ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranı, yeni bir anketin sonuçlarına göre görev süresi boyunca en düşük seviyesine geriledi. Ankete katılanların yalnızca yüzde 40'ı Trump'ın performansını onaylarken, yüzde 55'i onaylamadığını belirtti. Bu düşüşün arkasında, Şubat ayında başlatılan İran savaşı ve beraberinde getirdiği ekonomik sıkıntılar yatıyor. Özellikle Cumhuriyetçi Parti tabanındaki memnuniyetsizlik, savaşın uzaması ve benzin ile motorin fiyatlarındaki artışla birlikte hızla yükseldi.
İran Savaşı ve Ekonomik Yansımaları
Trump yönetimi, Şubat ayında İran'a yönelik askeri operasyonların başladığını duyurmuştu. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, operasyonun İran'ın nükleer programını durdurmayı ve bölgedeki istikrarı sağlamayı amaçladığı belirtilmişti. Ancak aradan geçen aylarda savaşın beklenenden uzun sürmesi, ABD ekonomisi üzerinde ciddi baskılar oluşturdu. Petrol arzında yaşanan kesintiler, akaryakıt fiyatlarını rekor seviyelere taşıdı. Ülke genelinde benzin fiyatları galon başına ortalama 5 doların üzerine çıkarken, dizel fiyatları da tarihi zirveleri gördü. Bu durum, özellikle orta ve düşük gelirli hanelerin bütçelerini zorlarken, enflasyon oranında da yükselişe neden oldu.
Ekonomistler, enerji maliyetlerindeki artışın tedarik zincirleri üzerinden diğer sektörlere de yayıldığını ve gıda fiyatlarını yukarı çektiğini vurguluyor. Federal Reserve'in faiz artırımı sinyalleri vermesine rağmen piyasalardaki dalgalanma sürüyor. Anket sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 62'si ekonomiyi 'kötü' olarak değerlendiriyor ve yüzde 58'i Trump'ın ekonomi politikalarını onaylamıyor. Bu oran, Trump'ın başkanlığının ilk dönemindeki en yüksek memnuniyetsizlik seviyesi olarak kayıtlara geçti.
Cumhuriyetçi Tabanında Çatlak
Savaşın başlamasından bu yana Cumhuriyetçi seçmenler arasında da belirgin bir hoşnutsuzluk gözlemleniyor. Ankete katılan Cumhuriyetçilerin yüzde 28'i Trump'ın İran politikasını onaylamadığını belirtirken, yüzde 35'i ekonomik gidişattan endişeli olduğunu ifade etti. Bu oranlar, partinin geleneksel olarak güçlü olduğu kırsal kesimlerde ve enerji sektörü çalışanları arasında daha da yüksek. Bazı Cumhuriyetçi senatörler, kamuoyu önünde olmasa da kapalı kapılar ardında yönetimin savaş stratejisini sorgulamaya başladı. Özellikle 2026 ara seçimleri öncesinde parti içi birliği sağlama çabaları, artan halk baskısıyla zorlaşıyor.
Demokrat Parti cephesinde ise eleştiriler daha sert. Parti sözcüleri, Trump'ın dış politikasının ülkeyi gereksiz bir savaşa sürüklediğini ve Amerikan halkının refahını tehlikeye attığını savunuyor. Son anket, Trump'ın genel onay oranının yüzde 40'a düşmesiyle birlikte, bağımsız seçmenler arasında da erime olduğunu gösteriyor. Bağımsızların yalnızca yüzde 32'si Trump'ı destekliyor; bu oran bir önceki ankette yüzde 41 idi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'deki bu siyasi çalkantı, küresel dengeleri de etkiliyor. İran savaşı, Orta Doğu'da yeni bir istikrarsızlık dalgası yarattı. Petrol fiyatlarındaki dalgalanma, Avrupa ve Asya ekonomilerini de vurdu. NATO müttefikleri, Washington'un bölgedeki askeri varlığını sorgularken, Rusya ve Çin gibi aktörler, ABD'nin iç sorunlarından faydalanarak nüfuz alanlarını genişletme arayışında. Özellikle Çin, enerji ithalatında alternatif rotalar arayışını hızlandırdı ve İran ile olan ticaretini artırma sinyali verdi.
Avrupa Birliği ülkeleri, artan enerji maliyetleri ve mülteci akını riskiyle karşı karşıya. Almanya ve Fransa, İran nükleer anlaşmasının canlandırılması için diplomatik girişimlerde bulunsa da, Trump yönetiminin askeri müdahalesi bu çabaları gölgeliyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, taraflara itidal çağrısı yaparken, insani krizin derinleşmesinden endişe duyulduğunu belirtti.
Küresel piyasalarda ise belirsizlik hakim. Altın ve tahvil gibi güvenli limanlar değer kazanırken, hisse senedi piyasaları dalgalı bir seyir izliyor. Uluslararası Para Fonu, ABD'deki siyasi istikrarsızlığın küresel büyümeyi yavaşlatabileceği uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran savaşı ve ABD'deki siyasi dalgalanmadan doğrudan etkileniyor. Enerji ithalatının büyük bölümünü İran'dan karşılayan Türkiye, savaş nedeniyle petrol tedarikinde sıkıntı yaşayabilir ve cari açık artabilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik endişelerini derinleştiriyor; PKK/YPG gibi unsurların avantaj sağlaması riski var. ABD ile ilişkilerde yeni bir belirsizlik dönemi başlarken, Türkiye'nin denge politikası izlemesi ve alternatif enerji koridorları geliştirmesi kritik önem taşıyor. Ekonomik yansımalar ise enflasyon ve döviz kuru üzerinde baskı oluşturabilir.