ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, Ortadoğu'da devam eden savaşın hedefleri konusunda belirgin bir görüş ayrılığı yaşanıyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalara göre Trump, İsrail'in Lübnan ve İran'a yönelik askeri operasyonlarının bir an önce sonlandırılmasını isterken, Netanyahu savaşın İran'ın nükleer programı tamamen etkisiz hale getirilene kadar sürmesi gerektiğini savunuyor. Bu anlaşmazlık, iki müttefik ülke arasında son yılların en ciddi diplomatik gerilimlerinden birine işaret ediyor.
Trump'ın ateşkes baskısı ve Netanyahu'nun direnci
Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri, Başkan'ın özellikle son haftalarda Netanyahu'ya doğrudan telefon görüşmeleri ve özel elçiler aracılığıyla ateşkes çağrısında bulunduğunu doğruladı. Beyaz Saray kaynaklarına göre Trump, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını tamamlamış olduğunu düşünüyor ve şimdi Lübnan ile İran'a yönelik saldırıların bölgesel bir savaşa dönüşme riskini artırdığı konusunda uyarıyor. Öte yandan Netanyahu, İran'ın nükleer tesislerine yönelik saldırıların askeri hedeflere ulaştığını ancak tam güvenlik sağlanana kadar durmayacaklarını belirtiyor. İsrail savunma yetkilileri, İran'ın devrim muhafızlarına ait üslerin büyük ölçüde imha edildiğini ancak Tahran'ın hâlâ nükleer programa devam edebilecek kapasiteye sahip olduğunu ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu ikili anlaşmazlık, sadece ABD-İsrail ilişkilerini değil, aynı zamanda bölgenin geleceğini de şekillendiriyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Arap ülkeleri, Trump'a ateşkes konusunda destek verirken, İran destekli grupların faaliyet gösterdiği Yemen, Suriye ve Irak'ta gerilim tırmanıyor. Rusya ve Çin ise BM Güvenlik Konseyi'nde İsrail'i kınayan kararlar alınması için çaba harcıyor. Uzmanlar, Trump'ın özellikle 2024 seçimleri öncesinde savaşın sona ermesini istediğini, çünkü yüksek petrol fiyatları ve bölgesel istikrarsızlığın Amerikan ekonomisini olumsuz etkilediğini belirtiyor. Netanyahu ise İsrail iç siyasetinde savaşın devamını meşruiyet kaynağı olarak kullanıyor ve koalisyon hükümetinin dağılmaması için askeri operasyonları sürdürme ısrarını koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem ABD hem de İsrail ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışırken, bölgesel bir savaşın derinleşmesi doğrudan güvenlik riski oluşturuyor. Özellikle İran sınırına yakınlık ve Lübnan'daki vatandaşlarının durumu, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Ayrıca Yemen ve Suriye'deki İran bağlantılı grupların olası saldırıları, sınır güvenliğini tehdit edebilir. Türkiye'nin enerji ithalatında kritik rol oynayan Basra Körfezi ve Kızıldeniz'deki ticaret yolları da savaşın uzaması halinde kesintiye uğrayabilir. Bu nedenle Ankara, tüm tarafları itidale çağırarak diplomasi kanallarını açık tutuyor ve bölgesel bir çatışmanın en az zararla atlatılması için girişimlerde bulunuyor.