ABD Başkanı Donald Trump, Pazar günü İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarına ilişkin dikkat çekici bir açıklama yaparak, bu saldırıların "olmaması gerektiğini" söyledi. Trump, bölgesel bir barış anlaşmasının eli kulağında olduğunu vurgulasa da, daha önce aynı gün içinde imzalanacağını iddia ettiği anlaşmanın henüz gerçekleşmediğini teyit etmedi. Beyrut’taki saldırılar, İsrail ile Hizbullah arasındaki tansiyonun yeniden yükseldiği bir dönemde meydana geldi. Fransa 24 muhabiri Noga Tarnopolsky, Trump’ın bu sözlerinin ardındaki siyasi mesajı ve bölgesel dinamikleri analiz ediyor.
Trump'ın açıklamaları ve Beyrut saldırıları
Trump, Beyrut’taki saldırılara ilişkin yaptığı kısa açıklamada, “Bu saldırılar olmamalıydı” ifadelerini kullandı. Ancak Trump, bu sözleriyle İsrail’i mi yoksa Hizbullah’ı mı kastettiği konusunda net bir işaret vermedi. Beyrut’ta bir Hizbullah hedefine yönelik olduğu belirtilen saldırıda, bir kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. İsrail ordusu, saldırıyı doğrulamış ve Hizbullah’ın bir üst düzey komutanını hedef aldığını açıklamıştı. Bu saldırı, İsrail’in Lübnan topraklarına son yıllardaki en büyük müdahalesi olarak değerlendirildi. Trump, anlaşma konusunda iyimser olduğunu belirtirken, “Ortada bir anlaşma var ve biz bunu imzalamak üzereyiz. Bu, bölge için tarihi bir fırsat” dedi. Ancak anlaşmanın kapsamı ve tarafları hakkında ayrıntı vermedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump’ın barış anlaşması vaadi, geçmişteki İbrahim Anlaşmaları’na benzer şekilde İsrail ile Arap ülkeleri arasında normalleşmeyi öngörüyor olabilir. Ancak Beyrut saldırısı, bu tür bir anlaşmanın önündeki en büyük engellerden birini oluşturuyor: İsrail-Hizbullah çatışması. Hizbullah, İran’ın desteklediği bir örgüt olarak, İsrail’in bölgedeki en önemli düşmanlarından biri. Trump’ın açıklamaları, ABD’nin bölge politikasında bir yumuşama sinyali olarak yorumlanabilir. Ancak İsrail’in Beyrut’taki saldırısı, bu tür bir anlaşmanın ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Bölgedeki diğer aktörler, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail ile normalleşme konusunda hala istekli görünüyor. Ancak İran, bu süreci baltalamak için Hizbullah’ı kullanıyor olabilir. Trump’ın anlaşma konusundaki ısrarı, iç politikada da bir başarı olarak sunulmak istenebilir. Ancak uzmanlar, anlaşmanın imzalanması için taraflar arasında somut adımlar atılması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın Orta Doğu barış anlaşması vaadi ve Beyrut saldırıları, Türkiye'nin bölgedeki çıkarlarını doğrudan etkileyebilecek gelişmelerdir. Türkiye, İsrail ile Filistin arasında adil bir çözümün yanı sıra Lübnan'ın toprak bütünlüğünü savunmaktadır. Beyrut'a yapılan saldırı, Türkiye'nin itirazlarına rağmen İsrail'in sınır ötesi operasyonlarını sürdürdüğünü göstermektedir. Trump'ın anlaşma iddiası, Türkiye'nin dahil olmadığı bir sürecin ürünü olabilir. Ankara, İbrahim Anlaşmaları'nı Filistin davasını zayıflattığı gerekçesiyle eleştirmektedir. Bu nedenle, Türkiye'nin yeni bir anlaşmaya karşı mesafeli durması ve bölgesel denklemde kendi çıkarlarını korumak için alternatif diplomatik girişimlerde bulunması beklenir.