Trump yönetimi, kasım ayındaki ara seçimler öncesinde posta yoluyla oy kullanmayı zorlaştıran düzenlemeleri savunmak üzere pazar günü ABD Yüksek Mahkemesi'ne yeniden başvurdu. Başvuru, eyaletlerin seçmenlere posta yoluyla oy pusulalarını göndermeye başladığı bir dönemde geldi. Yönetim, alt mahkeme kararlarının iptal edilmesini ve posta oylamasına erişimi kısıtlayan kuralların yürürlükte kalmasını talep ediyor.
Yasal mücadelenin arka planı
Trump ve müttefikleri, 2020 başkanlık seçimlerinden bu yana posta yoluyla oy kullanmaya yönelik asılsız yolsuzluk iddialarını sürdürüyor. Yönetim, federal mahkemelerin posta oylamasına ilişkin kuralları gevşetmesini engellemek için bir dizi davada Yüksek Mahkeme'ye başvurdu. Bu başvurular, genellikle alt mahkemelerin seçim kurallarını değiştirme yetkisini sorguluyor ve eyalet yasalarının sıkı bir şekilde uygulanmasını istiyor.
Yüksek Mahkeme, acil başvuruları genellikle hızlı bir şekilde karara bağlıyor. Mahkemenin muhafazakar çoğunluğu, geçmişte Trump yönetiminin posta oylamasına ilişkin taleplerini kısmen de olsa destekledi. Ancak mahkeme, seçim kurallarına müdahale konusunda isteksiz davranabileceğini de gösterdi. Bu başvuru, ara seçimlere sayılı haftalar kala yapıldığı için kritik önem taşıyor.
Demokratlar ve seçim hakları savunucuları, posta yoluyla oy kullanmanın pandemi sırasında güvenli ve yaygın bir yöntem olduğunu, kısıtlamaların ise seçmen katılımını baskılayacağını belirtiyor. Cumhuriyetçiler ise posta oylamasının dolandırıcılığa açık olduğunu öne sürüyor; ancak bu iddiayı destekleyen kapsamlı bir kanıt sunulmuş değil.
Seçim güvenliği ve küresel yankılar
ABD'deki posta oylaması tartışması, yalnızca iç siyasi bir mesele değil; aynı zamanda ülkenin demokratik imajını ve seçim güvenliği standartlarını da etkiliyor. Avrupa ve diğer bölgelerdeki gözlemciler, ABD seçim sistemine yönelik artan kutuplaşmayı yakından takip ediyor. Posta oylamasına erişimin kısıtlanması, özellikle genç seçmenler, azınlıklar ve düşük gelirli gruplar arasında katılımı düşürebilir. Bu da seçim sonuçlarının meşruiyeti konusunda uluslararası alanda soru işaretleri yaratabilir.
Öte yandan, Trump'ın Yüksek Mahkeme'ye başvurusu, mahkemenin son yıllarda artan siyasi rolünü bir kez daha gündeme getiriyor. Başkanın atadığı üç yargıçla birlikte mahkeme, muhafazakar bir çizgiye kaydı. Bu durum, seçim hukuku davalarında mahkemenin tarafsızlığına dair tartışmaları alevlendiriyor.
Ara seçimler yaklaşırken, her iki taraf da seçim kurallarını kendi lehine şekillendirmeye çalışıyor. Posta oylaması, bu mücadelenin merkezinde yer alıyor. Yüksek Mahkeme'nin vereceği karar, yalnızca kasım seçimlerini değil, aynı zamanda gelecekteki seçimlerde posta oylamasının kapsamını da belirleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki posta oylaması tartışması, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel demokrasi standartları ve seçim güvenliği açısından önemli bir gösterge. Türkiye, ABD ile stratejik ilişkilerinde seçim dönemlerinde istikrarı önemsiyor. Olası bir seçim krizi veya meşruiyet tartışması, iki ülke arasındaki diplomatik ve ekonomik ilişkileri dolaylı yoldan etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin iç siyasi kutuplaşması, NATO içindeki uyumu ve küresel liderlik kapasitesini zayıflatabilir. Türkiye, bölgesel konularda (Suriye, Doğu Akdeniz, Karadeniz) ABD ile işbirliği yaparken, istikrarlı bir Washington yönetimine ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle, seçim sürecinin sorunsuz işlemesi Türkiye'nin de çıkarına.