ABD Başkanı Donald Trump'ın kamuoyu onay oranı, ikinci döneminin en düşük seviyesine geriledi. Son anketler, Trump'ın popülaritesindeki düşüşün, ekonominin durumu ve dış politika kararlarına yönelik endişelerden kaynaklandığını gösteriyor. Bu gelişme, başkanlığının kritik bir dönemecinde yaşanırken, hem iç siyasette hem de uluslararası alanda yankı uyandırdı.
Anket Verileri ve Düşüşün Nedenleri
Çeşitli anket kuruluşlarının derlediği verilere göre, Trump'ın onay oranı son haftalarda belirgin bir şekilde azaldı. Özellikle ekonomik belirsizlikler, ticaret politikaları ve göçmenlik konusundaki tartışmalar, seçmenlerin başkana olan güvenini sarsıyor. Uzmanlar, enflasyonun hala yüksek seyretmesi ve işsizlik oranlarındaki dalgalanmaların, başkanın ekonomik yönetimine duyulan güveni azalttığını belirtiyor.
Buna ek olarak, Trump'ın dış politikada izlediği agresif tutum, özellikle ticaret savaşları ve ittifak ilişkilerindeki gerilimler, hem muhalefet hem de bazı Cumhuriyetçi seçmenler arasında hoşnutsuzluk yaratıyor. Anketler, başkanın özellikle genç seçmenler ve kentli orta sınıf arasında desteğini kaybettiğini ortaya koyuyor.
Siyasi Yansımalar ve Bölgesel Etkiler
Trump'ın onay oranındaki bu düşüş, 2026 ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti için endişe verici bir tablo çiziyor. Parti içinde, başkanın popülaritesindeki azalmanın, Kongre'deki çoğunluğu riske atabileceği yorumları yapılıyor. Demokratlar ise bu durumu, Trump'ın politikalarına karşı bir güven oylaması olarak değerlendiriyor ve 2028 başkanlık seçimleri için umutlanıyor.
Uluslararası alanda, ABD'nin liderlik rolüne yönelik soru işaretleri artıyor. Özellikle NATO müttefikleri ve Ortadoğu'daki ortaklar, Trump'ın değişken kararlarının ABD'nin güvenilirliğini zedelediğini düşünüyor. Bu durum, küresel dengelerde belirsizliğe yol açarken, Çin ve Rusya gibi rakiplerin elini güçlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın onay oranındaki düşüş, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir döneme işaret edebilir. Başkanın zayıf iç siyasi konumu, dış politikada daha öngörülemez adımlar atmasına neden olabilir. Türkiye, özellikle Suriye'nin kuzeyindeki PKK/YPG'ye yönelik ABD desteği ve F-16 satışları gibi konularda, Trump yönetiminin baskısı altında. Öte yandan, Kongre'deki dengelerin değişmesi, Türkiye'ye yönelik yaptırım kararlarının şekillenmesinde etkili olabilir. Türk dış politikası, bu belirsizlik ortamında, hem ABD ile iş birliğini sürdürmeye hem de bölgesel çıkarlarını korumaya çalışacak.