İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 4 Eylül'de Benito Mussolini'den bu yana ülkenin en uzun süre kesintisiz görev yapan başbakanı unvanını alacak. Meloni, popülist söylemi ılımlı politikalarla birleştirerek İtalya'nın siyasi istikrarını yeniden tesis etti. Bu denge, hem iç politikada hem de Avrupa Birliği sahnesinde dikkatle izleniyor.
Popülizmden ılımlılığa uzanan bir yol
Giorgia Meloni, 2022 sonunda iktidara geldiğinde, aşırı sağcı geçmişi ve sert söylemleriyle Avrupa başkentlerinde endişe yaratmıştı. Ancak görev süresi boyunca, özellikle ekonomik ve dış politika alanlarında pragmatik bir çizgi benimsedi. İtalya'nın AB içindeki konumunu korurken, göçmenlik ve aile değerleri gibi konularda muhafazakâr tabanını tatmin eden adımlar attı. Bu strateji, hem koalisyon ortaklarını bir arada tuttu hem de uluslararası yatırımcıların güvenini kazandı.
Meloni'nin başarısının ardında, İtalya'nın kronik siyasi istikrarsızlığına son verme vaadi yatıyor. Ülke, II. Dünya Savaşı sonrası dönemde 70'ten fazla hükümet değişikliği yaşadı. Meloni, bu döngüyü kırarak 4 Eylül'de iki yılı aşkın kesintisiz görev süresini tamamlayacak ve Mussolini'nin 1922-1943 arasındaki kesintisiz iktidarının ardından en uzun süre görevde kalan başbakan olacak. Bu, sembolik olduğu kadar siyasi bir başarı olarak da değerlendiriliyor.
Ekonomik alanda Meloni hükümeti, bütçe disiplinini koruyarak AB fonlarını etkin kullanma sözü verdi. İtalya'nın kamu borcu GSYH'nin %140'ını aşmış durumda. Buna rağmen Meloni, popülist harcama vaatlerinden kaçınarak mali piyasaları sakinleştirdi. Avrupa Merkez Bankası'nın faiz artırımlarına rağmen İtalya'nın borçlanma maliyetleri kontrol altında kaldı. Bu da Meloni'nin ekonomik yönetimini uluslararası alanda itibarlı kıldı.
Avrupa ve küresel dengelerde Meloni faktörü
Meloni'nin ılımlılaşması, Avrupa Birliği içindeki güç dengelerini de etkiliyor. Avrupa Parlamentosu'nda sağcı gruplar arasında köprü kurmaya çalışan Meloni, aşırı sağcı kimliğinden sıyrılarak muhafazakâr merkez sağın yeni lideri olma yolunda ilerliyor. Fransa'da Marine Le Pen ve Almanya'da AfD gibi partilerle mesafesini koruyor; Ukrayna'ya verdiği destek ve NATO'ya bağlılığıyla Batı ittifakı içinde güvenilir bir ortak olduğunu gösteriyor.
Göç konusunda ise Meloni, AB'nin sınır politikalarını sertleştirme yönünde baskı yapmaya devam ediyor. Akdeniz'deki göçmen krizine karşı alınan önlemler, insan hakları örgütlerinin eleştirilerine hedef oluyor. Ancak Meloni, bu politikaları Avrupa genelinde artan göç karşıtı eğilimlerle meşrulaştırıyor. Tunus ve Libya ile yapılan anlaşmalar, göç akışını azaltmayı amaçlıyor.
Meloni'nin liderliği, İtalya'nın G7 dönem başkanlığında da test edildi. Haziran 2024'teki G7 zirvesine ev sahipliği yapan Meloni, Ukrayna'nın toprak bütünlüğü, Gazze'de ateşkes ve yapay zekâ düzenlemeleri gibi konularda aktif rol aldı. ABD Başkanı Joe Biden ile kurduğu iyi ilişkiler, İtalya'nın transatlantik bağlarını güçlendirdi. Bu durum, Meloni'nin popülist geçmişine rağmen ana akım Batı siyasetinde kabul gördüğünü gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Meloni'nin popülizm ile ılımlılığı harmanlayan siyasi modeli, Türkiye için hem ilham verici hem de uyarıcı olabilir. İtalya'nın siyasi istikrarı, AB içinde Türkiye'nin pozisyonunu dolaylı olarak etkileyebilir. Meloni'nin göç konusundaki sert tutumu, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü göç diyaloğunda yeni parametreler yaratabilir. Ayrıca İtalya'nın ekonomik istikrarı, Türkiye ile ticari ilişkilerin güçlenmesine katkı sağlayabilir. Ancak Meloni'nin Akdeniz'deki enerji ve güvenlik politikaları, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarlarıyla çatışabilir. Türkiye, İtalya ile dengeli bir ilişki kurarak hem ekonomik iş birliğini hem de bölgesel diyalogu sürdürmelidir.