ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in Washington'a yapması beklenen ziyaretten haftalar önce, Çin bankalarının İran ile ticari bağları nedeniyle yaptırımla karşı karşıya kalabileceği sinyalini verdi. Trump, Perşembe günü Beyaz Saray'da gazetecilerin, Washington'un neden Pekin'in İran yaptırımlarına uymasını sağlamak için daha sert önlemler almadığı yönündeki sorusuna "Bunun ima ettiğim kişi ben değil miyim?" yanıtını vererek, konuya ilişkin ilk kez doğrudan bir açıklamada bulunmuş oldu. Bu açıklama, ABD ile Çin arasında ticaret ve teknoloji alanındaki gerilimlerin sürdüğü bir dönemde, iki süper güç arasındaki ilişkilerde yeni bir krize işaret ediyor.
ABD-Çin gerilimi İran üzerinden derinleşiyor
Trump'ın bu çıkışı, Xi Jinping'in önümüzdeki haftalarda ABD'ye yapması beklenen resmi ziyaret öncesinde geliyor. Bu ziyaret, iki ülke liderlerinin Şubat ayında Bali'deki G20 zirvesinde bir araya gelmesinden bu yana ilk yüz yüze görüşme olacak. Ancak Trump'ın İran'a yönelik azami baskı politikasının bir parçası olarak Çin bankalarını hedef alma tehdidi, görüşmelerin atmosferini olumsuz etkileyebilir. ABD, 2018 yılında İran nükleer anlaşmasından çekildikten sonra Tahran'a yönelik yaptırımları yeniden devreye sokmuş ve üçüncü ülkelerin İran ile ticaret yapmasını engellemeye çalışmıştı. Çin ise İran'ın en büyük petrol alıcısı konumunda ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi milyarlarca doları buluyor. Pekin yönetimi, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarını tanımadığını ve İran ile meşru ticari ilişkilerini sürdüreceğini defalarca dile getirmişti.
Uzmanlara göre, Trump'ın bu son açıklaması, müzakerelerde elini güçlendirmeye yönelik bir taktik olabilir. Ancak aynı zamanda, ABD'nin İran'a yönelik baskı politikasının etkisiz kalmasından duyduğu hayal kırıklığını da yansıtıyor. Çin'in İran'dan ham petrol ithalatı, ABD yaptırımlarına rağmen son aylarda artış gösterdi. Çinli rafineriler, İran petrolünü indirimli fiyatlarla satın alarak ABD'nin yaptırımlarını dolaylı olarak deliyor. Bu durum, ABD'de hem Kongre'de hem de yönetim içinde Çin'e karşı daha sert önlemler alınması yönünde baskı oluşturuyor.
Jeopolitik denklem: İran, Çin ve ABD arasındaki hassas denge
Çin ile İran arasındaki ilişkiler, sadece enerji ticaretiyle sınırlı değil. İki ülke, 2021 yılında 25 yıllık stratejik iş birliği anlaşması imzalamıştı. Bu anlaşma, Çin'in İran'ın altyapı ve enerji sektörlerine büyük yatırımlar yapmasını öngörüyor. Ayrıca Çin, İran'ın nükleer programı konusunda Batı ile yapılan müzakerelerde de kilit bir rol oynuyor. Pekin, İran'a yönelik yaptırımların kaldırılması ve nükleer anlaşmanın canlandırılması için arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Ancak ABD'nin Çin bankalarına yaptırım tehdidi, bu çabaları sekteye uğratabilir ve bölgede yeni bir krize yol açabilir.
ABD'nin Çin bankalarına yaptırım uygulaması durumunda, bunun küresel finans sistemi üzerinde de önemli etkileri olacaktır. Çin, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ve küresel ticaretin merkezinde yer alıyor. Çin bankalarına yönelik bir yaptırım, sadece Çin ekonomisini değil, aynı zamanda ABD'li şirketlerin Çin ile olan ticaretini de olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, Trump yönetiminin böyle bir adımı atması durumunda, ABD'nin kendi şirketlerinden de tepki gelebilir. Öte yandan, Çin'in de misilleme olarak ABD'li şirketlere yaptırım uygulayabileceği veya ABD tahvillerini satabileceği belirtiliyor. Bu durum, iki ülke arasındaki ticaret savaşını daha da derinleştirebilir.
Xi'nin ziyareti öncesi belirsizlik
Xi Jinping'in Washington ziyaretinin henüz resmi bir tarihi açıklanmış değil. Ancak ziyaretin önümüzdeki ay içinde gerçekleşmesi bekleniyor. Ziyarette ele alınması planlanan konular arasında ticaret dengesi, teknoloji transferi, Tayvan ve Güney Çin Denizi gibi bölgesel güvenlik meseleleri yer alıyor. Trump'ın son açıklaması, bu ziyaret öncesinde iki ülke arasındaki atmosferi daha da gerdi. Pekin yönetimi, Trump'ın sözlerine henüz resmi bir yanıt vermedi. Ancak Çin resmi medyası, ABD'nin "baskıcı" politikalarını eleştiren yorumlara yer veriyor.
Analistler, Trump'ın bu hamlesinin iki amacı olabileceğini belirtiyor: Birincisi, İran'a yönelik baskıyı artırarak Tahran'ı müzakere masasına çekmek; ikincisi ise, Xi ile yapacağı görüşmede elini güçlendirmek. Ancak bu taktik, aynı zamanda iki ülke arasındaki güveni daha da zedeleyebilir ve görüşmelerden somut bir sonuç çıkmasını engelleyebilir. ABD-Çin ilişkileri, son yıllarda ticaret savaşı, teknoloji yarışı ve COVID-19'un kökeni konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle zaten tarihinin en düşük seviyesinde seyrediyor. İran konusu, bu zaten kırılgan olan ilişkiye tuz biber ekecek gibi görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Çin bankalarına yönelik yaptırım tehdidi, Türkiye açısından dolaylı ancak önemli etkiler barındırıyor. Türkiye, İran'dan doğalgaz ithal ediyor ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi ABD yaptırımlarına rağmen sürüyor. Washington'un Pekin'e yönelik baskıyı artırması, İran ekonomisi üzerindeki yaptırım baskısını dolaylı olarak güçlendirebilir ve Türkiye'nin enerji tedarikinde risk oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Rusya ile artan enerji ve ticari ilişkileri nedeniyle ABD'nin yaptırım politikalarına karşı hassas bir konumda olduğu düşünüldüğünde, Çin'e uygulanacak benzer bir yaptırımın, küresel ticaretteki belirsizlikleri artırarak Türkiye ekonomisini dolaylı yoldan etkilemesi olası. Ankara'nın, bu süreçte hem ABD hem de Çin ile dengeli bir dış politika izleme çabası içinde olduğu biliniyor.