Başkan Donald Trump'ın Seçmen Uygunluğunu Koruma (SAVE) Yasası'nı geçirme konusundaki takıntısı, Senato'daki en kritik isimlerden biri olan Çoğunluk Lideri John Thune'a (R-S.D.) yeni bir baskı dalgası getirdi. Trump, Senato'nun parlamenterini görevden alarak bu yasayı onaylatmak için yeniden çaba gösterirken, Thune da Cumhuriyetçi Parti içindeki MAGA kanadının hedefi haline geldi. Trump ile yıllar içinde soğuk-sıcak bir ilişki yürüten Thune, şimdi partisinin en radikal kanadının öfkesiyle karşı karşıya.
SAVE Yasası ve parlamenter krizi
SAVE Yasası, federal seçimlerde yalnızca ABD vatandaşlarının oy kullanabilmesini sağlamayı amaçlayan bir düzenleme. Ancak Demokratlar, yasanın azınlık gruplarının oy kullanmasını engelleyeceğini savunuyor. Yasayı geçirmek için 60 oy gerekiyor ve Cumhuriyetçilerin Senato'da 53 sandalyesi var. Bu nedenle Trump, parlamenter Elizabeth MacDonough'u görevden alarak yasayı basit çoğunlukla geçirmeye çalışıyor. Senato geleneklerine göre parlamenter, kuralların yorumlanmasında bağımsız bir rol oynar; ancak Trump, MacDonough'un SAVE Yasası'nı engellediğini iddia ediyor. Bu, Senato'nun işleyişinde ciddi bir kurumsal krize yol açabilir.
Thune ise şu ana kadar Trump'ın bu hamlesine tam destek vermedi. Güney Dakota senatörü, Senato kurallarını koruma konusunda ısrarcı olan eski Çoğunluk Lideri Mitch McConnell'in (R-Ky.) çizgisini benimsiyor. Ancak Trump'ın MAGA tabanı, Thune'u 'yetersiz sadakat' ile suçluyor. Eski başkanın sosyal medya platformu Truth Social'da Thune'a yönelik saldırıları, Cumhuriyetçi Parti içindeki bölünmeyi daha da derinleştiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu iç siyasi çekişme, ABD'nin 2024 başkanlık seçimlerine hazırlık yaptığı bir dönemde yaşanıyor. Trump, seçim güvenliğini ana tema haline getirirken, SAVE Yasası'nın geçmemesi durumunda 'seçimlerin çalınacağı' iddiasını yineleyecek. Bu, ABD demokrasisine olan güveni daha da aşındırabilir. Küresel ölçekte ise, ABD'deki siyasi istikrarsızlık, müttefiklerin endişelerini artırıyor. Avrupa Birliği ve NATO ülkeleri, ABD'nin iç siyasi krizlerinin ortak savunma ve dış politika taahhütlerini etkilemesinden kaygı duyuyor. Ayrıca, Trump'ın olası bir zaferi, Ukrayna'ya yardım ve İran'a yaptırımlar gibi konularda ani politika değişikliklerine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türk dış politikası açısından ABD'nin iç istikrarıyla doğrudan ilgilidir. ABD'deki siyasi krizler, özellikle Kongre'deki kilitlenmeler, Türkiye'yi ilgilendiren konularda (F-16 satışı, YPG'ye destek, yaptırımlar) karar alma süreçlerini yavaşlatabilir. Trump'ın yeniden başkan olması durumunda, Türkiye ile kişisel ilişkilerinin önceki dönemde olduğu gibi inişli çıkışlı olması beklenir. Ancak SAVE Yasası gibi iç meselelerdeki kutuplaşma, ABD'nin dış politikada daha öngörülemez bir aktör haline gelmesine neden olabilir. Bu durum, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde hem fırsatlar hem de riskler yaratabilir; özellikle NATO ve Doğu Akdeniz dengeleri açısından dikkatle izlenmelidir.