ABD Başkanı Donald Trump'ın görev onay oranı, 2026 ara seçimlerine dört hafta kala, Senato'da rekabetin yaşandığı kritik eyaletlerin neredeyse tamamında negatif bölgede bulunuyor. Son anketler, Trump'ın özellikle bağımsız seçmen ve ılımlı Cumhuriyetçiler nezdinde eridiğini gösterirken, Beyaz Saray ve Kongre'deki Cumhuriyetçiler için alarm zilleri çalıyor. Ülke genelinde ortalama onay oranı yüzde 40'ın altına inmiş durumda ve bu durum, 3 Kasım 2026'da yapılacak ara seçimlerde Cumhuriyetçi Parti'nin Senato'daki çoğunluğunu koruma şansını ciddi şekilde tehdit ediyor.
Salıncak Eyaletlerde Tablo: Onay Oranları Su Altında
RealClearPolitics ve FiveThirtyEight gibi anket takip sitelerinin derlediği verilere göre, 2026'da Senato koltuğunu savunacak veya ele geçirmeye çalışacak her iki partinin de rekabet ettiği eyaletlerde Trump'ın net onayı negatif. Örneğin, Pensilvanya'da Trump'ın onay oranı yüzde 42'ye karşı yüzde 55 onaylamıyorum şeklinde; Michigan'da yüzde 41'e yüzde 56; Wisconsin'de yüzde 40'a yüzde 57; Georgia'da yüzde 43'e yüzde 54; Arizona'da yüzde 42'ye yüzde 55; Nevada'da ise yüzde 41'e yüzde 56. Bu eyaletlerin tamamı, 2020 ve 2024 seçimlerinde kıl payı farklarla belirlenmiş ve Senato çoğunluğu için kilit önem taşıyor. Cumhuriyetçilerin savunması gereken koltuklar arasında Pensilvanya, Wisconsin, Ohio, Kuzey Karolina ve Florida gibi eyaletler bulunuyor; Demokratlar ise Michigan, Georgia, Arizona ve Nevada'yı hedefliyor.
Anketlerdeki bu olumsuz tablo, Trump'ın 2024 başkanlık seçimlerini kazanmasına rağmen görevdeki ilk iki yılında halk desteğini konsolide edemediğini gösteriyor. Ekonomik endişeler, enflasyonun kalıcılığı, göçmenlik politikalarındaki tartışmalar ve kültürel savaşlar, bağımsız seçmenleri Cumhuriyetçi adaylardan uzaklaştırıyor. Özellikle banliyölerde yaşayan eğitimli seçmenler arasında Trump'ın popülaritesi düşük seyrediyor. Bu durum, Senato yarışlarında Cumhuriyetçi adayların Trump ile aralarına mesafe koyma çabasını da beraberinde getiriyor; ancak Trump'ın tabanı üzerindeki etkisi, adayların ondan tamamen kopmasını zorlaştırıyor.
Demokratlar ise bu anketleri avantaja çevirmeye çalışıyor. Parti stratejistleri, Trump'ın onay oranındaki zayıflığı, adaylarının kampanya mesajlarında kullanarak "Trump'ın gündemi değil, sizin gündeminiz" sloganıyla bağımsız ve ılımlı seçmeni kazanmayı hedefliyor. Demokratların elinde Senato'da şu an 47 koltuk bulunuyor; 2026'da 33 koltuk yenilenacak ve Cumhuriyetçilerin 53 koltuğu var. Demokratların çoğunluğu ele geçirmesi için net dört koltuk kazanması gerekiyor (Başkan Yardımcısı'nın eşitlik bozucu oyu olmadan). Bu da tam olarak yukarıda sayılan salıncak eyaletlerdeki performansa bağlı.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
ABD'deki ara seçim sonuçları, sadece iç politika değil, küresel dengeler açısından da büyük önem taşıyor. Eğer Cumhuriyetçiler Senato'yu kaybederse, Başkan Trump'ın yasama gündemi felç olabilir; dış politika alanında ise özellikle Ukrayna'ya askeri yardım, NATO taahhütleri ve Çin'e yönelik ticaret savaşları gibi konularda Kongre'den geçmesi gereken bütçe ve yasalar sekteye uğrayabilir. Demokratların kontrolündeki bir Senato, Trump'ın atadığı bürokratları ve yargıçları da engelleyebilir. Ayrıca, 2026 ara seçimleri 2028 başkanlık seçimleri öncesi bir referandum niteliği taşıyor; Trump'ın zayıflığı, Cumhuriyetçi Parti içinde alternatif liderlik arayışlarını hızlandırabilir.
Avrupa ve Asya başkentleri, Washington'daki güç dengesini yakından izliyor. NATO müttefikleri, ABD'nin savunma harcamaları ve güvenlik taahhütlerinde istikrar bekliyor. Orta Doğu'da İsrail-İran gerilimi, Gazze'deki insani kriz ve Suriye'deki istikrarsızlık gibi dosyalarda ABD'nin pozisyonu Kongre'deki çoğunluğa bağlı olarak değişebilir. Küresel piyasalar da seçim belirsizliğinden etkileniyor; dolar ve tahvil faizlerinde oynaklık artabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ara seçimleri, Türkiye-ABD ilişkilerini doğrudan etkileyecek. Senato'da Cumhuriyetçilerin çoğunluğu kaybetmesi, özellikle F-16 satışı, Halkbank davası, PKK/YPG'ye verilen destek ve S-400 yaptırımları gibi konularda Ankara'nın elini güçlendirebilir. Demokratların kontrolündeki bir Senato, Türkiye'ye yönelik yaptırım tehditlerini artırabilir; ancak aynı zamanda insan hakları ve demokrasi vurgusuyla Türkiye'ye mesafeli durabilir. Trump'ın zayıflaması, Erdoğan ile kurduğu kişisel ilişkinin de değerini düşürebilir. Türkiye, 2026 sonrası Washington'da dengeleri yeniden ayarlamak zorunda kalabilir. Seçim sonucu, Suriye'deki YPG varlığı, Doğu Akdeniz enerji denklemleri ve Karadeniz güvenliği gibi başlıklarda belirleyici olacak.