Birleşmiş Milletler (BM) insan hakları araştırmacısı, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele gerekçesiyle denizde düzenlediği ölümcül saldırıların uluslararası hukuku ihlal ettiği sonucuna vardı. Araştırmacı, bu saldırıların insanlığa karşı suç teşkil edebileceğini belirtti. BM raporu, söz konusu operasyonların yargısız infaz niteliği taşıdığını ve uluslararası hukuk çerçevesinde meşru müdafaa kapsamında değerlendirilemeyeceğini ortaya koyuyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD yönetimi, son yıllarda Orta ve Güney Amerika'dan Kuzey Amerika'ya uzanan uyuşturucu kaçakçılığı rotalarına yönelik deniz operasyonlarını yoğunlaştırdı. Özellikle Karayipler ve Doğu Pasifik'te, ABD Sahil Güvenlik ve Deniz Kuvvetleri unsurları, şüpheli uyuşturucu taşıyan tekneleri hedef alan operasyonlar düzenliyor. Trump yönetimi, bu operasyonları "uyuşturucu kartellerine karşı savaş" olarak çerçeveliyor ve ulusal güvenlik gerekçesiyle savunuyor. Ancak BM araştırmacısı, bu saldırıların hedef gözetmeksizin ve yargı süreci olmaksızın gerçekleştirildiğini, dolayısıyla uluslararası hukukun temel ilkelerini ihlal ettiğini vurguladı. Raporda, saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısına ilişkin net veri bulunmazken, ölümlerin "orantısız güç kullanımı" sonucu olduğu belirtiliyor. BM yetkilisi, bu tür eylemlerin devletlerin egemenlik alanları dışında gerçekleştirilmesinin hukuki sorunları daha da derinleştirdiğini ekledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin denizdeki uyuşturucu operasyonları, özellikle Latin Amerika ülkeleriyle zaman zaman gerilime yol açıyor. Meksika, Kolombiya ve Venezuela gibi ülkeler, ABD'nin kendi karasularına yakın bölgelerde düzenlediği operasyonları egemenlik ihlali olarak değerlendirebiliyor. BM raporu, uluslararası hukuk açısından bağlayıcı olmasa da, ABD'nin uluslararası kamuoyu nezdinde eleştirilmesine zemin hazırlayabilir. Ayrıca, bu tür tek taraflı askeri müdahaleler, uluslararası hukukun geleceği açısından emsal teşkil edebilir. Uzmanlar, benzer operasyonların diğer ülkeler tarafından da gerekçe olarak kullanılabileceği uyarısında bulunuyor. BM İnsan Hakları Konseyi'nin konuyu gündemine alması durumunda, ABD'nin müttefikleriyle yaşayabileceği diplomatik sıkıntılar da gündeme gelebilir. Öte yandan, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede uluslararası işbirliğinin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor; ancak yöntem konusundaki anlaşmazlıklar devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BM'nin ABD'nin deniz operasyonlarına yönelik eleştirisi, Türkiye'nin de yakından takip ettiği bir uluslararası hukuk tartışmasını derinleştiriyor. Türkiye, son yıllarda Doğu Akdeniz ve Ege'de benzer şekilde egemenlik ve deniz yetki alanı ihlalleriyle karşı karşıya. ABD'nin uluslararası hukuku ihlal ettiği yönündeki bir BM tespiti, Ankara'nın kendi haklı tezlerini savunurken elini güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadeledeki kararlı tutumu ve uluslararası işbirliğine verdiği önem, bu tür yasa dışı eylemlerin meşruiyetini sorgulatıyor. Rapordaki "insanlığa karşı suç" vurgusu, küresel adalet arayışında önemli bir referans olabilir ve Türkiye'nin çok taraflı platformlarda savunacağı bir argüman haline gelebilir.