Amerika Birleşik Devletleri'nde başkanlık seçimlerine haftalar kala, Başkan Donald Trump'ın posta yoluyla oy kullanmaya yönelik ağır eleştirileri Cumhuriyetçi Parti (GOP) içinde yankı bulmuyor. Partili milletvekilleri, Trump'ın bu yöntemin güvenilirliğini sorgulayan çıkışlarının Cumhuriyetçi seçmenleri posta oylarından uzaklaştırmayacağı görüşünde birleşiyor. Yüksek Mahkeme'nin bu hafta aldığı bir karara göre, seçim gününe kadar postaya verilmiş ancak daha sonra ulaşan oy pusulaları geçerli sayılacak. Trump ise kararı 'çok tehlikeli' olarak nitelendirerek oy sayım sürecine müdahale edildiği uyarısında bulundu.
Gelişmenin arka planı
Posta yoluyla oy kullanma, ABD'de uzun yıllardır uygulanan yasal bir yöntem. Ancak Trump, bu yöntemin hileye açık olduğunu iddia ederek kendi tabanını posta oylarına karşı kışkırtıyor. Cumhuriyetçi milletvekilleri ise kamuoyu yoklamalarına atıfta bulunarak, parti seçmenlerinin bu konuda derin bir endişe taşımadığını belirtiyor. Temsilciler Meclisi'nden bir Cumhuriyetçi yetkili, 'Seçmenlerimiz oy kullanma yönteminden ziyade ekonominin durumu ve suç oranları gibi konulara odaklanmış durumda' dedi. Yüksek Mahkeme kararı ise özellikle pandemi nedeniyle posta oylarına başvuran vatandaşlar için belirsizliği ortadan kaldırdı.
Karar, Trump'ın 'seçim günü sonrasına kadar oy kullanma' olarak adlandırdığı uygulamaya son vermiyor; sadece posta damgası tarihi esas alınıyor. Parti içinde bazı isimler, Trump'ın bu kadar yüksek sesle itiraz etmesinin aslında seçmenlerin kafasını karıştırabileceğini ve katılımı düşürebileceğini düşünüyor. Ancak çoğunluk, tabanın zaten sıkı bir şekilde Trump'a bağlı olduğunu ve posta oylarına güvenmese bile oy vermekten vazgeçmeyeceğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'de posta oyları etrafında dönen bu tartışma, aslında demokratik süreçlere güvenin küresel ölçekte sorgulanmasına yol açıyor. Seçim güvenliği konusundaki endişeler yalnızca ABD'ye özgü değil. Avrupa Birliği ülkeleri ve diğer demokrasiler de pandemi döneminde posta veya elektronik oylama yöntemlerini yaygınlaştırırken benzer sorunlarla karşılaştı. Ancak Trump'ın bu kadar sert bir retorik kullanması, seçim sonuçlarının meşruiyeti konusunda uluslararası alanda soru işaretleri yaratabilir. Özellikle Çin ve Rusya gibi rakipleri, ABD demokrasisini zayıflatma çabalarında bu tür iç tartışmaları kullanabilir.
Bununla birlikte, GOP milletvekillerinin sakin tavrı, aslında partinin seçim stratejisini de yansıtıyor. Posta oylarının genellikle Demokrat seçmenler tarafından daha fazla tercih edildiği biliniyor. Cumhuriyetçiler bu alanda oy kaybetmemek için seçmenlerini erken veya yüz yüze oy kullanmaya teşvik ediyor. Trump'ın çıkışları ise belki de tam da bu nedenle tabanda bir tepki yaratmıyor: Seçmenler kendileri için en uygun yöntemi zaten biliyor.
Diğer yandan, Yüksek Mahkeme'nin kararı, muhafazakar çoğunluğa rağmen tarafsız bir yaklaşım olarak görüldü. Bu durum, Trump'ın kendi atadığı üç yargıca yönelik eleştirilerinin de önünü kesti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki posta oyları tartışması, Türkiye'nin seçim güvenliği ve demokratik süreçlerine doğrudan bir yansıma oluşturmasa da, küresel demokrasinin sağlığı açısından izlenmesi gereken bir gelişme. ABD seçimlerinin meşruiyeti, uluslararası sistemin istikrarı için kritik öneme sahip. Türkiye, ABD ile ikili ilişkilerinde sık sık kurumsal süreçlere güven vurgusu yapıyor; bu nedenle ABD'de seçim sürecine dair itirazlar, karşılıklı güveni etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'de de zaman zaman tartışılan posta oyu modeli, ABD deneyimi ışığında daha dikkatli ele alınabilir. Kısacası, bu gelişme küresel demokratik normlar açısından bir test niteliğinde.