağlık diplomasisinde ABD'nin ağırlığının azaldığına işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Afrika politikası açısından önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Afrika'da sağlık altyapısına yatırım yaparak ve sağlık ekipleri göndererek kıtadaki etkinliğini artırdı. ABD'nin çekilmesi, Türkiye'ye Afrika'da sağlık diplomasisinde daha fazla rol üstlenme fırsatı sunabilir. Ancak bu aynı zamanda Türkiye'nin salgınlarla mücadelede daha fazla sorumluluk alması gerektiği anlamına geliyor. Ayrıca, Ebola gibi salgınların küresel seyahat ve ticaret yoluyla Türkiye'yi de etkileyebileceği unutulmamalı. Türkiye'nin, Afrika'daki sağlık krizlerine yönelik proaktif bir yaklaşım benimsemesi, hem bölgesel istikrar hem de kendi güvenliği açısından kritik önemdedir.