ABD Başkanı Donald Trump, Yüksek Mahkeme'nin doğuştan vatandaşlık uygulamasını kaldırma girişimini reddetmesinin ardından "Plan B" olarak adlandırılan yeni bir stratejiye yöneldi. Bu plan kapsamında, Meksika sınırında hamile göçmen kadınların doğum yapmak üzere beklemesine izin verilmeyecek ve sınır devriyesi, doğum turizmini engellemek için daha sıkı önlemler alacak. Beyaz Saray yetkilileri, planın yasal dayanağının mevcut göçmenlik yasaları olduğunu ve doğum sonrası çocukların ABD vatandaşı olmasının önüne geçmeyi hedeflediğini belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Yüksek Mahkeme, 30 Haziran 2026'da oybirliğiyle aldığı kararla, Trump'ın doğuştan vatandaşlığı sınırlandıran başkanlık kararnamesini anayasaya aykırı buldu. Mahkeme, ABD Anayasası'nın 14. Ek Maddesi'nin "ABD'de doğan herkesin" vatandaş olduğu hükmünü ihlal eden bu girişimin yürütme yetkisini aştığına hükmetti. Karar, Trump'ın göçmenlik politikasının en önemli ayaklarından birini çökertirken, Beyaz Saray, alternatif yollar arayışına girdi.
Plan B olarak adlandırılan yeni strateji, doğrudan doğuştan vatandaşlığı hedef almıyor, bunun yerine doğum turizmini ve yasadışı göçü engellemeye odaklanıyor. Sınır devriyesi, hamile kadınların sınırı geçmesini engellemek için risk değerlendirme protokolleri geliştirecek. Ayrıca, vize başvurularında hamilelik beyanı zorunlu hale getirilecek ve doğum turizmine yönelik turistik vize kullanımı sıkı denetime tabi tutulacak.
Uzmanlar, bu planın yasal zorluklarla karşılaşabileceğini belirtiyor. Göçmen hakları savunucuları, hamile kadınların sınırda geri çevrilmesinin uluslararası hukuka ve insan haklarına aykırı olduğunu savunuyor. Öte yandan, Trump yönetimi bu önlemlerin ülke güvenliği ve sağlık sistemi üzerindeki yükü azaltacağını iddia ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, ABD-Meksika ilişkilerinde yeni bir gerilim yaratma potansiyeli taşıyor. Meksika hükümeti, Amerikan sınır politikalarındaki bu değişikliğe tepki gösterirken, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) de endişelerini dile getirdi. Küresel düzeyde, doğum turizmi ve vatandaşlık konularındaki bu tartışma, diğer ülkelerde de benzer politikaların gündeme gelmesine yol açabilir. Örneğin, Kanada ve birçok Avrupa ülkesi doğuştan vatandaşlık uygulamasını sınırlandırmayı değerlendiriyor.
Trump'ın bu hamlesi, 2026 ara seçimleri öncesinde tabanını harekete geçirme amacı da taşıyor. Göçmenlik karşıtı söylem, Cumhuriyetçi seçmenler arasında popülerliğini korurken, Demokratlar bu yeni planı "insanlık dışı" olarak nitelendiriyor. Kongre'deki kilit isimler, sınır güvenliği yasalarının daha da sertleştirilmesi için çalışmalara başladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD'nin göçmenlik politikasındaki sert dönüşün bir göstergesi olsa da Türkiye'yi doğrudan etkileyecek bir boyut taşımıyor. Ancak, Suriyeli mülteciler ve düzensiz göç konusunda benzer tartışmalar yaşayan Türkiye, ABD'deki bu politika değişikliğini uluslararası göç yönetimi bağlamında izlemeli. Trump'ın doğum turizmini engelleme çabası, vatandaşlık kavramının ulus devletler tarafından nasıl yeniden tanımlandığına dair önemli bir örnek. Türkiye'nin kendi göçmenlik politikalarını şekillendirirken, bu tip uygulamaların insan hakları ve uluslararası hukukla uyumunu gözetmesi gerekiyor.