ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, Çarşamba günü Paris'te yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri'nin zorla çalıştırmayla mücadele amacıyla uygulamaya koyduğu yeni gümrük tarifelerinin, Avrupa Birliği ile daha önce varılan anlaşmayla tam uyumlu olduğunu belirtti. Greer, “Bir anlaşma anlaşmadır, buna saygı duyuyoruz” ifadelerini kullanarak, ticari ortaklar arasında güvenin korunmasının önemine vurgu yaptı. Açıklama, uluslararası ticarette etik standartların yükseltilmesine yönelik adımların yankı bulduğu bir dönemde geldi.
Zorla çalıştırma karşıtı tarifelerin arka planı
ABD Gümrük ve Sınır Koruma İdaresi (CBP), geçtiğimiz haftalarda, zorla çalıştırma yoluyla üretildiği tespit edilen ürünlere yönelik yeni ithalat kısıtlamalarını yürürlüğe koydu. Bu adım, özellikle Çin ve Güneydoğu Asya ülkelerinden gelen bazı emtia ve mamul malları hedef alıyor. Washington yönetimi, insan hakları ihlallerini ticaret politikasının merkezine koymayı hedeflerken, söz konusu tarifelerin ABD'nin uluslararası taahhütleriyle çelişmediğini savunuyor.
Greer, Paris'te OECD bünyesinde düzenlenen bir ticaret forumunda yaptığı konuşmada, AB ile 2021 yılında imzalanan ortak bildirgeye atıfta bulundu. Bu bildirgede her iki taraf da zorla çalıştırmayla mücadelede işbirliğini artırma sözü vermişti. Greer, “AB ile aynı hedeflere sahibiz; farklı araçlar kullanıyor olabiliriz, ancak her iki taraf da insan onuruna saygılı ticaret sistemleri inşa etme konusunda kararlı” dedi. AB Komisyonu yetkilileri ise, ABD'nin yeni tarifelerinin ayrımcı olmadığı ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına uygun olduğu sürece desteklenebileceğini ifade etti.
Küresel ticarette etik standartlar ve yansımaları
Zorla çalıştırma karşıtı tarifeler, yalnızca ABD-AB ilişkilerinde değil, küresel ticaret sisteminde de önemli bir tartışma konusu haline geldi. Birleşmiş Milletler Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 28 milyon kişi zorla çalıştırma koşullarında istihdam ediliyor. Bu durum, özellikle tekstil, tarım ve elektronik sektörlerinde yoğunlaşıyor. ABD'nin uygulamaya koyduğu yeni tedbirler, ithalatçı firmaların tedarik zincirlerini daha dikkatli denetlemesini zorunlu kılıyor.
Uzmanlar, bu tür tek taraflı tarifelerin DTÖ kurallarıyla çatışma potansiyeli taşıdığını belirtiyor. Ancak Greer, ABD'nin bu adımının DTÖ'nün kamu ahlakı ve insan hayatı koruma gibi istisna maddelerine dayandığını savundu. Öte yandan, Çin ve diğer etkilenen ülkeler, ABD'nin bu hamlesini ticari korumacılık olarak nitelendiriyor. Analistler, bu gelişmenin ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının yeni bir cephesi olabileceği yorumunu yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin ihracat politikaları açısından dolaylı fakat önemli bir sinyal taşıyor. ABD ve AB'nin zorla çalıştırmayla mücadele konusunda standartları yükseltmesi, Türkiye'nin de tedarik zincirlerini şeffaflaştırma ve uluslararası normlara uyum sağlama baskısını artıracak. Özellikle tekstil ve otomotiv yan sanayi gibi sektörlerde faaliyet gösteren Türk firmalarının, ihracat pazarlarında rekabet avantajını koruyabilmesi için etik üretim sertifikasyonlarına yatırım yapması gerekebilir. Ayrıca, Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi sürecinde, benzer insan hakları ve çalışma standartlarının müzakere masasında daha fazla yer bulması beklenebilir.