ABD Başkanı Donald Trump, Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde seçmen sahtekarlığını ihbar edenlere 1 milyon dolara kadar ödül verileceğini açıkladı. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Adalet Bakanlığı bünyesinde oluşturulan özel bir ihbar hattı üzerinden yapılan ve mahkemede kesinleşen ihbarlar ödüllendirilecek. Program, Trump yönetiminin seçim sürecine yönelik artan müdahalelerinin son halkası olarak değerlendiriliyor.
Programın ayrıntıları ve siyasi tepkiler
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "Seçimlerimizi korumak için tarihi bir adım atıyoruz. Sahtekarlık yapanları ihbar edene 1 milyon dolar vereceğiz" ifadelerini kullandı. Ödülün nasıl finanse edileceğine dair net bir açıklama yapılmazken, Beyaz Saray Sözcüsü, başvuruların Federal Seçim Komisyonu tarafından inceleneceğini belirtti. Demokrat Parti yöneticileri ise uygulamayı "seçmenleri korkutma ve azınlık topluluklarını sandıktan uzaklaştırma girişimi" olarak nitelendirdi. Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer, "Bu ödül programı, seçmen sahtekarlığı efsanesini körükleyerek demokrasimize zarar veriyor" dedi.
Adalet Bakanlığı yetkilileri, ihbar hattına gelen her ihbarın titizlikle inceleneceğini ve asılsız ihbarların cezai yaptırıma tabi olacağını vurguladı. Ancak uzmanlar, bu tür bir programın keyfi uygulamalara yol açabileceği ve seçmenleri yanlış yönlendirebileceği uyarısında bulunuyor. Seçim hukuku profesörü Rick Hasen, "Ödül mekanizması, insanları asılsız ihbarda bulunmaya teşvik edebilir ve seçim görevlileri üzerinde baskı oluşturabilir" değerlendirmesini yaptı.
Kaliforniya'da tartışmalı adım
Trump yönetiminin seçimlere müdahalesi bununla sınırlı değil. Geçtiğimiz hafta Kaliforniya eyaletinde, seçmen kayıtlarının güncellenmesi gerekçesiyle, vatandaşlık belgesi sunamayan seçmenlerin oylarının ayrı sayılması yönünde bir talimat yayımlandı. Federal yetkililer, bu uygulamanın "seçim güvenliğini artırmak" amacıyla yapıldığını savunurken, eyalet yetkilileri ve sivil toplum kuruluşları kararı "anayasaya aykırı" olarak nitelendirdi. Kaliforniya Başsavcısı Xavier Becerra, "Bu talimat, milyonlarca yasal seçmenin oyunu geçersiz kılma girişimidir" diyerek federal hükümete dava açacaklarını duyurdu.
Benzer uygulamaların diğer eyaletlerde de yaygınlaşabileceği belirtiliyor. Texas ve Florida'da da seçmen listelerinin temizlenmesi amacıyla benzer adımlar atıldığı biliniyor. Seçim uzmanları, bu tür uygulamaların özellikle Latin kökenli ve siyahi seçmenlerin yoğun olduğu bölgelerde seçmen katılımını düşürebileceği uyarısında bulunuyor.
Seçim kampanyasına etkisi
Ara seçimlere üç aydan az bir süre kala, Trump'ın bu hamlesi Cumhuriyetçi tabanda motivasyonu artırmayı hedefliyor. Son anketler, Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi'ndeki çoğunluğunu korumakta zorlandığını gösteriyor. Trump, seçim mitinglerinde sık sık "seçim çalınması" iddialarını dile getiriyor ve destekçilerine "sandıkları koruma" çağrısı yapıyor. Demokratlar ise bu söylemleri "demokrasiye saldırı" olarak çerçeveleyerek seçmenlerini sandığa gitmeye teşvik ediyor. Önümüzdeki günlerde konunun yargıya taşınması ve seçim sürecinin meşruiyeti tartışmasının alevlenmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de seçim sürecine yönelik bu tür müdahaleler, Türkiye-ABD ilişkilerinde istikrar arayışını zorlaştırabilir. Washington'un iç siyasetteki kutuplaşması, dış politikada öngörülemez adımlar atmasına yol açabilir. Özellikle savunma ihaleleri ve ticaret anlaşmaları gibi konularda Türkiye'nin muhatap olduğu Amerikan kurumlarının zayıflaması, ikili ilişkilerde belirsizlik yaratabilir. Ayrıca seçim sonuçlarının uluslararası alanda meşruiyet tartışmasına yol açması, ABD'nin küresel liderlik kapasitesini sınırlayarak Türkiye gibi bölgesel aktörlerin manevra alanını etkileyebilir.