ABD Başkanı Donald Trump, küresel dizel sıkıntısını hafifletmek için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile anlaşmaya vardı. Anlaşma, Washington'un Ukrayna savaşına yönelik tutumu ile enerji piyasaları arasında yeni bir gerilim hattı oluşturuyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre, anlaşma kapsamında Rusya'dan ABD'ye dizel sevkiyatı artırılacak ve fiyatlar üzerinde baskı kurulacak. Trump yönetimi, bu adımı “enerji güvenliği” çerçevesinde savunurken, Kongre'deki her iki partiden de tepkiler yükseliyor.
Gelişmenin arka planı
Anlaşma, küresel dizel arzında yaşanan daralmanın zirveye çıktığı bir dönemde geldi. Avrupa'da doğal gaz fiyatlarındaki dalgalanma, rafineri kapasitesindeki kısıtlar ve Asya'daki güçlü talep, dizel fiyatlarını son bir yılın en yüksek seviyesine taşımıştı. ABD'de ise stratejik petrol rezervlerinin düşük seviyede olması, yönetimi alternatif tedarikçilere yönlendirdi. Rusya, dünyanın en büyük dizel ihracatçılarından biri ve ABD'nin yaptırımlarına rağmen enerji ticaretini sürdürüyor. Trump, seçim kampanyasında “enerji bağımsızlığı” vaadiyle öne çıkmıştı; ancak bu anlaşma, vaadin Rusya'ya bağımlılık yaratarak tersine dönebileceği eleştirilerini beraberinde getiriyor.
Anlaşmanın ayrıntıları henüz netleşmiş değil. İki lider arasında varılan mutabakatın, resmi bir hükümet anlaşmasından ziyade şirketler arası bir çerçeve olduğu belirtiliyor. Rus enerji devi Rosneft ve ABD'li rafineri şirketleri arasında ön anlaşmaların imzalandığı, sevkiyatların önümüzdeki aylarda başlayacağı ifade ediliyor. Beyaz Saray Sözcüsü, “Başkan Trump, Amerikan halkının enerji fiyatlarıyla ezilmesine seyirci kalmayacak” dedi. Ancak anlaşmanın Ukrayna savaşına ilişkin yaptırımları delip delmeyeceği sorusu yanıtsız kaldı.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın hamlesi, Batı ittifakı içinde Ukrayna politikası konusunda var olan çatlakları derinleştirebilir. Avrupa Birliği, Rusya'dan enerji alımını kademeli olarak sonlandırma kararı almışken, ABD'nin dizel tedarikinde Rusya'ya yönelmesi, Brüksel'de rahatsızlık yarattı. Almanya ve Fransa'dan yükselen eleştiriler, Washington'un “yaptırımları delme” lüksünü kendine tanıdığı yönünde. Öte yandan, Rusya için bu anlaşma, Batı yaptırımlarını delme ve ekonomik izolasyonu kırma açısından sembolik bir zafer niteliğinde. Putin, anlaşmayı “karşılıklı saygıya dayalı işbirliğinin göstergesi” olarak nitelendirdi.
Küresel piyasalarda ise anlaşma, dizel fiyatlarında kısa vadeli bir düşüşe yol açtı. Brent petrolü varil başına 2 dolar gerilerken, ABD'de dizel vadeli işlemleri yüzde 3 değer kaybetti. Ancak analistler, arz artışının sürdürülebilirliğinin şüpheli olduğunu belirtiyor. Rusya'nın rafineri kapasitesi, yeni yatırımlar olmadan artırılamazken, sevkiyatın lojistik maliyetleri de fiyatları yukarı çekebilir. Ayrıca, anlaşmanın ABD iç hukukunda yaptırım rejimini ihlal edip etmediği tartışması sürüyor. Kongre'deki bazı senatörler, yönetimin yaptırımları gevşetme yetkisini aşabileceği uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatında Rusya'ya önemli ölçüde bağımlı bir ülke olarak bu gelişmeyi yakından izliyor. Dizel fiyatlarındaki olası düşüş, Türkiye'nin enerji faturasını hafifletebilir; ancak ABD'nin Rusya ile doğrudan enerji ticareti yapması, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki konumunu zorlaştırabilir. Ankara, hem Ukrayna'ya İHA satışı yaparken hem de Rusya ile enerji ve turizm ilişkilerini sürdürüyor. Trump'ın hamlesi, Türkiye'nin “denge politikası”na alan açabileceği gibi, ABD'nin yaptırım tehditlerini anlamsızlaştırarak Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Öte yandan, Rus dizelinin küresel piyasalarda payını artırması, Türkiye'nin rafineri çıkışlarını ve Akdeniz'deki enerji rekabetini de etkileyebilir.