ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin katılımı olmadan Çin'de düzenlenebilecek bir barış zirvesine katılabileceklerini söyledi. Açıklama, Washington'un Kiev adına müzakere masasına oturacak tarafın değişmesi gerektiğini ima etmesiyle birlikte geldi. Beyaz Saray'dan yapılan değerlendirmede, Ukrayna adına başka bir aktörün müzakere etmesi gerektiği ifade edildi. Bu gelişme, savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimlerde yeni bir aşamaya işaret ediyor ve Kiev'in süreçteki konumunu tartışmaya açıyor.
Diplomatik Girişimin Arka Planı
Trump yönetimi, göreve geldiğinden bu yana Ukrayna savaşını sona erdirmek için hızlı bir çözüm arayışı içinde olduğunu açıklamıştı. Ancak bugüne kadar somut bir ateşkes sağlanamadı. Son açıklamalar, ABD'nin Kiev'e yönelik baskısını artırdığını gösteriyor. Trump, Zelenskiy'nin müzakere masasında yer almasının gerekli olmadığını ima ederken, Putin de benzer şekilde Zelenskiy'siz bir zirveye açık kapı bıraktı. Çin'in ev sahipliği yapacağı bir barış zirvesi fikri, Pekin'in arabuluculuk rolünü güçlendirme çabası olarak yorumlanıyor. Çin Dışişleri Bakanlığı henüz resmi bir davet veya zirve takvimi açıklamadı. Ancak son aylarda Çinli yetkililer, Ukrayna krizinde siyasi çözüm için taraflarla temaslarını sürdürdüklerini belirtmişti.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "Ukrayna adına başka birinin müzakere etmesi gerektiği" yönündeki ifade, Kiev'in meşru temsilcisi dışında bir formülün masaya yatırılabileceği şeklinde yorumlandı. Bu durum, Batı ittifakı içinde Ukrayna'ya verilen desteğin sürdürülebilirliği konusunda yaşanan tartışmalarla aynı döneme denk geliyor. Avrupa başkentlerinde ise Zelenskiy'siz bir sürecin kabul edilemez olduğu yönünde açıklamalar yapıldı. Almanya ve Fransa, Ukrayna'nın egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'in ev sahipliği yapacağı bir barış zirvesi, küresel güç dengeleri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Pekin, bugüne kadar Ukrayna savaşında tarafsız bir tutum sergilediğini savunsa da Batılı ülkeler, Çin'in Rusya'ya verdiği desteği eleştiriyor. Böyle bir zirve, Çin'in uluslararası arabuluculuk rolünü artırarak ABD'nin etkisini dengeleyebilir. Öte yandan, Zelenskiy'siz bir müzakere süreci, Ukrayna'nın meşruiyetini zedeleyebilir ve Kiev'in Batı ile ilişkilerinde güven kaybına yol açabilir. Rusya ise bu tür bir zirveyi, Batı'nın Ukrayna politikasında bölünme yaratmak için fırsat olarak görebilir. Putin, daha önce yaptığı açıklamalarda Zelenskiy'nin görev süresinin dolduğunu ve meşruiyetini yitirdiğini iddia etmişti. Kremlin, Ukrayna lideriyle müzakereye açık olduğunu söylese de fiili olarak Zelenskiy'yi muhatap almakta isteksiz.
Avrupa Birliği ve NATO yetkilileri, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini yinelerken, ABD'nin tutumundaki değişiklik ittifak içinde rahatsızlık yaratabilir. Trump'ın seçim kampanyası sırasında sıkça dile getirdiği "savaşı 24 saatte bitirme" vaadi, pratikte karmaşık bir diplomatik süreci gerektiriyor. Son gelişmeler, Washington'un Kiev'e yönelik askeri ve mali yardımları gözden geçirebileceği sinyalini de veriyor. Kongre'deki bazı Cumhuriyetçi üyeler, Ukrayna'ya yapılan yardımların denetlenmesi çağrısında bulunmuştu.
Uluslararası kriz grubu analistleri, Zelenskiy'siz bir zirvenin savaşı sona erdirmek yerine dondurulmuş bir çatışmaya yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Uzmanlar, Ukrayna'nın masada olmadığı bir anlaşmanın kalıcı olmayacağını belirtiyor. Ayrıca, Çin'in arabuluculuğu, Tayvan ve Güney Çin Denizi gibi konularda Batı ile yaşanan gerilimler nedeniyle şüpheyle karşılanıyor. Zirvenin olası tarihi ve katılımcıları henüz netleşmiş değil. Ancak Trump ve Putin'in açıklamaları, önümüzdeki dönemde diplomasi trafiğinin hızlanacağını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna savaşında denge politikası izleyerek hem Kiev hem de Moskova ile diyalog kanallarını açık tutmayı başardı. Ankara, tahıl koridoru anlaşması ve esir takasları gibi somut diplomatik başarılara imza attı. Trump ve Putin'in Zelenskiy'siz bir zirve sinyali, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zayıflatabilir; zira Çin'in devreye girmesi, Ankara'nın bölgesel etkisini sınırlayabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne verdiği destek ve Kırım Tatarlarının hakları konusundaki hassasiyeti, olası bir anlaşmada Kiev'in masada olması gerektiği yönündeki tutumunu koruyacaktır. İstanbul'un ev sahipliği yaptığı müzakerelerin ardından yeni bir formatın Çin'de denenmesi, Türk dış politikası için yeni bir denge arayışını gündeme getirebilir.