ABD Başkanı Donald Trump, Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (ICC) yönelik başlattığı yaptırım kampanyasının asıl amacının, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu olası bir tutuklama emrinden korumak olduğunu açıkça itiraf etti. Trump'ın bu açıklaması, Rubio'nun ICC yetkililerine yönelik vize kısıtlamaları ve finansal yaptırımlar öngören kararının ardından geldi. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, ICC'nin ABD ve müttefiklerinin egemenliğini tehdit ettiği belirtilerek, mahkemenin 'haksız ve temelsiz' soruşturmalarına karşı sert tedbirler alınacağı vurgulandı. Trump'ın bu sözleri, uluslararası hukuk çevrelerinde ve insan hakları örgütlerinde büyük yankı uyandırdı.
Arka Plan: ICC ve Netanyahu Soruşturması
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 2021 yılında İsrail'in Filistin topraklarındaki eylemlerine ilişkin bir soruşturma başlatmıştı. Mahkeme, 1967'den bu yana işgal altındaki Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze'de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçları inceleme yetkisine sahip olduğunu duyurmuştu. Bu kapsamda Netanyahu'nun yanı sıra eski Savunma Bakanı Yoav Gallant ve Hamas liderleri hakkında da tutuklama emri çıkarılabileceği konuşuluyor.
Trump'ın son açıklaması, Rubio'nun 2024 yılında Senato'da yaptığı konuşmalarda ICC'ye yönelik sert eleştirileriyle de örtüşüyor. Rubio, o dönemde 'ICC'nin uluslararası hukuku istismar ederek İsrail'i hedef aldığını' savunmuş ve bu mahkemeye karşı uluslararası bir koalisyon kurulması çağrısında bulunmuştu. Trump'ın bu açıklamayla Rubio'nun kampanyasına açık bir onay vermesi, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın bir kez daha öne çıkmasına neden oldu.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Boyut
ICC Başsavcısı Kerim Han, Trump'ın sözlerine tepki göstererek, mahkemenin bağımsızlığının korunacağını ve 'hiçbir siyasi baskının' soruşturmaları etkilemesine izin vermeyeceklerini belirtti. Han, yaptığı yazılı açıklamada, 'Uluslararası hukukun üstünlüğü, güçlü ülkelerin kararlarına değil, eşitlik ilkesine dayanır' ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ise, AB üyesi ülkelerin ICC'ye tam destek verdiğini yineleyerek, ABD'nin bu tutumunun uluslararası adalet sistemine zarar verdiğini söyledi.
İnsan hakları örgütleri ise ABD'nin bu hamlesini 'uluslararası hukuka karşı açık bir meydan okuma' olarak nitelendirdi. Amnesty International'ın kıdemli direktörü Erika Guevara-Rosas, 'ICC, savaş suçlarına maruz kalan milyonlarca insanın son umudu. ABD'nin bu tür baskıları, hesap verebilirlikten kaçanlara cesaret veriyor' şeklinde konuştu. Öte yandan İsrail hükümetinden yapılan açıklamada ise Trump'a teşekkür edildi ve 'İsrail'in uluslararası hukuka saygılı bir ülke olarak, hukuk dışı saldırılara karşı kendini savunmaya devam edeceği' belirtildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek ve uluslararası hukuka bağlılığı bağlamında kritik bir önem taşıyor. Ankara, daha önce ICC'nin Filistin soruşturmasını açıkça desteklemiş ve İsrail'in işgal politikalarını kınamıştı. Trump'ın bu açıklaması, Türkiye'nin bölgede adalet vurgusunu güçlendirebilir; ancak ABD ile yaşanan diplomatik gerilimlerin derinleşmesine de yol açabilir. Türkiye'nin, uluslararası hukukun eşit şekilde uygulanması yönündeki tutumunu sürdürmesi ve Filistin halkının haklarını savunmaya devam etmesi bekleniyor. Bu süreç, aynı zamanda Türkiye'nin BM ve diğer uluslararası platformlarda daha aktif bir rol üstlenmesine de katkı sağlayabilir.