ABD'de Donald Trump ve Brezilya'da Jair Bolsonaro ile oğulları, siyasi kariyerlerini "sistem karşıtı" söylem üzerine inşa etti. Ancak bu aileler, eleştirdikleri elitlerin yerine kendi iktidar ağlarını kurarak anti-elit siyaseti adeta bir aile işine dönüştürdü. Bloomberg'in analizine göre Trump ve Bolsonaro hanedanları, kurumsal düzeni hedef alan popülist retoriği seçim kazanma aracı olarak kullanırken, iktidara geldiklerinde kendi çevrelerini merkeze taşıdı.
Arka plan: Retorik ile iktidar pratiği arasındaki uçurum
Donald Trump 2016'da başkanlık yarışına girdiğinde, "bataklığı kurutacağım" vaadiyle Washington'daki yerleşik düzeni hedef aldı. Görev süresi boyunca ailesi ve yakın çevresi yönetimde etkili konumlara geldi; kızı Ivanka Trump ve damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'da kıdemli danışman olarak görev yaptı. Trump, 2024 seçimlerini kazanmasının ardından da aile bağlarını siyasi sermaye olarak kullanmayı sürdürdü. Oğulları Donald Trump Jr. ve Eric Trump, hem kampanya süreçlerinde hem de parti içi siyasette belirleyici aktörler haline geldi.
Brezilya'da Jair Bolsonaro, 2018'de "eski siyasetin" temsilcisi olarak gördüğü kurumlara karşı sert bir kampanya yürüttü. Oğulları Flávio, Carlos ve Eduardo Bolsonaro, federal milletvekilliği ve senatörlük gibi görevlerle siyasete girdi. Aile, özellikle sosyal medya üzerinden yürüttüğü agresif iletişimle tabanını konsolide etti. Ancak Bolsonaro'nun 2022 seçim yenilgisinin ardından yaşanan darbe girişimi iddiaları ve Yüksek Seçim Mahkemesi'nin siyasi yasak kararı, hanedanın kırılganlığını ortaya koydu.
Bölgesel ve küresel boyut: Popülist hanedanların ortak playbook'u
İki örnek, popülist liderliğin küresel ölçekte nasıl aile merkezli bir yapıya evrildiğini gösteriyor. Trump ve Bolsonaro, seçmenlere "halkın sesi" olduklarını söylerken, devlet kurumlarını ve medyayı kendi anlatılarına göre şekillendirmeye çalıştı. Bu strateji, Macaristan'da Orbán ailesi, Hindistan'da Modi çevresi ve Filipinler'de Marcos hanedanı gibi örneklerle paralellik taşıyor.
Ortak nokta, kurumsal güvenin zayıflatılması ve liderin şahsına bağlı sadakat ağlarının güçlendirilmesi. Anti-elit söylem, bir yandan seçmenin öfkesini kanalize ederken diğer yandan yeni bir seçkinler sınıfının doğmasına yol açıyor. Bu durum, demokratik denetim mekanizmalarını aşındırırken seçim sonuçlarına duyulan güveni de sarsıyor. Brezilya'da 8 Ocak 2023'te Kongre ve Yüksek Mahkeme binalarına yönelik saldırılar, bu aşınmanın somut sonucu olarak kayda geçti. ABD'de ise 6 Ocak 2021 Kongre baskını benzer bir kırılma noktası oldu.
Uzmanlar, aile merkezli popülizmin kurumsal süreklilik açısından risk taşıdığını belirtiyor. Liderin karizmasına bağlı yapılar, lider siyaseten zayıfladığında dağılma eğilimi gösteriyor. Bolsonaro'nun siyasi yasak kararı sonrası ailesinin geleceği belirsizliğini korurken, Trump ailesi Cumhuriyetçi Parti içindeki etkisini korumaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem ABD hem Brezilya ile yoğun siyasi ve ekonomik ilişkilere sahip. Washington'daki yönetim değişiklikleri, savunma iş birlikleri ve ticaret anlaşmaları üzerinden Ankara'yı doğrudan etkiliyor. Brezilya ise tarım ve savunma sanayii alanında önemli bir ortak. Anti-elit popülizmin aile şirketine dönüşmesi, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu küresel siyasi dalgalanmaları anlamak açısından ders niteliğinde. Kurumsal denge ve hukuk devleti vurgusu, bu tür siyasi yapıların yol açtığı belirsizliklere karşı Türk dış politikasının istikrar arayışını güçlendiriyor.