ABD Başkanı Donald Trump'ın görev performansını onaylayanların oranı, geçen hafta kaydedilen rekor düşük seviyeden 1 puan artarak yüzde 32'ye çıktı. Reuters/Ipsos tarafından Pazartesi günü yayımlanan ankete göre, ABD'li yetişkinlerin yüzde 66'sı başkanın işini onaylamıyor. Bu sonuç, anket şirketinin önceki hafta açıkladığı ve Trump'ın en düşük onay oranını gösteren verilere kıyasla hafif bir yükselişe işaret ediyor.
Anketin Ayrıntıları ve Siyasi Bağlam
Reuters/Ipsos'un 4-5 Şubat tarihlerinde gerçekleştirdiği anket, 1.000'den fazla ABD'li yetişkinle çevrimiçi olarak yapıldı. Katılımcıların yüzde 32'si Trump'ın performansını onaylarken, yüzde 66'sı onaylamadığını belirtti. Geri kalan yüzde 2'lik kesim ise kararsız olduğunu ifade etti. Anketin hata payı artı eksi 3 yüzde puan olarak hesaplandı.
Trump'ın onay oranı, göreve başladığı 20 Ocak 2025'ten bu yana dalgalı bir seyir izledi. İlk haftalarda yüzde 35 civarında olan onay oranı, özellikle göçmenlik politikaları ve kabine atamalarıyla ilgili tartışmaların ardından geçen hafta yüzde 31'e kadar gerilemişti. Bu düşüş, Trump'ın ilk dönemindeki en düşük seviyeleri de geride bırakmıştı. Ancak son anket, bu düşüşün kalıcı olmayabileceğini gösteriyor.
Ankete katılanların partilere göre dağılımı incelendiğinde, Cumhuriyetçilerin yüzde 70'inin Trump'ı onayladığı, Demokratların ise sadece yüzde 5'inin onay verdiği görülüyor. Bağımsız seçmenlerde ise onay oranı yüzde 28 seviyesinde. Bu tablo, ABD siyasetindeki derin kutuplaşmayı bir kez daha gözler önüne seriyor.
Anketin en çarpıcı sonuçlarından biri de ekonomiye dair. Katılımcıların yüzde 45'i ekonominin doğru yönde ilerlediğini düşünürken, yüzde 50'si yanlış yönde olduğunu belirtiyor. Trump'ın ekonomiyi yönetme konusundaki onay oranı ise yüzde 38'de kalıyor. Bu, başkanın genel onay oranının biraz üzerinde olsa da, halkın ekonomik performanstan tam olarak memnun olmadığını gösteriyor.
Göçmenlik politikaları ise en fazla tepki çeken alanlardan biri. Katılımcıların yüzde 55'i Trump'ın göçmenlik konusundaki tutumunu onaylamıyor. Özellikle sınır güvenliği ve sınır dışı etme politikaları, kamuoyunda geniş bir kesim tarafından eleştiriliyor. Buna karşın, Trump'ın destekçileri arasında bu politikalar hâlâ güçlü bir desteğe sahip.
Dış politika konusunda ise Amerikan halkı bölünmüş durumda. Trump'ın Çin'e yönelik sert tutumu, katılımcıların yüzde 42'si tarafından onaylanırken, yüzde 48'i onaylamıyor. NATO ve Avrupa müttefikleriyle ilişkiler konusundaki performansı ise yüzde 35 onay alırken, yüzde 55 onaylanmıyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Trump'ın onay oranlarındaki dalgalanmalar, ABD'nin iç siyasetinin yanı sıra küresel ekonomik ve diplomatik dinamikleri de etkiliyor. ABD'nin ticaret politikaları, özellikle Çin ile yaşanan gerginlik ve Avrupa Birliği'ne yönelik ek gümrük vergisi tehditleri, dünya piyasalarında belirsizlik yaratıyor. Trump'ın düşük onay oranları, uluslararası alanda ABD'nin taahhütlerinin sorgulanmasına yol açabilir.
Öte yandan, Trump'ın popülist söylemleri ve korumacı ekonomi politikaları, diğer ülkelerdeki benzer siyasi hareketleri de etkiliyor. Özellikle Avrupa'da yükselen sağ popülist partiler, Trump'ın söylemlerinden ilham alıyor. Bu durum, transatlantik ilişkilerde yeni gerilimlere kapı aralayabilir.
ABD'nin Orta Doğu politikaları da anket sonuçlarından bağımsız değil. Trump'ın İsrail'e verdiği koşulsuz destek ve İran'a yönelik yaptırımlar, bölgedeki dengeleri etkiliyor. Düşük onay oranlarına rağmen Trump'ın dış politikada elinin güçlü olduğu düşünülüyor, zira başkanlık sistemi gereği Kongre'nin onayı olmadan birçok adım atabiliyor.
Ancak 2026 ara seçimleri yaklaşırken, bu tür anket sonuçları Cumhuriyetçi Parti içinde endişe yaratabilir. Temsilciler Meclisi'ndeki dar çoğunluk, bazı Cumhuriyetçi milletvekillerini Trump'tan uzaklaşmaya itebilir. Bu da başkanın yasama gündemini zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın onay oranlarındaki değişim, Türkiye-ABD ilişkilerini doğrudan etkileyen bir faktör olmasa da, Washington'ın dış politika önceliklerini ve karar alma süreçlerini şekillendirebilir. Düşük onay oranları, Başkan'ın iç politikada zayıf görünmesine yol açarak, dış politikada daha agresif veya temkinli adımlar atmasına neden olabilir. Türkiye açısından kritik konular arasında F-16 satışı, Suriye'deki YPG/PKK varlığı, FETÖ ile mücadele ve ekonomik ilişkiller yer alıyor. Trump'ın Kongre ile ilişkileri ve kamuoyu desteği, bu konularda atılacak adımların hızını ve kapsamını etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin iç siyasi istikrarı, küresel ekonomik dalgalanmalar yoluyla Türkiye ekonomisini de dolaylı olarak etkileyebilir.