Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın, ABD Başkanı Donald Trump'a Perşembe günü iki kez telefon ederek Yemen'deki Husilere yönelik saldırılar düzenlenmesini talep ettiği, ancak Trump'ın bu çağrıyı reddettiği bildirildi. Axios'a konuşan iki ABD'li yetkiliye dayandırılan habere göre, görüşmelerde Suudi tarafının Husilere karşı daha sert bir askeri yanıt istediği, ancak Beyaz Saray'ın bu yönde bir karar almadığı ifade edildi. Konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.
Görüşmelerin arka planı ve Husilerin artan saldırıları
Suudi Veliaht Prensi'nin çağrısı, Husilerin son dönemde Suudi Arabistan'a yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını yoğunlaştırdığı bir döneme denk geldi. Yemen'de yıllardır süren iç savaşta İran destekli Husi hareketi, Suudi liderliğindeki koalisyon güçlerine karşı mücadele ediyor. Suudi Arabistan, 2015'ten bu yana Yemen'deki meşru hükümeti desteklemek için askeri müdahalede bulunuyor, ancak çatışmalar sivil kayıplar ve insani krizle birlikte bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdi.
Trump yönetimi, görev süresi boyunca Suudi Arabistan ile yakın ilişkiler geliştirdi ve özellikle İran'a karşı ortak bir cephe oluşturma çabası içinde oldu. Ancak Trump, askeri müdahaleler konusunda isteksiz davranarak, ABD askerlerinin doğrudan çatışmaya girmesinden kaçındı. Bu tutum, Suudi Arabistan'ın Husilere karşı daha etkili bir caydırıcılık arayışını zora sokuyor. Axios'un haberine göre, Bin Selman'ın çağrısı, Riyad'ın Washington'dan beklentilerini yansıtıyor; fakat Trump'ın reddi, ABD'nin bölgedeki askeri angajmanını sınırlama politikasının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Husi saldırıları, Suudi Arabistan'ın petrol altyapısını hedef alarak küresel enerji piyasalarını da tehdit ediyor. 2019'da Abqaiq ve Khurais tesislerine yapılan saldırılar, petrol fiyatlarında kısa süreli bir şok yaratmıştı. Son haftalarda artan saldırılar, Riyad'ın güvenlik endişelerini artırırken, ABD'nin desteği olmadan Husilerin askeri kapasitesini kırmakta zorlanacağı değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Trump'ın talebi reddetmesi, ABD'nin Orta Doğu'daki rolüne dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Washington, İran ile artan gerilim ve nükleer anlaşma sonrası yaptırımlarla meşgulken, Yemen'de doğrudan bir çatışmaya girmek istemiyor. Öte yandan, Suudi Arabistan'ın Husilere karşı yalnız bırakılması, Riyad'ın İran'a karşı daha agresif bir politika izlemesine veya alternatif müttefikler arayışına itebilir. Bölgede Rusya ve Çin'in etkisi artarken, ABD'nin güvenlik garantilerinin sorgulanması, Körfez ülkelerinde stratejik hesapları değiştirebilir.
Uzmanlar, Trump'ın kararının arkasında seçim dönemi öncesi askeri maceralardan kaçınma ve İran ile olası müzakerelere kapı aralama isteğinin yatabileceğini belirtiyor. Ancak bu durum, Suudi Arabistan ile ABD arasındaki ittifakın test edilmesine yol açıyor. Husiler ise saldırılarını sürdürerek Suudi Arabistan'ı ekonomik ve askeri olarak yıpratmayı hedefliyor. Birleşmiş Milletler, Yemen'deki insani krizin daha da kötüleşmemesi için taraflara itidal çağrısı yaparken, siyasi çözüm arayışları da devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde tarafsız bir tutum izlemeye çalışsa da, Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilimin tırmanması, bölgesel istikrarı doğrudan etkiliyor. Türkiye'nin Körfez'deki ticari ve enerji çıkarları, Husilerin saldırıları ve SuudiArabistan'ın güvenlik endişeleriyle şekilleniyor. ABD'nin Suudi talebini reddetmesi, Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolünü güçlendirebilir; ancak Yemen'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin Katar ve İran ile ilişkilerini de etkileyebilecek potansiyele sahip. Ayrıca, Suudi Arabistan'ın yalnızlaşması, Türkiye'nin Riyad ile savunma ve ekonomik işbirliğini derinleştirmesi için bir fırsat yaratabilir.