Başkan Donald Trump'ı yücelten ve rakiplerini "ulusumuzdan açıkça nefret eden aşırılık yanlıları" olarak aşağılayan bir konuşma yapan Başkan Yardımcısı JD Vance, Perşembe günü GOP ara seçim kongresinde dış politikadan neredeyse hiç bahsetmedi. İran'daki savaşa doğrudan değinmedi ve dış politikayı yalnızca birkaç cümleyle geçiştirdi. Bu sessizlik, Trump yönetiminin "Önce Amerika" (America First) ilkesiyle askeri müdahaleci politikaları arasındaki gerilimi gözler önüne serdi.
Vance'in Konuşması ve Dış Politikadan Kaçınma
Vance, kongrede yaptığı konuşmada iç meselelere odaklandı, ekonomik milliyetçilik, göçmen karşıtı söylemler ve kültürel savaşlar üzerinden partiyi ateşledi. Ancak İran'daki savaş, Orta Doğu'daki artan gerilim ve ABD askerlerinin bölgedeki varlığı gibi kritik konulara hiç değinmedi. Konuşma metninde dış politika kelimesi yalnızca bir kez geçti; o da belirsiz bir "küresel barış" ifadesiyle sınırlıydı. Bu, Trump'ın başkanlık kampanyası boyunca sürekli vurguladığı "Önce Amerika" söylemiyle çelişiyor gibi görünüyor.
Trump, 2016 ve 2020 seçimlerinde "sonsuz savaşları" bitireceğini ve askeri müdahaleleri azaltacağını vaat etmişti. Ancak ikinci döneminde İran'a yönelik artan hava saldırıları, Suriye'deki askeri varlığın sürdürülmesi ve Kore Yarımadası'ndaki gerilim, "Önce Amerika" ilkesinin askeri angajmanlarla nasıl bağdaştırıldığı sorusunu gündeme getiriyor. Vance'in suskunluğu, bu çelişkinin parti içinde de rahatsızlık yarattığının işareti olarak yorumlanıyor.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalarda ise, Trump'ın İran politikasının "barışı zorlama" amacı taşıdığı ve "Önce Amerika"nın izolasyonizm değil, "güç yoluyla barış" olduğu savunuluyor. Ancak parti tabanında izolasyonist eğilimler güçlü. Son anketlere göre, Cumhuriyetçi seçmenlerin %60'ı ABD'nin yurtdışındaki askeri müdahalelere son vermesini istiyor. Bu durum, Trump'ın savaşçı politikalarını parti içinde savunmasını zorlaştırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran, Orta Doğu ve NATO
İran'daki savaş, Trump yönetiminin dış politikada en tartışmalı dosyası haline geldi. ABD, İran'ın nükleer tesislerine yönelik saldırıları artırırken, Tahran yönetimi misilleme tehditlerinde bulunuyor. Bu durum, Orta Doğu'da yeni bir savaş riskini beraberinde getiriyor. Trump, seçim kampanyasında İran ile "daha iyi bir anlaşma" yapacağını söylemişti; ancak şimdi askeri seçenekleri masada tutuyor.
Öte yandan, NATO müttefikleriyle ilişkiler de gerilimli. Trump, Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırması konusunda baskı yaparken, ABD'nin NATO'dan çekilebileceği yönündeki söylentiler ittifak içinde endişe yaratıyor. Vance'in konuşmasında NATO'dan hiç bahsetmemesi, bu belirsizliği artırıyor. Avrupalı diplomatlar, ABD'nin güvenlik garantilerine ne kadar güvenebileceklerini sorguluyor.
Uzak Doğu'da ise Kuzey Kore ile yürütülen nükleer müzakereler tıkanmış durumda. Trump, Kim Jong-un ile yaptığı zirvelerle övgü toplamıştı; ancak şimdi Pyongyang yeni füze denemeleri yapıyor. Çin ile ticaret savaşı devam ederken, Tayvan Boğazı'ndaki gerilim de tırmanıyor. Tüm bu cephelerde ABD'nin askeri angajmanı artarken, "Önce Amerika" söylemi ile eylemler arasındaki uçurum büyüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran'a yönelik artan askeri baskısı ve Orta Doğu'daki angajmanları, Türkiye'nin bölgesel güvenlik dengelerini doğrudan etkiliyor. İran ile komşu olan Türkiye, olası bir savaşın enerji arz güvenliği, mülteci akınları ve ticaret yolları üzerindeki etkilerinden endişe duyuyor. Ayrıca, ABD'nin Suriye'deki PKK/YPG unsurlarına verdiği destek, Ankara-Washington hattında süregelen gerilimin bir parçası. Trump'ın "Önce Amerika" söylemi ile askeri müdahaleci politikaları arasındaki çelişki, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde belirsizlik yaratıyor. Türkiye, NATO içindeki konumunu korurken, ABD'nin güvenlik taahhütlerindeki tutarsızlıklar karşısında kendi savunma kapasitesini güçlendirme arayışında. Bu durum, Türkiye'nin Rusya ve Çin ile ilişkilerini dengeleme ihtiyacını artırıyor.