ABD'nin eski Başkanı Donald Trump döneminde uygulanan tartışmalı bir göçmenlik programı kapsamında Güney Sudan'a sınır dışı edilen Vietnam vatandaşı Phan, sekiz kişilik bir grupla birlikte mayıs ayında gönderildiği Afrika ülkesinden nihayet evine döndü. Phan'ın dönüşü, Trump yönetiminin sert göçmenlik politikalarının insani boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. Söz konusu program, belirli suç geçmişine sahip göçmenleri, ülkelerine iade edilemedikleri takdirde üçüncü ülkelere göndermeyi öngörüyordu. Phan'ın avukatı, müvekkilinin ABD'de yıllardır yaşadığını ve Vietnam'a dönmesinin mümkün olmadığını belirterek bu uygulamanın hukuki ve etik sorunlar yarattığını vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, 2017-2021 yılları arasında göçmenlik politikalarını sertleştirerek binlerce kişiyi sınır dışı etti. Özellikle suç kaydı bulunan göçmenlerin, menşe ülkeleri kabul etmediğinde üçüncü ülkelere gönderilmesi uygulaması, insan hakları örgütlerinin yoğun eleştirilerine hedef oldu. Phan ve diğer yedi Vietnamlı, bu kapsamda mayıs 2025'te Güney Sudan'a gönderildi. Ancak Güney Sudan'ın iç savaş ve insani krizle boğuşan bir ülke olması, bu kişilerin güvenliğini ciddi şekilde riske attı. Phan'ın avukatı, müvekkilinin Güney Sudan'da zor koşullar altında yaşadığını ve ülkeye uyum sağlamasının imkansız olduğunu belirtti. Uluslararası basında yer alan haberlere göre, Phan'ın dönüşü için Vietnamlı yetkililer ve ABD'li sivil toplum kuruluşları yoğun çaba harcadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, ABD'nin üçüncü ülkelere sınır dışı uygulamalarının uluslararası hukuk açısından sorgulanmasına yol açtı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), bu tür uygulamaların mülteci statüsündeki kişilerin korunmasını zayıflattığını ve geri gönderme yasağı (non-refoulement) ilkesini ihlal ettiğini belirtiyor. Güney Sudan, 2011'de bağımsızlığını kazanmasına rağmen etnik çatışmalar, kıtlık ve siyasi istikrarsızlıkla mücadele ediyor. Bu nedenle, ülkenin sınır dışı edilen kişiler için güvenli bir yer olarak kabul edilmesi mümkün değil. Phan'ın dönüşü, benzer durumda olan diğer göçmenler için umut ışığı olsa da, uygulamanın devam etmesi halinde daha fazla mağduriyet yaşanabileceği endişesi var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle göçmen hareketlerinin merkezinde yer alıyor ve AB ile yaptığı göç anlaşmaları kapsamında benzer yükümlülükler üstleniyor. Phan'ın yaşadığı süreç, Türkiye'ye sığınan ve üçüncü ülkelere yerleştirilme riski taşıyan göçmenler için de önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'nin, uluslararası hukuk çerçevesinde göçmenlerin güvenliğini sağlama yükümlülüğü bulunuyor. Bu tür uygulamaların, Türkiye'nin insan hakları karnesini ve AB ile ilişkilerini etkileyebileceği değerlendiriliyor. Ayrıca, Suriyeli göçmenlerin gönüllü geri dönüşleri konusunda yaşanan benzer tartışmalar, Phan davasıyla paralellik gösteriyor.