ABD Başkanı Donald Trump, Meksika ve Kanada ile imzalanan ABD-Meksika-Kanada Anlaşması’nı (USMCA) “denetimli serbestlik” statüsüne aldığını duyurarak iki komşu ülkeye ültimatom verdi. Bu hamle, üç ülke arasında yaklaşık 1,8 trilyon dolarlık ticaret hacmini doğrudan etkileyecek bir yeniden müzakere sürecinin kapısını aralıyor. Trump’ın gerekçesi, ABD’nin ticaret açığının ve iş kayıplarının önlenmesi olarak belirtilse de, uzmanlar bu adımın tüketici fiyatlarından otomotiv sektörüne, tarımdan enerjiye kadar pek çok alanda dalgalanma yaratabileceği uyarısında bulunuyor. Peki, USMCA’nın akıbeti belirsizleşirken Amerikalı tüketiciler ve küresel tedarik zincirleri nasıl etkilenecek? Haberimizde detaylandırıyoruz.
USMCA'nın Arka Planı ve Trump'ın Yeni Tutumu
USMCA, 2020 yılında imzalanarak 1994'ten beri yürürlükte olan Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’nın (NAFTA) yerini almıştı. Anlaşma, Meksika ve Kanada ile ABD arasında gümrük vergilerini büyük ölçüde sıfırlamış, otomotiv, çelik, tarım ürünleri ve dijital ticaret gibi alanlarda ortak kurallar belirlemişti. Özellikle otomobil sektöründe, bir aracın ABD'de gümrük muafiyetinden yararlanabilmesi için %75 oranında bölgesel içerik şartı getirilmişti. Ancak Trump, seçim döneminde bu anlaşmanın Amerikan işçisini yeterince korumadığını iddia ederek, yeniden müzakere çağrısı yapmıştı. Başkan, son açıklamasında Meksika ve Kanada'yı ticaret açığını kapatmamak, ABD'li işçilere yönelik korumaları artırmamak ve özellikle Çin üzerinden yapılan dolaylı ticarette işbirliği yapmamakla suçladı. Trump yönetimi, anlaşmanın 2026'da planlanan ortak gözden geçirme tarihini beklemeden, derhal yeni müzakerelere başlanmasını talep ediyor.
Bu gelişme, piyasalarda hemen yankı buldu. Meksika pesosu ve Kanada doları, ABD doları karşısında değer kaybederken, otomotiv hisseleri düşüşe geçti. Analistler, özellikle Ford ve General Motors gibi ABD merkezli ancak Meksika'da büyük üretim tesisleri bulunan devlerin bu belirsizlikten en çok etkilenecek şirketler arasında olduğunu belirtiyor. Öte yandan, tarım sektörü de endişeli; Meksika, ABD'li çiftçilerin en büyük mısır, soya fasulyesi ve süt ürünleri alıcısı konumunda. Trump'ın daha önce AB'ye uyguladığı tarifelerin ardından şimdi de kuzey komşularına yönelmesi, Kuzey Amerika'da bir ticaret savaşının fitilini ateşleyebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Tedarik Zinciri ve Tüketici Fiyatlarına Etkisi
USMCA'nın belirsizliğe sürüklenmesi, sadece imalat ve tarım sektörlerini değil aynı zamanda Amerikalı tüketicilerin cebini de doğrudan etkileyebilir. Anlaşmanın feshi veya yeniden müzakere sürecinin uzaması halinde, Meksika ve Kanada'dan ithal edilen ürünlere yeniden gümrük vergileri getirilebilir. Bu durum, özellikle otomobil fiyatlarının yanı sıra avokado, domates, biber gibi Meksika kökenli taze gıda ürünlerinde ani fiyat artışlarına neden olabilir. ABD Tarım Bakanlığı verilerine göre Meksika, ABD'nin taze sebze ve meyve ithalatında birinci sırada yer alıyor. Aynı şekilde Kanadalı kereste ve alüminyum ithalatı da inşaat maliyetlerini yukarı çekebilir.
Küresel boyutta ise, ABD'nin en yakın ticaret ortaklarıyla yaşayacağı bu gerilim, Asya ve Avrupa ülkelerini de etkileyebilir. Örneğin, Çin ve AB, ABD'nin kendilerine yönelik tarifelerden vazgeçip Kuzey Amerika'ya odaklanmasını stratejik bir fırsat olarak değerlendirebilir. Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre, USMCA bölgesi dünya ticaretinin yaklaşık %28'ini oluşturuyor. Anlaşmanın zayıflaması, küresel tedarik zincirlerinde yeniden yapılanmayı ve özellikle teknoloji, otomotiv ve tekstil sektörlerinde yeni rotaların belirlenmesini hızlandırabilir. Uzmanlar, bu durumun enflasyonist baskıları artırarak dünya merkez bankalarının faiz politikalarını da etkileyebileceği görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
USMCA'ya ilişkin belirsizlik, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel ticaret savaşlarının yeniden alevlenmesi riskini beraberinde getiriyor. ABD’nin en büyük üç ticaret ortağıyla yaşadığı bu gerilim, dünya ticaretinde korumacı dalgayı güçlendirebilir. Bu durum, Türkiye gibi ihracata dayalı büyüme stratejisi izleyen ülkeler için dış talebin daralması ve uluslararası piyasalara erişimin zorlaşması anlamına gelebilir. Ankara, ABD ile ticari ilişkilerini çeşitlendirme çabasında. Kuzey Amerika’daki bu belirsizlik, Türkiye’nin ABD ile mevcut ticaret hacmini (yaklaşık 30 milyar dolar) korumak için daha esnek ve proaktif bir diplomasi yürütmesini gerektirebilir. Ayrıca, otomotiv ve tekstil gibi Türkiye için kritik sektörlerde, Kuzey Amerika tedarik zincirindeki olası bir kırılmanın alternatif üretim üssü olma fırsatı yaratıp yaratmayacağı da izlenmeli.