ABD Başkanı Donald Trump, İsrail'de 27 Ekim'de yapılacak genel seçimler öncesinde Başbakan Binyamin Netanyahu'yu açıkça desteklemedi. Uzun yıllara dayanan kişisel ve siyasi ilişkilerine rağmen Trump'ın bu temkinli tutumu, İsrail kamuoyundaki değişen eğilimler ve Netanyahu'nun karşı karşıya olduğu siyasi belirsizliklerle ilişkilendiriliyor. Beyaz Saray'dan henüz resmi bir açıklama gelmezken, Trump'ın seçim sonuçlarını bekleme stratejisi izlediği yorumları yapılıyor.
İlişkilerin Arka Planı ve Seçim Dinamikleri
Trump ile Netanyahu arasındaki ilişki, Trump'ın başkanlığı döneminde (2017-2021) oldukça yakın bir seyir izlemişti. ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması, Golan Tepeleri üzerindeki İsrail egemenliğini kabul etmesi ve İbrahim Anlaşmaları gibi kritik adımlar bu dönemde atıldı. Ancak 2020 seçimlerinde Trump'ın yenilgisinin ardından Netanyahu'nun Joe Biden'ı erken tebrik etmesi, ikili ilişkilerde soğukluk yarattığı iddia edilmişti. Şimdi ise Trump, yeniden başkanlık yarışına girerken İsrail siyasetine doğrudan müdahil görünmekten kaçınıyor.
İsrail'de 27 Ekim seçimleri, ülkenin son dört yılda beşinci kez sandık başına gidişi olacak. Netanyahu'nun liderliğindeki Likud Partisi, anketlerde inişli çıkışlı bir grafik sergiliyor. Son kamuoyu araştırmaları, Netanyahu'nun yargı reformu ve yolsuzluk davaları etrafındaki tartışmaların seçmen davranışını etkilediğini gösteriyor. Ayrıca alternatif sağ partilerin yükselişi ve merkez sol blokun toparlanma çabaları, seçim sonuçlarını belirsiz kılıyor. Trump'ın bu belirsizlik ortamında açık destek vermekten kaçınması, olası bir Netanyahu yenilgisinde ABD'nin yeni hükümetle çalışma esnekliğini koruma amacı taşıyor.
Trump'ın temkinli tutumu, aynı zamanda ABD iç siyasetiyle de bağlantılı. 2024 başkanlık seçimlerine hazırlanan Trump, Evanjelik Hristiyan tabanını memnun etmek ile İsrail'deki gelişmelere aşırı angaje görünmemek arasında denge kurmaya çalışıyor. Öte yandan, Demokrat Parti içindeki İsrail eleştirisi artarken, Trump'ın Netanyahu'ya mesafeli duruşu, ileride olası bir müzakere pozisyonu için alan yaratabilir.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İsrail seçimleri, sadece ülke içi siyaseti değil, Orta Doğu'nun genel dengelerini de yakından ilgilendiriyor. Netanyahu'nun yeniden seçilmesi halinde yargı reformu ve Filistin politikalarında daha sert bir çizgi izlemesi beklenirken, muhalefetin kazanması durumunda ABD-İsrail ilişkilerinde ve bölgesel anlaşmalarda yeni bir sayfa açılabilir. Özellikle Suudi Arabistan ile normalleşme görüşmeleri, seçim sonuçlarından doğrudan etkilenecek. Trump'ın seçim sonrası dönemde İsrail'e yönelik politikasını, kimin başbakan olacağına göre şekillendirmesi muhtemel.
Uluslararası kamuoyu, Trump'ın bu tavrını, ABD'nin Orta Doğu'daki geleneksel müttefiklik ilişkilerinde bir esneklik arayışı olarak okuyor. Ancak Trump'ın kişisel ilişkileri siyasete dönüştürme konusundaki geçmiş performansı, seçim sonrası dönemde Netanyahu ile yeniden yakınlaşabileceği ihtimalini de gündemde tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'de 27 Ekim seçimleri ve ABD'nin tutumu, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından yakından izlenmesi gereken bir süreç. Netanyahu hükümetinin özellikle Gazze ve Doğu Kudüs politikaları, Türkiye-İsrail ilişkilerinde gerilim kaynağı olmayı sürdürüyor. Trump'ın Netanyahu'ya mesafeli duruşu, ABD'nin bölgedeki dengeleri yeniden ayarlama çabası olarak yorumlanabilir. Türkiye, seçim sonrası İsrail hükümetinin Filistin politikalarına ve bölgesel normalleşme adımlarına göre pozisyon belirleyecek. Ayrıca ABD-İsrail ilişkilerindeki olası bir soğuma, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde yeni fırsatlar veya riskler doğurabilir. Enerji ve Doğu Akdeniz denkleminde de İsrail'in siyasi istikrarı kritik önemde.