WASHINGTON – ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, yaklaşık 1,8 milyar dolar tutarındaki tartışmalı “silahlanma fonu”ndan (weaponization fund) vazgeçtiğini duyurdu. ABD Adalet Bakanı Vekili Todd Blanche, 2 Haziran’da Senato’da yaptığı açıklamada, fonun Cumhuriyetçi senatörlerden gelen nadir bir tepki sonrası iptal edildiğini belirtti. Bu gelişme, Trump yönetiminin kendi partisi içinde bile ciddi muhalefetle karşılaştığını ortaya koyuyor.
Fonun ayrıntıları ve gerekçesi
Söz konusu fon, ilk olarak Şubat ayında Trump tarafından “yabancı düşmanları caydırmak” amacıyla önerilmişti. Savunma ve istihbarat harcamalarını kapsayan bu bütçe kalemi, özellikle Çin, Rusya ve İran gibi ülkelere karşı kullanılacak “siber ve ekonomik silahlar” için ayrılmıştı. Ancak fonun adındaki “weaponization” (silahlanma/silah haline getirme) ifadesi, Kongre’de rahatsızlık yarattı. Cumhuriyetçi senatörler, bu tür bir fonun yürütme organına aşırı yetki vereceğini ve denetim mekanizmalarını zayıflatacağını savundu.
Senato Çoğunluk Lideri John Thune, “Bu fonun amacı belirsiz ve potansiyel olarak kötüye kullanıma açık. Bizim önceliğimiz, savunma harcamalarının şeffaf ve hesap verebilir olmasıdır” dedi. Blanche ise, yönetimin fonu “yanlış anlaşılmaları gidermek” için geri çektiğini, ancak benzer amaçlı harcamaların bütçede farklı kalemler altında yer alacağını ifade etti.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu kararın küresel yansımaları olması bekleniyor. Özellikle Asya-Pasifik bölgesinde ABD’nin Çin’e karşı sertlik politikası izlediği bir dönemde, fonun iptali müttefikler arasında endişe yarattı. Japonya ve Güney Kore, ABD’nin caydırıcılık kapasitesindeki bu geri adımı “endişe verici” olarak değerlendirirken, Çin ise kararı “barışçıl bir jest” olarak nitelendirdi. Rusya ve İran da fonun iptalini kendi lehlerine bir gelişme olarak yorumladı.
Öte yandan, fonun iptali ABD’nin iç siyasetinde de tartışma yarattı. Demokratlar, Trump yönetimini “kendi partisi tarafından bile durdurulan tehlikeli bir gündem” izlemekle suçlarken, bazı Cumhuriyetçiler ise fonun “gereksiz yere gerginlik yarattığını” savundu. Bu gelişme, 2026 ara seçimleri öncesinde iki parti arasındaki bütçe savaşlarının da habercisi olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD’nin küresel askeri angajmanında bir geri çekilme sinyali olarak okunabilir. Türkiye, özellikle Doğu Akdeniz ve Suriye’de ABD’nin caydırıcılık politikalarından etkilenen bir ülke olarak, bu fonun iptalini yakından izlemelidir. Trump yönetiminin kendi içindeki bu tür bölünmeler, ABD’nin bölgesel taahhütlerinin geleceği konusunda belirsizlik yaratabilir. NATO müttefiki olarak Türkiye, ABD’nin savunma harcamalarındaki bu tür dalgalanmaların kendi güvenlik çıkarlarını nasıl etkileyeceğini değerlendirmelidir. Özellikle Yunanistan ile yaşanan gerilimler ve Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti göz önüne alındığında, ABD’nin caydırıcılık kapasitesindeki her azalma, Ankara’nın manevra alanını daraltabilir.