ABD'de 2026 ara seçimlerine iki hafta kala, Başkan Donald Trump'ın onay oranı, Senato yarışlarının başa baş gittiği yedi kritik eyalette olumsuz bir tablo çiziyor. Anket verilerine göre, bu eyaletlerde seçmenlerin önemli bir kısmı Trump'ın performansından memnun değil. Bu durum, Cumhuriyetçi Parti'nin Senato çoğunluğunu koruma hedefini zorlaştırabilir. Seçim kampanyaları hız kazanırken, her iki parti de bu eyaletlerde yoğun bir mücadele yürütüyor.
Yedi Eyalette Başa Baş Mücadele
Anketlere göre, Senato seçimlerinin başa baş gittiği yedi eyalet şunlar: Arizona, Georgia, Michigan, Nevada, New Hampshire, Pennsylvania ve Wisconsin. Bu eyaletler, hem Başkanlık seçimlerinde hem de Senato yarışlarında genellikle salıncak eyaletler olarak biliniyor ve sonuçları ulusal dengeleri belirleyebiliyor. Trump'ın bu eyaletlerdeki onay oranının düşük olması, Cumhuriyetçi adaylar için dezavantaj oluşturabilir. Özellikle bağımsız seçmenler ve ılımlı Cumhuriyetçiler nezdinde Trump'a yönelik olumsuz algı, parti içi dinamikleri etkileyebilir.
2026 ara seçimleri, Temsilciler Meclisi'nin tüm 435 üyesi ve Senato'nun 100 üyesinden 34'ünün yenilenmesi açısından kritik. Cumhuriyetçiler, Senato'daki çoğunluklarını korumak için bu yedi eyalette en az birkaçını kazanmak zorunda. Ancak Trump'ın düşük onay oranı, seçmen katılımını ve tercihlerini etkileyerek bu hedefi riske atabilir. Demokratlar ise bu durumu avantaja çevirmek için Trump karşıtı söylemi ön plana çıkarıyor.
Anket şirketlerinin verilerine göre, Trump'ın ulusal onay oranı da son aylarda dalgalı bir seyir izliyor. Ekonomik endişeler, göç politikaları ve sosyal konulardaki tartışmalar, seçmen davranışını şekillendiriyor. Özellikle kadın seçmenler ve gençler arasında Trump'a yönelik olumsuz görüşlerin arttığı belirtiliyor. Bu demografik eğilimler, sadece Senato değil, Temsilciler Meclisi seçimlerinde de belirleyici olabilir.
Seçim Dinamikleri ve Olası Sonuçlar
Ara seçimler, genellikle iktidardaki partinin kayıp yaşadığı bir dönem olarak bilinir. Tarihsel olarak, başkanın partisi ilk ara seçimlerde ortalama 25 sandalye kaybediyor. Ancak bu sefer Cumhuriyetçiler, Trump'ın 2024'teki zaferinin ardından ivmeyi korumak istiyor. Yine de anketler, özellikle salıncak eyaletlerde Cumhuriyetçi adayların zorlandığını gösteriyor. Örneğin, Pennsylvania'da yapılan son anketlerde Cumhuriyetçi adayın Demokrat rakibinin gerisinde olduğu görülüyor. Benzer şekilde Michigan ve Wisconsin'de de yarış başa baş seyrediyor.
Demokratlar ise Trump'ın düşük onay oranını kullanarak, seçmenlere "Trump gündemi" yerine kendi politikalarını sunuyor. Özellikle sağlık, eğitim ve iklim değişikliği gibi konularda fark yaratmaya çalışıyorlar. Ayrıca, seçim güvenliği ve demokrasi söylemi de Demokrat kampanyalarının merkezinde yer alıyor. Cumhuriyetçiler ise ekonomi, sınır güvenliği ve suç konularını öne çıkararak seçmen tabanlarını konsolide etmeye çalışıyor.
Seçim sonuçları, sadece ABD iç siyaseti için değil, küresel siyaset için de önemli sonuçlar doğuracak. Senato'nun kontrolü, dış politika, ticaret anlaşmaları ve uluslararası kurumlarla ilişkilerde belirleyici olacak. Eğer Cumhuriyetçiler Senato'yu kaybederse, Başkan Trump'ın yasama gündemi ciddi şekilde sekteye uğrayabilir. Demokratlar ise Senato'yu kazanmaları halinde, Trump'ın atadığı yargıçları ve üst düzey yetkilileri onaylama sürecinde frenleyici bir rol üstlenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ara seçim sonuçları, Türkiye-ABD ilişkilerini de yakından ilgilendiriyor. Senato'nun kontrolünün değişmesi, özellikle savunma işbirlikleri, F-16 satışları ve Suriye politikası gibi konularda Türkiye'nin elini etkileyebilir. Cumhuriyetçilerin Senato'yu kaybetmesi, Biden döneminde yaşanan gerilimlerin yeniden alevlenmesine yol açabilir. Ayrıca, ABD'nin iç siyasi belirsizliği, küresel ekonomik istikrarı ve ticaret ortaklıklarını da etkileyerek Türkiye ekonomisi üzerinde dolaylı baskı oluşturabilir. Bu nedenle, Türk dış politikası açısından ABD'deki seçim sonuçları dikkatle izlenmeli.